Hadise göre Allah’ın anlaşılamayan yönleri bilim ile anlaşılabilir mi?

Tarih: 14.09.2021 - 12:54 | Güncelleme:

Soru Detayı

“Allah’ın zatını değil yarattıklarını tefekkür edin.” hadisi Allah’ın bazı anlaşılmayan yönlerinin bir süre sonra bilimin keşiflerinden yola çıkılarak ulaşılan akli yargılar ile anlaşılabilir olduğuna işaret ediyor olamaz mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Modern bilim deney ve gözleme dayalı verilerle bilgiye ulaşmaktadır. Her iki yöneliş biçimi de nesnelleştirme ve kavramsallaştırmayı zorunlu olarak esas alır. Makro düzeyde, maddenin değişik halleri üzerinden yürütülen araştırmalar, atom altı yapıda enerji, kuvvetler ve farklı parçacık formları üzerine gerçekleştirilir. Sonuçta her iki fiziksel olgu uzay-zaman koordinatları içinde tanımlanır.

Dolayısı ile maddenin bilinen 3 halinin yanı sıra enerji, gravitasyon, nükleer güçler, parçacık-anti parçacık gibi kavramsal ifadelerle farklı madde boyutları araştırmanın konusunu oluşturur.

Gerek makro düzende gerekse de mikro sistemlerde bağımsız bilimler ve bunlara bağlı kozmik ya da mekanik teorilere imkân sağlayan bilgi işlem sistemleri söz konusudur.

Yine insan zihninin bu bilgi imkânını derli toplu düzenleyebilecek ve kategorik olarak sıralayarak problemleri kendi varlığına yönelik çözebilecek potansiyel bir düzene sahip olduğu açıktır.

Her iki durum da birbirleri ile örtüşmektedir. Bu nedenledir ki bilim adını verdiğimiz kolektif sistem ve bilginin imkânı doğmaktadır.

O halde bu bilgi imkanı ve bilim yapabilme kapasitesi, insanı ve alakadar olduğu tüm sistemleri kapsayan bir alimin varlığını gösterir. Aynı gerekçeler bilinebilir ve anlamlı sonuçlar veren tüm güç ve seçilim tezahürleri için de geçerlidir. Üstelik kategorik olarak zihinde ayırmak zorunda kaldığımız tüm bilgi sistemleri birbiri içinde tam bir bütünlük oluştururlar.

Nitelikler Niteleyen Olmaksızın Olamazlar.

Tüm oluşta gözlemlediğimiz bilgi, kudret ve irade gibi evrensel nitelikler, gözlemleyen olarak insana verildiğinde görece, geçici, değişken, yanlışlanabilir ve sınırlı bir durum sonsuzca açığa çıkmaktadır. Evrenin kendisine yüklediğimizde nitelik ile niteleyeni aynı var saymak ya da basitçe tablo ile ressamı, yazı ile yazanı aynı kabul etmek absürtlüğü ile karşı karşıya geliriz.

"Evren kendi kendine oluyor." demek, bilen olmaksızın bilginin, seçen olmaksızın seçilenin, gözlemci olmaksızın gözlemin varlığını kabul etmektir.

Kuantum ölçeğinde gözlemciye dayalı seçilim, evrenin temel doğasını ve tüm oluşlardaki belirlenmiş konumlarını ve sürdürülebilir olmasının nedenini verir.

Dolayısı ile bu niteliklerin gerçek sahibi olan bilen, irade eden ve güç yetiren, gören ayrı bir var oluş doğal olarak açığa çıkar.

Sıfatlar insan tarafından bilinebilir iken bu sıfatların ait olduğu Zatlık özelliği bilinemez olarak kalır. Her şeyi varlığından önce ve sonra her halinde ve tavrında bilmenin, görmenin, irade etmenin, kudretle yerleştirmenin, nasıl bir oluş olduğu kapsamının sınırsızlığından dolayı tecrübe alanımıza girmez.

İşte bu nedenle sıfatların mevsufu olanın, kendinin var olduğunu bildirmesi gerekir. Bu da vahiy aracılığı ile gerçekleşir. Kur'an-ı Kerim’deki vahyin içeriğinin evrendeki oluşla içli dışlı olmasının nedeni de budur.

İlave bilgi için tıklayınız:

Allah'ın yarattıkları hakkında düşünün, Allah'ın zatını düşünmeyin ...

Allah'ın zatını, aklımızla anlayabilir miyiz?

Allah'ın zatını düşünmek şirk mi?

Allah'ın zatını düşünmemekle ilgili hadisler hakkında bilgi verir ...

Allah'ın nasıl bir varlık olduğunu anlayamayacağımızı bildiren ayet ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 56
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun