İnsanlar ve cinler ibadet için mi, yoksa cehennem için mi yaratılmışlar?

Tarih: 03.03.2015 - 00:37 | Güncelleme:

Soru Detayı

- İnsanlar ve cinlerin yaratılmaları konusunda bu iki ayette bir çelişki mi var?
- Eğer cehennem için yaratıldı iseler ibadet için yaratılmadıkları anlaşılıyor. Bu sebeple de bir çelişki var gibi oluyor. Yorumlar mısınız?

"Ben cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım."(51:56)
"Andolsun, cinlerden ve insanlardan pek çoğunu cehennem için yarattık ki onların kalpleri vardır onunla anlamazlar, gözleri vardır fakat onlarla görmezler; kulakları vardır ama onlarla işitmezler. Bunlar hayvan gibidirler, hatta daha da şaşkındırlar. İşte onlar gafillerin ta kendileridir.” (7:179)

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu iki ayet arasında elbette çelişki yoktur:

“Ben cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zariyat, 51/56)

mealindeki ayette insanların ve cinlerin varlık sebebi, Allah’a kulluk olduğuna işaret edilmiştir.

“Andolsun, cinlerden ve insanlardan pek çoğunu cehennem için yarattık ki, onların kalpleri vardır onunla anlamazlar, gözleri vardır fakat onlarla görmezler; kulakları vardır ama onlarla işitmezler. Bunlar hayvan gibidirler, hatta daha da şaşkındırlar. İşte onlar gafillerin ta kendileridir.” (A'raf, 7/179)

mealindeki ayette ise, insanlardan ve cinlerden bazılarının bu kulluk görevini yerine getirmeyeceklerinden dolayı cezayı hak edeceklerine vurgu yapılarak bu iki varlık uyarılmıştır.

Bu ayetin anlamı kısaca şudur:

“Cinlerden ve insanlardan yarattığım bazı kimseler var ki, onlar kendilerine verdiğim (akıl, kalb, göz, kulak gibi) maddi-manevi donanımlarını doğru kullanmadıkları için netice itibariyle cehenneme gireceklerdir”.

Demek ki, bu ayette Allah kudretini değil, sonsuz ilmini konuşturmuştur. Yani kudretiyle birilerini zorla cehenneme koyacağını bildirmemiş, bilakis, kulluk için yaratılan bazı kimselerin kendi özgür iradeleriyle cehenneme götüren yolu tercih edeceklerini -sonsuz ilmiyle- bildiğini ifade buyurmuştur.

Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, ayette yer alan ve “cehennem için” şeklinde meal verilen cümlenin gerçek manası: “...için” değil, “netice itibariyle”dir. Yani, ayette yaratmayı ifade eden “zere’na” fiilinin başındaki “lam” edatı, ecliyet ve sebebiyet için değil, “lam-ı akıbet” olarak ifade edilen neticeyi bildiren bir edattır.

Nitekim, bazı müfessirler de bu hakikate işaret etmek için “Zere’na li cehnneme” (cehennem için yarattık) şeklinde meal verilen cümledeki fiilin başında yer alan “li” edatının illiyet için değil, akıbet manasında olduğunu vurgulamışlardır. (bk. Beğavî, Razî, Şa’ravî, ilgili ayetin tefsiri)

Benzer bir ifadeyi de Kasas suresinde görüyoruz:

“Firavun’un ailesi onu, kendilerine ileride bir düşman ve başlarına bir dert olması için ırmakta bulup yanlarına aldılar. Doğrusu Firavun da Haman da askerleri de yanılıyorlardı.” (Kasas, 28/8)

mealindeki ayette yer alan “kendilerine ileride bir düşman ve başlarına bir dert olması için ırmakta bulup yanlarına aldılar.” ifadesinde de “lam”, akıbet içindir. “Olması için” diye meal verilen “li yekûne” fiilinin başında bulunan “lam” da “ecliyet/nedensellik” için değil, akıbet içindir; sonucun ne olduğunu bildirmek içindir. Çünkü şu çok açıktır ki, Firavun ailesi, başlarına dert olsun diye Musa’yı almamışlar. Ama işin akıbeti ve neticesi itibariyle böyle olmuştur. (bk. Beğavî, a.g.y)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun