İslam’da domuzdan başka hayvanın eti haram mıdır?

Tarih: 03.01.2016 - 09:27 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Enam 145, Bakara 173, Nahl 115, Hac 30 ve Maide 3'de Allah hangi hayvanların etini haram ettiğini yeterince açık emretmemiş mi?
-  İlgili ayetlerde kendi zanlarınca yeni haramlar ihdas eden Mekke müşrikleri ve Yahudilerin durumu ile günümüzde Müslüman mezhep ve alimlerinin durumlarını nasıl kıyaslamalıyız?
- İlk 5 ayete göre Hayvan türü olarak domuzdan başka bir canlının eti haramdır diye nasıl denebiliyor?
- “Domuzdan başka hayvan eti haramdır.” diyen kişi Enam 150’deki ortak koşanlar sınıfına girmiyor mu?
- Neden delikanlı bir Müslüman çıkıp "domuzdan başka bütün hayvanlar helaldir, aksini iddia eden Nahl 116’ya göre Allah'a iftira atıyor demektir" diyemiyor? 

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Önce Mekke’de inen ayetlerde dört şey haram kılınmıştır: Leş, akıtılmış kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına kesilen hayvanlar.

Cahiliye döneminde değişik sebeplerden dolayı insanların haram saydığı başka hayvanlar da vardı. Enam suresinde bu cahili iddiaların hatalı olduğu, İslam dininde yalnız söz konusu dört şeyin haram olduğu bildirilmiştir.

İlgili ayetin meali şöyledir:

“De ki: Bana vahyolunanlar içinde, bu haram dediklerinizin, yemek isteyen kimseye haram kılındığını görmüyorum. Ancak leş, yahut akıtılmış kan, yahut pis olduğunda hiç şüphe olmayan domuz eti veya Allah yolundan çıkarak Allah’tan başkası adına kesilen hayvan olursa başka (bunlar haramdır). Fakat kim çaresiz kalırsa başkasının hakkına tecavüz etmemek ve zaruret sınırını aşmamak üzere bunlardan yiyebilir. Çünkü Rabbin gafurdur, rahimdir/affı ve merhameti boldur.” (Enam, 6/145)

 Sonra, bu dört çeşit haram, yine Mekke’de inen Nahl suresinde tekiden vurgulanmıştır. (Nahl, 16/115)

- Medine’den inen Maide suresinde bu dört harama “boğulmuş, bir şey vurularak öldürülmüş, yukarıdan yuvarlanmış, boynuzlanmış, canavar tarafından parçalanmış olarak ölen hayvanların etleri, putlara ait sunaklarda kesilen hayvanların etleri ve zar atarak-kumar oynayarak elde edilen etler”(Miade, 5/3) ve şarap/içki (Maide, 5/90) de ilave edilmiştir.

- Bir kısım haramlar ise Hz. Peygamber (asm) tarafından belirlenmiştir.

- Hayat, helal ve haram olan şeylerden ibarettir.

Haram ya da helal kılma yetkisi sadece Allah’a aittir. İnsanlar Ondan bağımsız olarak böyle bir yetkiye sahip olamazlar.

“Onlar ki yanlarındaki Tevrat ve İncil’de vasıfları yazılı o ümmî Peygambere tâbi olurlar. O Peygamber ki kendilerine meşrû şeyleri emreder, kötülükleri yasaklar, kendilerine güzel ve hoş şeyleri mübah, murdar şeyleri ise haram kılar, üzerlerindeki ağırlıkları, sırtlarındaki zincirleri kaldırıp ata.”(A'raf, 7/157)

mealindeki ayette Hz. Peygamber (asm)'in bir şeyi haram veya helal kılma yetkisinden söz edilmektedir.  

Yani, Hz. Peygamber (asm) bu yetkiyi Allah’tan aldıktan sonra ancak kullanabilir ve haram, helal hükmünü verebilir. Mesela ilgili ayetlerde leş/ölünün eti haram kılınmıştır. Fakat Peygamberimiz

“De­nizin suyu temiz, ölüsü helâldir.” (Tirmizî, Taharet, 52)

sözüyle balıkları bundan istisna etmiştir.

