Kur'an'ın tahrif olduğuna dair Sünni kaynaklarda geçen rivayetlerin kaynağı nedir? Sıhhat durumları nasıldır?

Tarih: 02.05.2014 - 08:11 | Güncelleme:

Soru Detayı

1 - Ayşe’den şöyle nakledilir: “Gerçekten de Ahzab süresi Peygamberin zamanında 200 ayet olarak okunurdu. Oysa şu an ondan elimizde bu olanlar kaldı.” Rağıbın naklettiği ayette 100 olarak gelmiştir. (Muhazırat-ı Rağıb İsfahani, c.2, s.4 ve 434)
2 - Ehli-i Sünnet'in önemli kaynaklarından olan Mu'cem-i Tabaranî'de sahih senetle yer alan bir hadise göre Ömer b. Hattab şöyle dedi: "Kur'an bir milyon yirmi altı bin harftir." (Ed-Dürr-ül Mensûr (Suyutî), C.6, s.422, Mecme-üz Zevâid (Heytemî), C.7, s.163, Kenz-ül Ummâl (MuttakîHindî), c.1, s.517, c.1, s.541)
3 - Heytemî Mecme-üz Zevâid, kitabında Ebu Musa Eş'arî'den şöyle nakletmektedir: "Berâet (Tevbe) suresine benzer bir sure inmişti ki sonradan kaldırıldı ve ben ondan sadece şu cümleyi ezberledim: "Hiç şüphesiz Allah, bu dini öyle kavimlerle teyid eder ki (bu dinde hiçbir) payları yoktur."
4 - Hüzeyfe dedi ki: "Sizin Tevbe suresi diye adlandırdığız, azap suresidir. Oysa siz şimdi bu surede bizim okuduğumuzun ancak dörtte birini okuyorsunuz. Mecme-üz Zevâid (Heytemî),
5 - Nafî İbn-i Ömer'den nakleder ki: "Hiçbiriniz ben "Kuran'ın tümünü öğrendim" demesin. Çünkü, ne biliyor Kuran'ın bir çoğu kaybolup gitmiştir. Sadece desin ki ben Kuran'dan ortada olan kısmını öğrendim." (bk. El-İtkan (Suyûtî), c.2, s.25)

- Bu ve bunlar gibi hadisleri Ehl-i Sünnet alimleri tilavet neshi yukarıdaki hadislerle asla bağdaşmayan yorumlarla durumu düzeltmeğe çalışmışlarsa da, düşünen anlaması kıt olmayan bir insan anlayabilirki ki bu tür hadislerden bir çoğu açıkça tahrifi bildirmekte ve yorumlarla da bağdaşmamaktadırlar. Bu ve benzi hadislere sizin bakış açınız nasıldır, bu hadislere dört elle sarılan dinsizlere ne cevap verirsiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Soruda geçen konulara şöyle cevap verilebilir:

Soru 1:

Ayşe’den şöyle nakledilir: “Gerçekten de Ahzab suresi Peygamberin zamanında 200 ayet olarak okunurdu. Oysa şu an ondan elimizde bu olanlar kaldı.” Rağıbın naklettiği rivayette 100 olarak gelmiştir. (Muhazırat-ı Rağıb İsfahani, c.2, s.4 ve 434)

Cevap 1:

Bazı rivayetlerde de Bakara suresi kadar (286 ayet) uzun olduğu bildirilmiştir.

- Önce bu hadis rivayeti zayıfır. (bk. Müsned, tahkik: Şuayb, el-Arnavut, Âdil Müşid, muessesetu’r-rsale, 1421/2001, ilgili yer, ilgili hadisin tahkiki)

- Bazı alimlerin bildirdiğine göre, -şayet bu gibi rivayetler sahih ise- bunun anlamı şudur; Kur’an’ın iddia edilen ayetleri önce inmiş daha sonra nesh edilmiş, -deyim yerindeyse- Allah tarafından bunlar rafa kaldırılmıştır. Bu ayetlerden bahsedenler ise, o sure veya ayetlerin ilk indiği durumdaki şekillerinden söz etmişlerdir. (bk. Kurtubî, 14/113)

- Bununla beraber, Ahzab suresinin büyük çoğunluğunun nesh edilmiş olmasının pek makul bir gerekçesi görülmemektedir. Ahzab suresi, hicretin beşinci yılında vuku bulan Hendek savaşından sonra inmiştir. Böyle bir surenin birkaç yıl içerisinde üçte ikisine yakın bir bölümünün nesh edilmiş olmasını anlamak mümkün değildir. Bu sebeple, bu âhad rivayetlerin doğruluğunda ciddi kuşkuların olmasında kuşku yoktur.

- “Kur an'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.” (Hicr, 15/9) mealindeki ayette açıkça ifade edilen ilahî koruma vadi karşısında, bu hükme ters düşen hiçbir rivayetin bir değeri olmaz.

- Abdurrahman el-Cezerî’nin de ifade ettiği gibi, bütün ümmetin ittifakıyla, mütevatir/en sağlam bir yolla bize kadar gelen Kur’an’ın ayetleri, böyle ahad/tek şahıstan gelen, mütevatir olmayan zayıf rivayetlerle ispat edilemez ve Kur’an olarak kabul edilemez. (bk. Cezerî, el-Fıkhu ala’l-Mezahibi’l-Arbaa, 4/257)

- Bu gibi zayıf bazı rivayetleri aktaranlar dahil, hiçbir İslam alimi elimizdeki mevcut Kur’an’dan bazı ayetlerin eksik olduğunu söylememiştir. O rivayetleri de -onlar da inanmadıkları halde- ilmin haysiyetini koruma adına duyduklarını yazmayı uygun görmüşler, fakat bunda hiç de isabet etmemişler.

- Hatta senet bakımından bu gibi rivayetler sahih de olsa, mütevatir hadis rivayetlerine aykırı olan bu gibi âhad hadislerin kabul edilmesi söz konusu değildir. Mütevatir ve ümmetin icmaıyla sabit olan mevcut Kur’an’a  aykırı düşen hiçbir rivayet değerlendirmeye alınmaz ve ona itibar edilmez. (Menahilu’l-irfan, 1/288,430-432)

Soru 2:

Ehli-i Sünnet'in önemli kaynaklarından olan Mu'cem-i Tabaranî'de sahih senetle yer alan bir hadise göre Ömer b. Hattab şöyle dedi: "Kur'an bir milyon yirmi altı bin harftir." [Ed-Dürr-ül Mensûr (Suyutî), C.6, s.422, Mecme-üz Zevâid (Heytemî), C.7, s.163, Kenz-ülUmmâl (Muttakî Hindî), c.1, s.517, c.1, s.541]

Cevap 2:

- İlgili  hadis rivayetinde Hz. Ömer, Peygamberimiz (asm)'den naklen “Kur’an’ın bir milyon yirmi yedi bin harf olduğunu.” bildirmiştir. (Mecmuatu’z-Zevaid, 7/163 / h. no: 11653)

- Eğer bu rivayet sahih ise bu sayıda da şüphe yoktur. Yalnız bu kadar var ki, “Hatt-ı Osmanî” de yazılan Kur’an ile diğer yazılarla yazılan Kur’an’ın harfleri farklılık gösterebilir. Örneğin, Fatiha suresindeki “M-L-K” kelimesi “Malik” de okunabilir, “Melik” de okuna bilir. Arapça’da, bu iki yazılımda “bir elif” fazla veya eksiktir. Kur’an’da bu gibi yazılımlar çoktur. Bunun için Hz. Peygambere (asm) iman eden bir kimse, onun ağzından çıktığına inandığı bir hususta tereddüt etmez.

- Bununla beraber, bu hadis rivayetinin zayıf olduğunda şüphe yoktur. Çünkü:

a) İlgili rivayetin aslı Taberani’dedir. (bk. Taberanî, Evsat,6/361)

Taberani “Bu rivayette Hafs b. Meysere teferrüd etmiş / tek kalmış.” sözüyle rivayetin zayıflığına işaret etmiştir.

- Hafs b. Meysere, bazı alimler tarafından “sika” diyenlerin yanında “zararsızdır” diyerek yanlış yapabileceğine işaret edenler de vardır. Ebu Hatim onun hadisinin yazılabileceğini söylemekle beraber, “vehim / yanlış yapabilir” demiştir. Ebu Davud onun hakkında "semada (hadis işitmede) zayıftır” demiştir.  Saci’ye göre, “Rivayetlerinde zafiyet vardır.” Ezdi’nin El-Ala’dan aktardığı bilgiye göre, bu zat “münker hadis rivayetlerine imza atmış ve bu yüzden de onun hadis alimleri onun aleyhinde konuşmuşlar/eleştirmişler.” (bk. İbn Hacer, Tahzib, 2419-420)

b) Hafız Heysemi de bu hadisin senedinde yer alan ve Taberani’nin şeyhi olan Muhammed b. Ubeyd b. Adem’in sağlam bir ravi olmadığına işaret etmiş ve Zehebi’nin bu rivayet yüzünden bu kişiyi (zayıf ravilere yer verdiği) “el-Mizan”ına aldığını belirtmiştir. (Zevaid, a.g.y)

c) İbn Hacer, bu şahsı, sorudaki bu hadisi kastederek “batıl bir haber rivayet etmiş” diyerek eleştirmiştir. (bk. İbn Hacer, Lisanu’l-Mizan, 5/276-77)

d) Hadisin devamında “Kim sabrederek, sevabını Allah’tan bekleyerek Kur’an okursa, ona her harfine mukabil bir huri verilecektir.” denilmektedir. Bu sayı, sahih hadislerde yer alan hurilerin sayısından sayısız defa fazladır. Kaldı ki, bir adam yüzlerce defa Kur’an’ı hatmedebilir. Bu takdirde milyarlarca hurinin kendisine verilmesi söz konusu olur ki, bu ne mantığa ne de İslam’ın ruhuna uygun değildir.

- Öyle zannediyoruz ki, İbn Hacer’in bu rivayet  için “batıl” demesinin önemli bir sebebi de bu akıl almaz “huri” sayısıdır.

Soru 3:

Heytemî Mecme-üz Zevâid, kitabında Ebu Musa Eş'arî'den şöyle nakletmektedir: "Berâet (Tevbe) suresine benzer bir sure inmişti ki sonradan kaldırıldı ve ben ondan sadece şu cümleyi ezberledim: "Hiç şüphesiz Allah, bu dini öyle kavimlerle teyid eder ki (bu dinde hiçbir) payları yoktur."

Cevap 3:

- Bu hadis rivayetine yer veren Heysemi “ravilerden Ali b. Zeyd’in zayıf bir ravi olduğunu” bildirmek suretiyle hadisin zayıf olduğuna işaret etmiştir.

- Alimlerin büyük çoğunluğu, Ali b. Zeyd’in zayıf bir ravi olduğunu, mutaasıb bir Şia olduğunu, rivayetlerine itibar edilmeyeceğini, üstelik evhama maruz kalan bir kimse olduğunu ve bu sebeple de yanlışı doğruya karıştırdığını bildirmişlerdir. (bk. İbn Hacer, Tehzib, 7/322324)

- Şüphesiz bir senette bir tek ravinin zayıf olması o rivayetin zayıf sayılması için yeterli sebeptir.

- Birçok hadis rivayetinde İbn Mesud, Abdullah b Amr b. As, Numan b. Mukrin (Teberani, el-Kebir), Hz. Enes ve Ebu Bekre’den (Zevaid, 5/302) yapılan rivayetlerde "Hiç şüphesiz Allah, bu dini öyle kavimlerle teyid eder ki (bu dinde hiçbir) payları yoktur." manasındaki ifadeye yer verildiği halde, hiç birisinde “Ahzab suresiyle” ilgili bir bilginin olmaması da bu rivayetin zayıf olduğunun göstergesidir.

-  Ahzab suresinin ayeti olduğu bildirilen “Hiç şüphesiz Allah, bu dini öyle kavimlerle teyid eder ki (bu dinde hiçbir) payları yoktur." manasındaki ifadenin Arapça’sının Kur’an’ın ayetlerine hiç benzememesi de bu rivayetin doğru olmadığının açık bir delilidir.

Soru 4:

Hüzeyfe dedi ki: "Sizin Tevbe suresi diye adlandırdığız, azap suresidir. Oysa siz şimdi bu surede bizim okuduğumuzun ancak dörtte birini okuyorsunuz. (Mecme-üz Zevâid (Heytemî).

Cevap 4:

Bu hadisi Hakim ve Suyuti de rivayet etmiş ve sahih olduğunu bildirmiştir. Zehebi de onu tasdik etmiştir. (bk. el-Mistedrek/et-Telhis, 2/331, Suyutî, ed-Durru’l-Mensur, 4/120)

- Bu gibi rivayetler hakkında iki şekilde değerlendirme yapılabilir.

Birincisi: Söz konusu ayetlerin neshedildiğini söylemek. İkincisi: Bu rivayetin sahih olmadığını kabul etmek.

- Çünkü, Kur’an’ın sure ve ayetlerinin sayısı ve tertibi dahi, tıpkı elimizdeki Mushaflarda olduğu gibi vahiy ile tespit edilmiştir. Alimlerin çoğu, değişik hadis rivayetlerini de göz önünde bulundurarak bu görüşü benimsemiş ve son çalışmalar da bunu desteklemiştir.

Ayetlerin Kur’an’daki mevcut tertibindeki sıralamanın, vahiy ile tespit edildiğine dair alimler arasında her hangi bir görüş ayrılığının bulunmadığı da söylenmiştir. (bk. Suyutî, İtkan, I/76-83)

Denilebilir ki, Kur’an ayetlerinin, elimizdeki Mushaflarda olduğu gibi, var olan tertibi / sıralanışı, vahiy ile tespit edildiğine dair, bütün ümmetin ittifakı vardır.

- Bilindiği gibi, Hz. Peygamber (asm), her sene Ramazan ayında, o güne kadar inmiş olan Kur’an’ı Hz. Cebrail ile karşılıklı olarak okurdu. Son Ramazan’da, bu karşılıklı okuma, iki defa gerçekleşmiştir.

Bakıllanî, İbn Enbârî gibi bir kısım alimler, Hz. Peygamber (asm)’in bu okuması, şu anda elimizdeki mevcut tertibe göre olup, ona temel teşkil ettiğini söylemişlerdir. (bk. İbn Hacer, Fethu’l-Barî, 9/42)

“Muhakka ki Kur’anı biz indirdik ve hiç şüphesiz onun koruyucusu da biziz.” (Hicr, 15/9)

mealindeki ayete iman eden bir kimsenin başkaca düşünme şansı da yoktur.

Soru 5:

Nafî İbn-i Ömer'den nakleder ki: "Hiçbiriniz ben 'Kuran'ın tümünü öğrendim.' demesin. Çünkü, ne biliyor Kur'an'ın bir çoğu kaybolup gitmiştir. Sadece desin ki, 'Ben Kur'an'dan ortada olan kısmını öğrendim.'" [bk. El-İtkan (Suyûtî), c.2, s.25]

Cevap 5:

Cevap için tıklayınız:

Hiç kimse Kur'an'ın tümünü elimde tutuyorum demesin rivayeti sahih midir?

İlave bilgi için tıklayınız:

Kurânın Korunmasında Üçlü Metot

Kur'an-ı Kerim'in yazılması, toplanması ve kitap haline getirilmesi ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun