Ben iki emniyeti aynı anda vermem, ne demektir?

Soru Detayı

- "Ben iki emniyeti aynı anda vermem " derken Allah cc neyi kastetmiştir?
- Yani bu sözden hem dünya da hem ahirette sıkıntısız olma gibi bir durumun söz konusu olamayacağını mı anlarız ?
- İlla birinden birinin sıkıntılı geçmesi mi gerekiyor Adetullaha göre?
- Çünkü bu konuda Hz. İsa’nın da bir sözü var "Tatlı bir dünya acı bir ahiretin habercisidir."
- Buradan da anlıyoruz ki illaki birinden biri sıkıntılı geçecek böyle bir yorum yapabilir miyiz ve eğer hayatımız sıkıntısız bir şekilde devam ediyorsa bundan ahiretimiz için endişe duymamız gerektiğini çıkarabilir miyiz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili kudsi hadisin meali şöyledir:

“İzzetime yemin olsun ki, ben kuluma ne iki korkuyu, ne de iki emniyeti veririm. Eğer (kulum) dünyada benden emin (korkusuz) olarak hareket ederse, ben onu kıyamet günü korkuturum. Şayet (kulum) bu dünyada benden korkarsa, ben onu kıyamet günüde emin (korkusuz) kılarım.” (bk. İbn Hibban, Sahihu İbn Hibban, 2/406; Bezzar, Müsned, 14/342; Beyhaki, Şuabu’l-İman, 2/223; İbnu’l-Mübarek, ez-Zuhd, 1/50)

Bu hadisin senedi sahihtir. (bk. Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, 10/308)

- Allah’tan korkmak takva dairesinde yaşamak demektir. Bu kudsi hadiste Rabbimiz kullarına takvayı emretmektedir.

Takva sahibi, Allah’ın emir ve yasaklarına riayet etmek için titiz davranan, yanlış yaptığında tedirgin olan kimsedir. Bazı arif insanların dediği gibi, “Allah’tan korkmak, gözyaşı döküp sonra da gözleri silmek demek değil; Onun emir ve yasaklarına riayet etmek için elinden geleni yapmaktır.”

O halde bu hadisin özet manası şudur:

Kim bu dünyada Allah’ın emir ve yasaklarına kulak asmaz, keyfini bozmaz, tövbe edip  nefsani arzularını terk etmez, işlediği günahlardan ötürü vicdan azabı duymaz, sorumluluk konusunda vurdumduymaz bir tavır takınırsa, kıyamet günü yüreğini hoplatan, gözlerini fal taşı gibi açan korkular kendisini bekliyor demektir.

Buna mukabil, bu dünyada elinden geldiğince Allah’ın emir ve yasaklarına riayet eden, günah işlediğinde hemen pişman olup tövbe eden, gereği gibi kulluk yapmadığını düşünüp kıyamet günü Allah’ın huzurunda hesap vermekten korkan, bu sebeple de hep üzüntü içinde yaşayan kimse, bu nefis muhasebesinden ötürü çektiği vicdani sıkıntılara karşılık, kıyamet günü güvenlik ve sevinç içinde olacak, bir daha asla üzülmeyecektir.

- Aslında her mümin -derecesine göre- Allah’tan korkar. Kâfir ise korkmaz.

Bu, şu anlama gelmez; müminler dünyada hep üzüntülü ve sıkıntılı; kâfirler ise hep sevinçli ve mutludur.

Çünkü, Allah’tan korkmak, ahireti, hesap gününü düşünüp kaygı duymak, kişiyi hak yoluna sevk edeceği için kişi, Allah’tan korktuğu için de bir sevinç duyar ve ebedi hayatı kazandıran işler yaptığından mutlu olur.

“Evet ârif-i billah, aczden, mehafetullahtan (Allah korkusundan) telezzüz eder. Evet, havfta (Allah’tan korkmakta) lezzet vardır.”

“Eğer bir yaşındaki bir çocuğun aklı bulunsa ve ondan sual edilse: 'En leziz ve en tatlı haletin nedir?' Belki diyecek: 'Aczimi, za'fımı anlayıp, vâlidemin tatlı tokatından korkarak yine vâlidemin şefkatli sinesine sığındığım halettir.' Halbuki bütün vâlidelerin şefkatleri, ancak bir lem'a-i tecelli-i rahmettir. Onun içindir ki: Kâmil insanlar, aczde ve havfullahta öyle bir lezzet bulmuşlar ki; kendi havl ve kuvvetlerinden şiddetle teberri edip, Allah'a acz ile sığınmışlar. Aczi ve havfı, kendilerine şefaatçı yapmışlar.” (bk. B. S. Nursi, Sözler, s. 32)

Meallerini vereceğimiz ayetlerden de bu hadisin ne anlama geldiğini öğrenebiliriz.

“Ey Âdemoğulları! İçinizden, size ayetlerimi anlatan elçiler geldiğinde, kim onlara karşı gelmekten sakınır ve durumunu düzeltirse, onlar için ne bir korku vardır, ne de mahzun olurlar.  Ayetlerimizi yalan sayanlar ve onları kabule tenezzül etmeyenler ise, işte onlar cehennemliktirler. Hem de orada ebedî kalacaklardır.” (A'raf, 7/35-36)

“Onları (O Allah’tan korkan takva sahiplerini, kıyamet günü), o en büyük korku dehşeti hüzne sokmaz ve: 'İşte bu sizin gününüzdür, size va'dedilmişti.' diye melekler onları karşılayacaklardır.” (Enbiya, 21/103)

“Kim Rabbinin huzurunda durmaktan korkup da nefsini kötü heveslerden alıkoymuşsa, artık şübhesiz (o kimse için) varılacak olan yer, ancak cennettir!” (Naziat, 79/40-41)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
3.761 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
EN ÇOK SORULANLARDAN
UYGULAMALAR