Keza “Eşyada asıl olan ibahedir/helal olmaktır.” kuralı gereğince ayetlerde açıkça haram kılınmayan katır ve ehlî mer­kep gibi hayvanlar, yenmesi helâl olan hayvanlar kapsamından çıkarılmışlar­dır. Hz. Câbir’in bildirdiğine göre,

“Hz. Peygamber Hayber sa­vaşında ehlî merkep etinin yenmesini haram kıldı. At etinin yenmesine ise ruhsat verdi.” (Buhârî, Zebâih, 27)

Meallerini vereceğimiz ayetlerde, sünnetin, şeriatın ikinci kaynağı olduğuna işaret edilmiştir:

“Hatırlayın ki, Allah size iki taifeden birinin sizin olduğunu vaat ediyordu. Siz de kuvvetsiz olanın sizin olmasını istiyordunuz” (Enfal, 8/7)

ayetinde belirtilen vaat, önceden Müslümanlara verilmiş ama ne olduğu ayette bildirilmemiştir. Bu da başka bir vahiyle haber verildiğinin delilidir.

“Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir şey söylemişti. Fakat eşi bu sözü başkalarına haber verip, Allah da bunu Peygamber’e açıklayınca, Peygamber bir kısmını bildirip, bir kısmından da vazgeçmiştir. Peygamber bunu ona haber verince eşi, 'Bunu sana kim bildirdi?' dedi. Peygamber, 'Bilen, her şeyden haberdar olan Allah bana haber verdi.' dedi.” (Tahrim, 66/3)

mealindeki ayet, Kur’an dışında vahiy olduğunun açık delilidir. Zira verilen sırrın ifşasına dair bir açıklama Kur'an’da olmadığı halde Hz.Peygamber (asm) bunu bilmektedir.

Öyleyse bunu kendi kendine bilemeyeceğine ve Allah’ın bildirdiği ifade edildiğine göre, bu ayet, Kur'an’ın dışında bir vahyin varlığını açıkça ortaya koymaktadır.

Mealleri verilen şu ayetler  de konumuza ışık tutmaktadır:

“Onlar ki, ellerindeki Tevrat ve İncil’de yazılı bulunan o elçiye, o ümmi peygambere uyarlar. O ki kendilerine iyiliği emreder, onları kötülükten men eder; onlara temiz ve hoş şeyleri helal, pis ve çirkin şeyleri haram kılar…” (A’raf, 7/157)

“Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve Ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resulünün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini din edinmeyenlerle, ezilip büzülüp kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.” (Tevbe, 9/29)

Bu ayetlerde Peygamberimiz (asm)'in haram kılma yetkisi açıkça görülmektedir.

İkinci ayette “Allah’ın haram kıldığı...” denildikten sonra, -atıf yoluyla- Resülünün haram kıldığı da ayrıca belirtilmiştir. Bu nedenle her ikisini de sadece Allah’ın haram kıldığı ayetler olarak sınırlamak yanlış olur. Allah’ın haram kılması ayetlerle olduğuna göre, Resülünün haram kılması bundan ayrı olmalıdır. Ancak Resülünün haram kılması da Allah’ın izni iledir.

- Aşağıdaki hadislerde de Sünnetin ikinci teşri kaynağı olduğuna delalet etmektedir.

"Bana, Kur’ân-ı Kerim ve onun bir misli (hüccet olmada eş değer bir benzeri) daha verilmiştir. Karnı tok vaziyette koltuğunda oturarak, "Sadece şu Kur’ân'a sarılınız; içinde helal olarak gördüğünüz şeyleri helal sayın, haram olarak gördüğünüzü de haram kabul edin."diyecek bazı kimselerin gelmesi yakınlaşmıştır. Şüphesiz Allah Resûlünün haram kıldığı şey, Allah’ın haram kılması demektir." (Musned, 4/130-133; Tirmizi, İlm, 2660 nolu hadis)

Aynı muhtevaya sahip bir başka hadis de Mikdâm b. Ma'dîkerib (radıyallahu anh) tarafından rivayet edilmiştir. (Ebu Dâvud, Sünnet, 6; Tirmizî, İlim, 60; İbn Mace, Mukaddime 2)

- Hülasa: Sahih hadisleri inkâr etmek hem Kur’an’a, hem Sünnete, hem ümmetin icmaına aykırı hareket etmek anlamına gelir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun