Bakara 62. ayet her iyiliğin karşılığı var derken, Kehf 105. ayet inkarcılarınki boşa gidecek diyor?

Soru Detayı

- Kafama takılan bir şey oldu. Bakara suresi 62. ayette Allah Müslüman olmayanların da yaptığı iyiliklerin boşa gitmeyeceğini söylerken, Kehf suresi 105. ayette inkar edenlerin yatığı iyi işlerin boşa gideceğini söylüyor.
- Kafam karıştı. Bildiğimiz kadarıyla da insan ateist bile olsa yaptığı iyi işler ahirette onun faydasına olacak ama Kehf suresi 105. ayette boşa gidecek diye yazması benim kafamı karıştırdı.
- Hatta işin içine İbrahim suresi 18. ayeti de katarsak benim kafam daha da karıştı. Cevap verirseniz çok sevinirim.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bakar suresindeki ayetin meali şöyledir:

“Şüphe yok ki, iman edenler, Yahudiler, Hristiyanlar ve Sabiiler; bunlardan her kim Allah'a ve ahiret gününe gerçekten iman eder ve iyi bir amel işlerse, elbette bunların Rableri yanında mükafatları vardır. Bunlara bir korku yoktur ve bunlar mahzun da olmayacaklardır.” (Bakara, 2/62)

Bu ayetin tefsirli meali şöyledir:

“Şüphesiz, (Hz. Muhammed devrinde ona iman edip) inananlar, (Hz. Musa devrinde ona iman eden) Yahudiler, (Hz. İsa devrinde ona iman eden) Hristiyanlar ve (alimler tarafından değişik şekilde tanımlanan) Sabiilerden Allah'a ve ahiret gününe inanıp da, salih amel/yararlı iş yapanların ecirleri/mükâfatları Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de." (Bakara, 2/62)

- Bu ayette, her din mensubunun kendi peygamberine uyması, onun getirdiği dine tabi olması durumunda kurtuluşu hak edeceği ifade edilmiştir. Buna göre;

Hz. Nuh döneminde, Hz. İbrahim döneminde, Hz. Musa döneminde bulunanlar, kendi peygamberlerine ve onların getirdiği dine bağlı olanlar kurtuluşu hak etmişlerdir.

Hz. İsa döneminde ona tabi olan Hristiyanlar kurtuluşu hak etmişlerdir.

Hz. Muhammed (asm) döneminde de ona tabi onlalar kurtuluşu hak etmişlerdir.

Hz. Muhammed (asm) bütün insanlara gönderilmiş bir peygamber olduğuna göre, Yahudi ve Hristiyanlar dahil bütün insanların İslam dinine bağlı olma sorumluluğu vardır.

- Önemli bir nokta da şudur: ümmetlerin doğru bir çizgiyi takip etmelerinin bir diğer adı olan salih amelleri/iyi işleri -düzgün ve Allah’ın rızasına uygun olarak- yapmaları, ancak kendi peygamberlerinin öğretilerine bağlı kalmakla mümkündür.

Buna göre, ayette yer alan Müminler/Müslümanlar, Hz. Muhammed (asm)’in tebliğ ettiği vahye bağlı kaldıkları takdirde kurtulurlar.

Şüphesiz cennet yalnız Müslümanların değildir. Başka insanların da gideceği bir mekândır. Söz gelişi, bir kısım Yahudiler de kendi devirlerinin peygamberi olan Hz. Musa’ya bağlı kalmakla kurtulmuşlardır. Hz. İsa devrinde ona bağlı olan Hristiyanlar da kurtulmuşlardır. Keza Sabiiler de öyledir. Ancak, İslam döneminde geçerli olan iman, ancak Hz. Muhammed (asm)’e ve Kur’an’a iman etmekle mümkündür.

- Özetlersek; Hz. Muhammed (asm)’in peygamberliği dönemimde bulunan Ehl-i kitabın da -cennete girmeleri için- diğer insanlar gibi, İslam dinine göre iyi davranış sergilemeleri gerekir. Çünkü, Hz. Muhammed (asm) bütün insanlara gönderilmiştir:

“Biz seni bütün insanlara bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bunu bilmiyor.” (Sebe, 34/28)

mealindeki ayette bu gerçeğin altı çizilmiştir.

Kehf 105 ve Kıyamet Gününde Kâfirlerin Durumu:

- Kâfirlerin sorguya çekilip çekilmeden cehenneme gideceklerine dair meselede farklı yorumlar vardır:

Örneğin;

“O gün, dünyada yapılan işlerin tartılması kesin olarak gerçekleşecek. Artık kimin iyilikleri kötülüklerinden ağır gelirse, işte onlar muratlarına ereceklerdir. Kimin de sevap tartıları hafif gelirse, onlar da ayetlerimizi yok sayıp haksızlık etmelerinden ötürü kendilerini en büyük ziyana uğratacaklardır.”(A'raf,7/8-9)

mealindeki ayetlerde söz konusu edilen mizan/tartı kâfirler için de geçerli olup olmadığı hususunda alimlerin farklı görüşleri vardır:

Bazılarına göre, ister mümin olsun, ister kâfir olsun, bütün insanların amelleri tartılır. Çünkü, bu ayetlerde iman-küfür sıfatları söz konusu edilmeden tüm insanları kapsayacak şekilde genel bir ifade kullanılmıştır. Hatta, bu ayet Mekke’de indiğine göre, orada; biri, her yönüyle mükemmel salih amel yapan müminler, diğeri ise küfür ve şirkten başka bir tarafı olmayan müşrikler olmak üzere iki sınıf insan vardı.

O halde, hem müminlerin hem de kâfirlerin amellerinin tartılacağını söylemek ayetin zahirine daha uygundur.

“O gün kimin iyilikleri mizanda ağır basarsa onlar kurtulacaklar. Kimin iyilikleri tartıda hafif kalırsa, işte kendilerini ziyana sokanlar, cehennemde ebedî kalanlar onlar olacaklardır. Orada yüzlerini alevler yalar da ateş dudaklarını yaktığında, dişleri açıkta kalıverir. Allah Teâlâ onlara şöyle buyurur: ‘Âyetlerim size okunurdu da siz onları yalan sayardınız değil mi?’ (Müminun, 23/102-105)

mealindeki ayetlerin ifadesi bu görüşü desteklemektedir. Çünkü burada, kâfirlerin amellerinin de tartıldığı açıkça ifade edilmiştir.

Diğer bir kısım alimlere göre ise, tartı sadece müminler için geçerlidir. Bu ve benzeri ayetlerde de söz konusu edilen tartı, yalnız müminler için geçerlidir. Bu alimlere göre,  “İşte onlar Rab’lerinin âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr etmiş, bu yüzden de yaptıkları iyi işler boşa gitmiştir. Tartılacak şeyleri kalmadığından kıyamet günü onlar için artık bir tartı koymayacağız.” (Kehf, 18/105)

Hemen şunu belirtelim ki, mealede “artık tartı âleti koymayacağız” şeklindeki ifadenin Arapçası “la nukîmu -yevme’l-kıyameti- lehum vezna” şeklindedir. Alimler, bu ifadeyi “onlara kıyamet günü bir değer vermeyeceğiz. Tartılan amellerinin -onları kurtaracak değerde- bir kıymet-i harbiyeleri yoktur” şeklinde anlamışlardır. (krş. Reşit Rıza, el-Menar, İbn Aşur, algili ayetlerin tefsiri)

- Bizim kanaatimiz de birinci grup alimlerin kanaatidir. Çünkü müminun suresinde yer alan “Kimin iyilikleri tartıda hafif kalırsa, işte kendilerini ziyana sokanlar, cehennemde ebedî kalanlar onlar olacaklardır.” mealindeki ifadeler çok açıktır. Zira, ebedi cehennemde kalanlar ancak kâfirlerdir. Ayette onların da amellerinin tartılacağından söz edilmiştir.

“Rablerine karşı nankörlük edenlerin iyi işleri, tıpkı fırtınalı bir günde rüzgârın savurduğu küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şeyi ele geçiremezler. İşte derin sapıklık budur.” (İbrahim, 14/18) mealindeki ayetin ifadesini de bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Yani, amelleri tartılır fakat kendilerine hiçbir fayda sağlamaz. Çünkü, küfür unsuru karşısında bütün amelleri rüzgârın savurduğu küle dönmüştür.

İlave bilgi için tıklayınız:

Bazı ayetlerde, kafirlerin yaptıklarının boşa gittiği vurgulanıyor. Ama ...
Kafirler için ahiret gününde, tartı, terazi, mizan var mıdır yok mudur? ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR