Evvelkilerin masalları, hangi masallardır?

Tarih: 08.12.2016 - 01:10 | Güncelleme:

Soru Detayı

1. Kalem suresi 2.inen sure olması rağmen surenin 15. ayeti "Ona âyetlerimiz okunduğu zaman: “(Bunlar) evvelkilerin masalları.” dedi." Bunlar hangi "masallar"?
- Kur'an da bahsedilen kıssalar önceki peygamberle ilgilidir. Kafirler bu ayetlere masallar diyerek reddetmişlerdir. Fakat Kalem Suresi 2. inen ayetse bu ayeti nasıl anlamalıyız? Henüz inen "masal" diye itham edilebilecek sureler yok.
2. O dönemin en büyük sıkıntılarından biri diri diri kız çocukları gömülmesi gibi sıkıntılar olmasına rağmen inen ilk surelerde bundan bahsedilmemiş gözüküyor. Diri diri kız gömülmesinde ilk olarak Tekvir Suresi'nde mi bahsedilmiştir?
- Neden bu problem daha önce haram kılınmamış olabilir? Bunun yerine neden henüz ilk surelerden kafirler azapla tehdit edilmiştir?
- Bu soruları İslam anlayışını zor durumda bırakmak isteyen kişilerden duyuyorum Daha güzel şekilde anlatmak istiyorum.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

Ayette yer alan “Esatiru’l-Evvelin” ifadesi, “Eskilerin hikâyeleri, masalları” anlamına gelir.

Bununla demek istediler ki: Kur'an, Allah tarafından indirilen bir vahiy değil; eski insanların -kitaplarda yazılan- efsaneleri türünden bir şeydir. Muhammed de bu eski hurafeleri alıp Allah’a nispet etmiştir. (bk. el-Kasımi, el-Meraği, el-Cezairi,  es-Sabuni/safve, V. Zuhayli, ilgili ayetin tefsiri)

Alimlerin beyanlarından anladığımız kadarıyla, ayette -mealen- yer alan “eskilerin masalları” ifadesi, geçmiş peygamberlerin kıssalarıyla ilgili değildir.

Yaklaşık 20 civarında tefsire baktık, hiçbirinde söz konusu ifadeyi “peygamberler kıssalar” olarak yorumlayan bir bilgiye rastlayamadık.

Bu konuda anlamamıza vesile olan en önemli bir nokta şudur:

Kur'an’ın ayetleri için “eskilerin masalları, hurafeleri” diyenlerin maksadı, belli bir masal, efsane değildir. Onların maksadı, genel olarak “her eskide” olduğu gibi, müşriklerin “eskilerinde de” var olup kendilerine kadar ulaşan ve onlarca da aslı astarı olmayan masallar olarak kabul edilen, ancak hâlâ ortada dolaşan hurafelerin toplamından oluşan hurafe kültürüdür.

Özellikle, seyahat ettikleri İran, Şam ve benzeri bölgelerden öğrendikleri birçok masalımsı hikayeleri de Mekke’ye taşımışlardı.

Hz. Muhammed (asm)’in Allah’ın sözü olduğunu bildirdiği Kur'an’a inanmayanlar, -onun belli- kıssaları, ayetleri için değil, vahiy olduğunu inkâr etmek için onu da eski masallara benzeterek inkâra devam etmişlerdi.

Nitekim, yine Mekke’de inen Nahl suresinde de bu ifadeye yer verilmiştir:

“Onlara ‘Rabbiniz ne indirdi?’ denildiği zaman, (söz konusu Kur’an Allah’ın indirdiği söz değil, bilakis O), 'Öncekilerin masalları (türünden bir şeydir)' dediler.” (Nahl, 16/24)

Burada görüldüğü gibi, itirazlarının hedefi, Kur'an’ın muhtevası değil, onun vahiy kimliğini inkârdır. Bu sebeple, onlar için önemli olan ayet sayısının az veya çok olması, peygamber kıssaları ihtiva edip etmemesi değil, -bir tek ayet olsa bile- bunun kaynağının semavi, ilahi olmadığını iddia etmektir.

“Onlardan seni Kur'an okurken dinleyenler de vardır. Fakat biz onu lâyık olduğu şekilde anlamalarına mani olmak için, onların kalplerine kat kat örtüler gerdik. Kulaklarının içine de gereği gibi işitmelerini engelleyen ağırlıklar koyduk. Artık onlar her türlü mucize ve belgeyi de görseler yine iman etmezler. O kadar ki yanına geldikleri zaman seninle münakaşaya girişerek 'Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir.' derler." (Enam, 6/25)

mealindeki bu Mekki ayette de onların bu hedeflerine işaret edilmiştir.

Cevap 2:

Kız çocukların diri diri gömüldüğüne işaret eden bazı ayetlerin Kur'an’daki tertip sırasına göre mealleri şöyledir:

“Ortak koştukları şeyler, müşriklerden çoğuna çocuklarını öldürmeyi süslü gösterirdi." (En'âm, 6/137)

“Bilgisizlik ve düşüncesizlik yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler ve Allah'ın kendilerine ihsan ettiği rızkı Allah'a iftira ederek haram sayanlar, elbette tam hüsrana uğradılar. Saptılar bunlar, doğru yolu da bulamadılar!” (En'am, 6/140)

“Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin.” (En'âm, 6/151)

“Onlardan birine kız müjdelendiği zaman öfkelenmiş olarak yüzü kapkara kesilir. Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir. Onu, aşağılık duygusu içinde yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün! Bakın ki, verdikleri hüküm ne kadar kötüdür!.." ​(Nahl, 16/58-59)

"Onlardan birine, Rahman olan Allah'a isnat ettikleri bir kız evlâd müjdelense, içi öfkeyle dolarak yüzü simsiyah kesilirdi." (Zuhruf, 43/17)

"Diri diri toprağa gömülen kız çocuğunun hangi suçla öldürüldüğü sorulduğu zaman..." (Tekvir, 81/8-9)

- Bunların nüzul sırası şöyledir: Tekvir 7, En'am 55, Nahl 70.

Buna göre;

a) Kız çocukların diri diri toprağa gömülmeleri konusu ilk defa 7. sırada inen Tekvir suresinde söz konusu edilmiştir.

Farz, vacip, helal, haramla ilgili hükümlerin genellikle Medine’de söz konusu edilmiş olduğu göz önüne alınırsa, bu konunun çok önceden önemsendiğini gösterir.

b) İslam’da en önemli konular başta tevhid olarak iman esaslarıdır. Bu sebepledir ki, Mekki surelerde daha çok iman esasları çerçevesinde mesajlar verilmiştir.

Demek ki, kızların diri toprağa gömülmelerini önlemek için, önce iman esaslarının, özellikle Allah’ın vahdaniyetin ve hesap gününün varlığı konusunda ders verilmesi gerekir. Çünkü, suçların önlenmesi, ancak bireylerin kalplerine manevi bir yasakçının yerleştirilmesiyle mümkündür.

c) İnsanları imana davet etmek ve bu konuya ağırlık vermekle ancak müminlerin sayısı çoğalır. Müminlerin çoğalması, suçların -açık yasak olmazsa bile- azalmasına katkı sağlar. Çünkü, imanla eğitilmiş bir vicdan asli fıtratını koruduğu için insani erdemleri fark edecek ve olumsuz aykırı işlerden uzaklaşacaktır.

Bu imanlı çevrenin manevi etkisiyle müşrikler de iyiliği tanıma imkanını bulacaklardır.

Nitekim, Mekke’de müminlerin -az da olsa- sayılarının çoğalmasıyla kız çocuklarının diri olarak toprağa gömülmeleri, yavaş yavaş  ortadan kalkmıştır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun