Kudsi hadise göre Allah’ın her peygamberini koruması gerekmiyor mu?

Tarih: 25.08.2020 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

Allah (c.c.)’ın kavminin fenalığından kurtarmadığı Peygamberleri ile vereceğimiz kudsi hadisi nasıl düşünebiliriz? Halbuki eziyet gören, yaralanan hatta şehit olan peygamberler var. Kudsi hadis şöyle:
“Her kim (ihlas ile bana kulluk eden) bir dostuma düşmanlık ederse, ben de ona karşı harb ilan ederim. Kulum kendisine farz kıldığım şeylerden, bence daha sevimli herhangi bir şeyle bana yakınlık kazanamaz. Kulum bana (farzlara ilaveten işlediği) nafile ibadetlerle durmadan yaklaşır, nihayet ben onu severim. Kulumu sevince de (adeta) ben onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. Benden her ne isterse, onu mutlaka veririm; bana sığınırsa, onu korurum.” (Buhârî, Rikak 38)

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Evvela bu hadiste söz konusu edilen kimseler yalnız peygamberler değil, umum insanlardır.

Sosyal realitelere baktığımız zaman, bu dünya imtihanında sıkıntı çekmeyen hiçbir insan yok gibidir. Kaldı ki, “insanların en çok bela ve musibet çekenleri, peygamberler, evliyalar ve onlara yakın olan kimselerdir” manasındaki hadiste de ifade edildiği gibi, peygamberler ve evliyalar herkesten daha fazla musibetlere, sıkıntılara maruz kalıyorlar. 

O halde bu gibi hadislerin manalarını iyi anlamak lazımdır. Yoksa görünürdeki zahir ifadeleri realitelerle ters düşer. Bu gibi hadislerin ifadeleri umumi değil, mutlaktır. Mutlak takyid edilir. “Bazı şartların varlığı” bir kayıttır. “Bazı zamanlar” bir kayıttır. “Bazı şahıslar” bir kayıttır. 

- Bu gibi hadislerin ifadelerinde kullanılan üslup irşad üslubudur. Bu üslupta muhatabın uyarılması veya müjdelenmesi söz konusu olduğundan kullanılan ifadeler süreklilik ve umum arz eden bir görünümde olmakla beraber, hakikatte daimi ve umumi değillerdir. 

Mesela “De ki: Ey nefisleri aleyhine haddini aşmış olan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Hiç kuşkusuz, O çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.” (Zümer, 39/53) mealindeki ayetin ifadesinden de zahiren Allah’ın bütün günahları bağışlayacağı anlaşılıyor. Oysa, Nisa suresinin 48 ve 116. ayetlerinde aynı ifadelerle, “Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını dilediği kimse hakkında bağışlar” buyurulmuştur.

Görüldüğü üzere burada Allah’a ortak koşanların bağışlanmayacağı açıkça belirtildiği gibi bunların dışında kalanları bağışlaması da mutlak olarak ifade edilmeyip Allah’ın dilemesi şartına bağlanmıştır.

İşte söz konusu hadiste de yer alan “Benden her ne isterse, onu mutlaka veririm; bana sığınırsa, onu korurum.” ifadesini de “dilediği kimseler için” kaydıyla okumak gerekir.

Bu tür ifadeler tergib (teşvik) ve terhib (korkutma) konusundaki irşat üslubunun bir yansımasıdır.

İlave bilgi için tıklayınız:

Hadis-i Kudsi'de Allah Teâlâ "Kulumu sevince gören gözü, duyan ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun