İbn Teymiyye, Allah'ın arşa istivası konusunda Mücessime görüşüne mi yaklaşmıştır?

Tarih: 08.11.2014 - 02:49 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İbn Teymiyye, Eş‘arîlik başta olmak üzere haberi sıfatları yorumlayan klasik kelâm mezheplerine ve kelâm anlayışına sert eleştirilerde bulunarak, özellikle sıfatlar ve müteşâbihat hakkındaki Selef anlayışını savunmuştur. Bu kitaptaki bazı görüşlerinden ve bilhassa sıfatlar konusundaki yaklaşımından dolayı, kendisini teşbihle suçlayan bir grup kelâmcı ve fıkıhçı, onu Hanefî kadısı Celâleddin Ahmed er-Râzî’nin huzurunda bir toplantıya davet ettiyse de İbn Teymiyye gitmedi. Daha sonra Şâfiî kadısı İmâmüddin Ömer el-Kazvînî’nin huzurunda gerçekleştirilen bir toplantıya iştirak eden İbn Teymiyye, kendisine karşı yapılan bütün itirazları cevaplandırarak oradakileri ikna etti. Bu toplantıda söz konusu kitapta aşırı görüşler bulunmadığı sonucuna varıldığından, İbn Teymiyye aleyhinde gelişen olaylar sakinleşti.

Dinin temelini teşkil eden itikadî konularda Kitap ve Sünnet’te yer alan ve Selef âlimleri tarafından benimsenen naslara dayalı dinî akılcılık metodunu tercih etmek gerektiğini düşünen İbn Teymiyye, dinde Kur’an’ın rehberliğini esas alarak, ona uymanın lüzumunu sık sık dile getirir. Bu düşüncesinde sahâbe, tâbiîn ve imamlara tâbi olduğunu belirterek, onların Kur’an’a aykırı herhangi bir akıl yürütmeyi kabul etmediklerini, Kur’an’ın önüne çıkarılan hiçbir görüşü benimsemediklerini söyler.

İbn Teymiyye’ye göre naslarda yer alan sıfatlarda zannedildiği gibi te’vili gerektirecek bir teşbih veya tecsim de söz konusu değildir. Çünkü her ne kadar ifade güçlüğü sebebiyle Allah’ın bazı sıfatlarıyla insanların nitelikleri için aynı kelimeler kullanılırsa da bu tamamen lafzî aynılık olup ilâhî sıfatlar için kullanılan kelimelerin içerikleri insanla ilgili olandan tamamen ayrıdır ve yalnızca Allah’ın hakikatini ifade etmeye yöneliktir. Nitekim İslâm ilâhiyyâtında mevcut "yaratılmışlara benzerliği reddetme" prensibi bu temel farklılığı dile getirmektedir (İbn Teymiyye, Mecmû’u fetâvâ, III, 3-4). Ona göre, Allah’ın sıfatları ve âhiret gibi gaybî hususlara dair haberler ancak naslarda ortaya konduğu şekilde ifade edilebilir; bunların ne mâna ifade ettiğini yalnız Allah bilir.

İnsan açısından bakıldığında gayb âlemiyle ilgili haber ve tanıtımlar, görünür âlemde kullanılan isim ve sıfatlarla anlatılmak suretiyle anlaşılabilir. Fakat görünen âlemin dil kalıplarıyla görünmeyen âlem hakkında böyle bir sınırlı konuşma imkânının bulunması, hiçbir şekilde iki âlemin aynı olduğu anlamına gelmez. İbn Teymiyye’nin, bir yandan teşbih ve tecsimin İslâm akaidinde bulunmadığını kabul etmekle birlikte, Ehl-i sünnet kelâmcılarının bu tehlikeye düşmemek, dolayısıyla tenzihe halel getirmemek gibi niyetlerle arş, istivâ, yed vb. haberî sıfatları te’vil etmeye çalıştıklarını hatırlatarak, bu tür çabalara sert bir şekilde karşı çıkmıştır (DİA, XX, 405-413).

Netice olarak, İbn Teymiye’nin haberi sıfatlar konusunda mücessimeyi çağrıştıracak ifadeleri bulunmakla beraber, Mücessimeyi eleştirirdiği halde onunla aynı görüşü paylaştığını söylemek doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Haberi sıfatlarla ilgili ifadeleri yukarıdaki anlayış içerisinde değerlendirilmesi gerekir...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun