İbadetlerimizi Allah'a yakınlaşmak için yapsak ihlasımıza zarar gelir mi?

İbadetlerimizi Allah'a yakınlaşmak için yapsak ihlasımıza zarar gelir mi?
Soru Detayı

İbadetlerimizi Allah'a yakınlaşmak için yapsak ihlasımıza zarar gelir mi?
Allah'a yakın olmak, ne demektir?
Allah'a yakın olmak için ne yapmalıyız?
Allah'a yakın olanlar kimlerdir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hayır zarar gelmez.

Hakk’a yakın olma anlamında kullanılan terim, kurb’dur.

Allah’a yakın olmak, O’nun sevgi ve rızasına ermek bütün ibadetlerin gayesidir. Böyle bir yakınlık sağladığı için kurbana bu ad verilmiştir.

Dinde dereceleri en yüksek olanlar, mukarrebûn denilen Hakk’ın yakın dostlarıdır. (Vâkıa 56/11, 88)

Ahirette en iyi nimetler onlar için hazırlanmıştır. (Mutaffifîn 83/28)

Allah’a en yakın olan meleklere de mukarrebûn denilmiştir. (Nisâ 4/172)

Mukarreb olanlar en iyi şekilde davrandıkları ve ibadet ettikleri için Ebû Saîd, “Ebrârın hasenatı mukarreblerin seyyiatıdır” demiştir.

İnsan en çok ibadet halinde iken Hakk’a yakın olur. (Alak 96/19)

Bir hadiste, “Kulun Allah’a en yakın olduğu zaman secdede bulunduğu andır.” denilmiştir. (Müsned, II, 421; Müslim, Salat, 215)

İnsanı manen yükseltip Hakk’a yaklaştırdığı için namaz müminin miracı sayılmıştır. (Hücvîrî,  Keşfü’l-mahcûb, s. 306)

Esasen, “yakın” anlamına gelen kurb kelimesi, genellikle karşıtı olan “bu‘d” ile (uzak) birlikte kullanılır.

Yakınlık ve uzaklık zaman, mekân, mesafe, makam ve mensubiyet açısından düşünülebilir. Kur’an’da müşriklerin Mescid-i Haram’a yaklaştırılmaması anlatılırken mekân (Tevbe 9/28), insanların hesap verecekleri günün yaklaşmakta olduğundan bahsedilirken zaman (Enbiyâ 21/1) itibariyle yakınlık kastedilmiş, miras hukukundan söz eden ayetlerde geçen “yakınlar” ifadesiyle (Nisâ 4/7) neseb yakınlığı anlatılmıştır.

Ancak gerek Kur’an’da gerekse hadislerde kurb ve bu‘d kelimeleri daha ziyade manevî yakınlığı ve uzaklığı ifade etmektedir. “Ben yakınım, dua edenin çağrısına icabet ederim.” (Bakara 2/186); “Biz ona şah damarından daha yakınız.” (Kāf 50/16) mealindeki ayetlerde söz konusu olan yakınlığın mekan ve mesafeyle ilgisi yoktur. Bu‘d da böyledir. (Enbiyâ 21/109; Fussılet 41/44)

İblîs’in ilâhî huzurdan uzaklaştırılması ilâhî rahmetten ve inayetten mahrum edilmesi anlamına gelir.

Kurb ibadetlere ve taatlere yakın olmak, bu‘d da bunlardan uzak kalmaktır.

Kulun Allah’a yakın olması ebedî mutluluğu kazanmasına vesile olan ibadetlere ve iyi davranışlara yakın olması, Allah’tan uzak olması ise ebedî mutsuzluğuna yol açacak kötü işlere yakın olmasıdır.

İbn Atâ’ya göre insanı Allah’a yakın olma (kurbiyet) mertebesine ulaştıran evliyanın edebidir. (Sülemî, Tabakat, s. 270)

Ahmed b. Hadraveyh ise bu mertebeye hoşgörüyle ulaşılacağı görüşündedir. (a.g.e., s. 106)

Ebü’l-Hüseyin en-Nûrî sevginin kurbu kazandırdığını söyler. (a.g.e., s. 166)

İbn Hafîf’e göre insanın Hakk’a yakın olması daima rızâsına uygun işler yapması, Hakk’ın kuluna yakın olması ise onu sürekli başarılı kılmasıdır. (a.g.e., s. 466)

Biri Hakk’ın kuluna, diğeri kulun Hakk’a yakın olması tarzında iki türlü kurb vardır.

Karîb Allah’ın isimlerindendir. “Biz ona şah damarından daha yakınız” (Kāf 50/16); “Ben yakınım, dua edenin çağrısına icâbet ederim” (Bakara 2/186) mealindeki ayetleri yorumlayan bazı zatlar, biri genel, diğeri özel olmak üzere Allah’ın iki türlü yakınlığından söz ederler.

Genel anlamda Allah bütün insanlara aynı derecede yakındır. Bu, Allah’ın ilim ve kudret sıfatlarıyla onlara yakın oluşu demektir.

Özel anlamda ise Allah müminlere, bilhassa takva sahiplerine ve velilere yakındır. “Kendisine bir karış yaklaşanlara O bir kulaç yaklaşır.” (Buhârî, Tevhîd, 5; Müslim, Zikir, 302)

Bu, Allah’ın rahmeti ve lutfu ile onlara yakın olmasıdır.

Ayrıca, farzların sağladığı yakınlığa “kurb-ı ferâiz”, nâfilelerin sağladığı yakınlığa “kurb-ı nevâfil” denir.

Bir hadiste “Kul, farz olan ibadetlerle Allah’a yaklaştığı kadar hiçbir şeyle O’na yaklaşamaz”; kutsî bir hadiste “Kul farzları ifa ederek bana yaklaşır. Nâfilelerle de ben onu sevinceye kadar bana yaklaşır. Ben onu sevince onun gören gözü, işiten kulağı, tutan eli olurum, o zaman benimle görür, benimle işitir, benimle tutar” buyurulmuştur (Buhârî, Reķaik, 38)

Yakın ve uzak ifadelerinin itibârî ve izâfî olduğu, hakikatte Allah’ın her şeye o şeyin kendisinden daha yakın bulunduğu unutulmamalıdır.

İlave bilgi için tıklayınız:

Allah bize şah damarımızdan daha yakın olduğuna göre, Ona ...

Hadis-i Kudsi'de Allah Teâlâ "Kulumu sevince gören gözü, duyan ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
1.402 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR