Güç yetmeyenden kaçmak peygamberlerin sünneti midir?

Tarih: 17.02.2015 - 07:14 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Örneğin biz müslümanlar gücümüzün yetmediği yabancı dış güçlerden korksak veya geçmiş tarihte böyle olmuş olsaydı, zaten hiçbir müslüman ülke örneğin Osmanlı Devleti kurulamazdı. Çünkü 400 çadırlık bir güçle Bizans'a karşı koymak her yiğidin harcı değildir. Ve tabi Osmanlı'yı kurmak da.
- Ya da böyle hadisler varsa yani dinen böyle bir şey varsa bunun yorumu nasıldır, neye göre korkmaktır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Bu konuyu birkaç madde halinde açıklamakta fayda vardır:

a) Hz. Aişe anlatıyor:

“Bir gün bir grup Yahudi Hz. Peygamber (asm)'in yanına gelmek için izin istediler. (İçeri girerken, düşmanlıklarından, selam yerine ona benzer bir ifadeyi kullandılar:) ‘Essamu aleyküm.’ (Üzerinize ölüm olsun) dediler. Hz. Aişe buna mukabil, ‘Ölüm ve lanet siziz üzerinize olsun.’ dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber ‘Ey Aişe! Muhakkak ki Allah her konuda yumuşak davranmayı sever.’ buyurdu. Hz. Aişe: ‘Dediklerini duymadın mı?’ deyince, Resulullah: 'Ben de "Sizin de üzerinize olsun.", dedim ya!’ diye buyurdu.” (Müslim, Selam, 10,11/2165)

Bu hadis rivayetine göre, Peygamberimiz (asm)'in bazı kimselerin yanında, şerrinden korunmak için farklı davrandığını anlayabiliriz.

b) Hz. Aişe anlatıyor:

"Bir adam Resulullah (asm)’ın yanına gelmek için izin istedi. Peygamberimiz: “Ona izin verin.” buyurdu ve ilave etti: “Kabilesinin ne kötü bir adamıdır bu.” Sonra adam içeri girince Peygamberimiz (asm) ona yumuşak davrandı. Hz. Aişe: 'Ya Resulellah! Bu adam hakkında o sözleri söyledin; fakat içeri gelince ona karşı yumuşak davrandın.' deyince,  Peygamberimiz: ‘Ya Aişe! Kıyamet günü Allah’ın nezdinde en kötü insan, insanların çirkin söz ve davranışından ötürü kendisini terk ettiği kimsedir.’ buyurdu.” (Müslim, Bir,73/2591; Buhari, Edeb, 28, 48, 82;  Ebu Davud, Edeb, 5)

Bu hadis rivayetlerinde de Peygamberimiz (asm) “İnsanların çirkin söz ve davranışından ötürü kendisini terk ettiği kimse olduğunu” bildirmiş ve fiilen bunu yapmıştır.

Bu hadislerden anlaşılıyor ki, -Allah’ın emir ve yasaklarına aykırı olmadığı sürece- insanlarla iyi geçinmek güzel bir davranıştır.

Buhari, bu hadis rivayetini, Edeb, 82’de “insanlarla müdara yapma/idare etme/iyi geçinme” başlığı altında vermiştir. Demek İmam Buhari de bu hadisten “insanlarla iyi geçinmeyi” anlamıştır.

c) Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurdu:

“Allah’a imandan sonra aklın başı insanlarla iyi geçinmektir." (Kenzu’l-Ummal, h. no: 7171)
“İnsanlarla iyi geçinmek sadakadır.” (Kenzu’l-Ummal, 7172)

Tekrar edelim ki, bu hadis rivayetlerinden anlaşılıyor ki -Allah’ın emir ve yasaklarına aykırı olmadığı sürece- insanlarla iyi geçinmek İslam’da tavsiye edilen güzel bir ahlaktır.

d) Bediüzzaman Hazretlerinin aşağıdaki ifadeleri de konumuza ışık tutmaktadır.

“Hem (Hafız Şirazi) demiş:

آسَايِشِ دُو گِيتِى تَفْسِيرِ اِينْ دُو حَرْفَسْتْ
بَادُوسِتَانْ مُرُوَّتْ بَادُشْمَنَانْ مُدَارَا

Yani: "İki cihanın rahat ve selâmetini iki harf tefsir eder, kazandırır: Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir." (bk. Mektubat, s. 266-26)

e) İnsanlarla iyi geçinmek, asla Şia’da geçerli olan “Takıyye” ile bir ilgisi yoktur.

Takıyye, istediği zaman doğru olmayan sözleri söylemek manasına gelir. Halbuki, İslam’da yalan kesinlikle yasaktır. Yukarıdaki hadislerde, asla böyle bir şey söz konusu değildir.

Zira maslahat için de olsa, bu zamanda yalan söylemek doğru değildir.

Bu konuda Bediüzzaman’ın açıklaması şöyledir:

“...Amma maslahat için kizb/yalan ise, zaman onu neshetmiş. Maslahat ve zaruret için bazı âlimler 'muvakkat' fetvası vermişler. Bu zamanda o fetva verilmez. Çünkü o kadar sû'-i istimal edilmiş ki, yüz zararı içinde bir menfaati olabilir. Onun için hüküm maslahata bina edilmez."(bk. Hutbe-i Şamiye, s. 50)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun