Günah işlediği halde Allah hala istediğini veriyorsa, istidrac mıdır?

Soru Detayı

"Günah işlediği halde Allah hala istediğini veriyorsa anla ki istidraçtır " sözü hadis midir?
- Eğer hadis ise dualarımızda istediğimiz şeylerin gerçek olmasını kötü mü yorumlayacağız günahkar olduğumuz için..
- Bu hadisi açıklar mısınız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili hadis şöyledir:

“Bir kul Allah’a isyan etmeye devam ettiği halde, Allah hâlâ ona sevdiği dünyalık şeyleri veriyor ise, bu ancak Allah tarafından o kul için bir istidractır.” (Müsned, 4/145; Camiu’s-Sağir, 1/359)

Bu anlamda gelen bazı rivayetlerin zayıf olduğu ifade edilmekle beraber, bu rivayetin “hasen” olduğu bildirilmiştir. (bk. Münavi, Feyzu’l-kadir, 1/354-355, hno: 629)

Dualarımızda istediğimiz şeylerin gerçek olmasını kötüye yorumlamak doğru olmaz.

Bu hadis, bir Müslümanın;

- Gurur,
- Enaniyet,
- İyilikleri kendinden bilmek,
- Kendine güvenmek,
- İbadetlerini yeterli görmek,

gibi kötü duygulardan sakındırmaya;

- Kendini hesaba çekmeye,
- Hatalarını görmeye,
- Yapmadığı farzlar varsa onları derhal yerine getirmeye,
- İşlediği haramlar varsa onları da derhal terk etmeye
yönelik tebliğ ve irşat metodudur.

İstidrâc, “Derece derece yükseltmek, yavaş yavaş sonuca ulaştırmak” anlamındaki kelime, Kur'an-ı Kerîm’de fiil sigasıyla geçer ve Allah’ın ayetlerini, özellikle Kur’an’ı yalanlayanların bilemeyecekleri yollarla yenilgiye ve azaba mâruz bırakılacaklarını ifade eder. (A‘râf 7/182; Kalem 68/44)

İstidrâc zalim, kâfir ve azgın kişilerin tedrîcî olarak felâkete yaklaştırılması ve bu esnada kendilerine bazı geçici imkân ve başarıların sağlanmasıdır.

Firavun örneğinde olduğu gibi (Zuhruf, 43/46-56) istidrâc sahibi kişiler elde ettikleri başarıları kendi gayretlerinin ürünü zanneder, kibirlenir ve azgınlıklarını alabildiğine arttırırlar, nihayet ilâhî azaba maruz kalıp yok olurlar.

Nitekim Kur'an’da genel bir ifade kullanılarak önceki milletlere de peygamberler gönderildiği, bu milletlerin hakka boyun eğmelerini sağlamak amacıyla bir süre sıkıntılar ve hastalıklarla denendikleri, daha sonra bütün imkân kapılarının kendilerine açıldığı, nihayet alabildiğine şımardıkları bir sırada ansızın yakalanıp helâk edildikleri ifade edilir. (En‘âm 6/42-45)

Bazı hadislerde deccâl için zikredilen hârikulâde yetenek ve imkânlar da istidrâc kabilinden sayılmıştır.

Ayrıca soruda geçen rivayette de belirtildiği üzere, günahlarına rağmen kişinin istediklerine kavuşmasının da istidrâc olduğu bildirilmektedir. (Müsned, IV, 145)

Hâris el-Muhâsibî, istidrac terimin anlamını genişleterek mal ve servetleriyle ya da başka nimetlerle gururlanıp bunları Allah yolunda harcamamak suretiyle müminlerin de istidraca maruz kalabileceğini belirtir. (Halve, s. 44-45)

Demek ki, Müslümanların;

- Her günahtan sakınması, her farzı yerine getirmesi,
- Ve gurur, benlik, iyilikleri kendinden bilmek gibi manevi hastalıklardan sakınması adına bu hadis büyük bir irşat metodudur.

Özetle, her zaman ve her yerde korku ile ümit arasında olmalıyız.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
664 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR