Hz. İbrahim'in eşi Hacer Arap mıdır?

Tarih: 25.03.2016 - 01:38 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Hz. Hacer hakkında bilgi verir misiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kur’an-ı Kerim’de kendisinden söz edilmeyen Hz. Hacer, Tevrat’a göre Mısırlı bir cariyedir. (Tekvîn, 16/1)

İslâmî kaynaklarda Hacer’in Mısırlı ve Kıbt krallarından birinin kızı olduğu belirtilir. Babasının Menfis halkından ve oranın kralı bulunduğu nakledildiği gibi, Hacer’in Hz. İbrahim’in Mısır’a varışında iş başında bulunan firavunun cariyelerinden olduğu da rivayet edilmektedir. (Taberî, Tarih, I, 245)

Onun Ümmülarab’dan (Ümmülarîk) veya Yaķ denilen köyden yahut Nil yakınındaki Ensına kasabasının bir köyünden olduğu da rivayet edilmektedir. (İbn Hişâm, Sire, I, 6; Aynî, Umdetü’l-kari, X, 16)

Ebû Hüreyre’den nakledilen bir hadiste Hz. Peygamber (asm)', İbrahim’in eşi Sare ile birlikte zalim bir hükümdarın hüküm sürdüğü bir şehre geldiklerini, hükümdarın Sare’ye göz koyduğunu, fakat Allah’ın onu koruduğunu, sonunda da bu melikin Sare ile birlikte Hacer’i de kendisine vererek geri gönderdiğini bildirmektedir. (Buhârî, Büyû, 100; Hibe, 28, 36)

 Diğer taraftan Resûl-i Ekrem şöyle buyurmuştur: “Mısır’ı fethettiğinizde halkına iyi davranın; çünkü onlara karşı ahdimiz ve onların bizimle akrabalığı vardır.” (Müsned, V, 174; Müslim, Fezailü’s-sahâbe, 227)

Sare ile evlenen Hz. İbrahim’in uzun süre çocuğu olmamıştı. Bundan dolayı zaman zaman Allah’a yalvarmış ve “Rabbim bana sâlihlerden olacak bir evlât ver!” (Sâffât, 37/100) şeklinde dua etmiştir.

Sare kocasının evlat hasreti çekmesine üzülmüş ve ona Mısır’dan getirdiği cariyesi Hacer’i ikinci eş olarak takdim etmiştir. Bu evlilikten İsmail dünyaya gelmiş, fakat Sare onun doğumundan sonra Hacer’i kıskanmaya başlamış, bir müddet sonra da kocasından Hacer’i ve oğlunu evden uzaklaştırmasını istemiştir.

Bunun üzerine bir süre tereddüt gösteren Hz. İbrahim, Allah’tan aldığı emir üzerine Hacer ile oğlunu evden uzaklaştırmış ve onları Mekke’ye Kabe’nin bulunduğu yere götürmüştür. O sırada tamamen ıssız olan Mekke’nin kupkuru vadisine getirilen Hacer Hz. İbrahim’e, “Bizi hiçbir ekinin bitmediği ve kimsenin yaşamadığı bu vadiye bırakıp gidecek misin?” diye sormuş, Hz. İbrahim de bunu Allah’ın emriyle yaptığını ve böyle yapmaya mecbur olduğunu söylemiştir.

Bununla birlikte oğlunu ve karısını bu ıssız yerde âdeta ölüme terk etmek Hz. İbrahim’e çok zor gelmiş ve Allah’a şöyle dua etmiştir:

“Ey Rabbimiz, ey sahibimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için ben neslimden bir kısmını senin Beytülharâm’ının (Kâbe) yanında ziraat yapılmayan bir vadiye yerleştirdim. Sen de insanlardan bir kısmının gönlünü onlara meylettir ve çeşitli meyvelerle onları besle ki sana şükretsinler.” (İbrahim, 14/37)

Hacer, ıssız Mekke vadisinde Hz. İbrahim’in bırakmış olduğu az miktardaki su ve erzakın tükenmesi üzerine İsmail’in susuzluktan ölmesinden korkarak telaşlanmış, çaresizlikten Safa ile Merve tepeleri arasında yedi defa gidip gelmiş, bu sırada oğlunun bulunduğu yerden zemzem suyunun çıktığını görmüş ve bu vadide kendisine su ihsan eden Allah’a şükretmiştir.

Hz. Peygamber (asm), “Allah İsmail’in annesine rahmet etsin. Eğer suyun önünü kapamasaydı zemzem akıp giden bir ırmak olurdu.” demiştir. (Müsned, I, 347; Buhari, Enbiya, 9)

Hz. İsmail’in büyümesinden sonra Allah’ın Hz. İbrahim’den onu kurban etmesini istemesi ve İbrahim’in bu emri yerine getirmeye çalışması üzerine şeytan tarafından iğva edilmek istenen Hacer durumu tevekkülle karşılayarak şeytanın iğvasına kapılmamış, İsmail’in kurban edilmek istenmesine rıza göstermiştir.

Hacer çevreden gelenlerle beraber Mekke’de yaşamış, orayı imar etmiş ve doksan yaşında vefat ederek Hicr’e defnedilmiştir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Hz. İbrahim hangi ırktan gelmektedir?
Hz. İbrahim, neden Hz. Hacer ve Hz. İsmail'i Mekke'de bırakıp gitmiştir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun