“Deccala iman edip onu tasdik edenin hiçbir salih ameli fayda vermez, onu yalanlayan da hiçbir günahından hesaba çekilmez.” anlamına gelen hadisi nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili hadisin meali şöyledir:

“Kim ki ona (Deccal’a yani cereyanına ve o cereyanın cemiyete aşıladığı çılgın sefahete) iman edip tabi olur ve onu tasdik ederse, artık onun geçmiş hiçbir salih ameli ona menfaat vermeyecektir... Ve her kim onu tekzib edip yalanlarsa, onun geçmiş günahlarının hiçbirisinden muaheze edilmeyecektir.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5/16)

Bunun manası şudur:

Bilindiği üzere ameller, akıbetlerine göre değerlendirilir. Dünya imtihanının ciddiyetini kavramış bütün bilenler, alimler, evliyalar hep “kötü son”dan korkmuş ve Allah’a sığınmışlardır. Deccal ise, açıkça yaptığı eylemleriyle dine karşı olduğu, bir şekilde ilahlık dava ettiği aklıselim sahibi kimseler tarafından bilindiği halde, ona iman eden, yani onun yaptıklarının doğru olduğunu kabul eden, tabiatıyla hak dinin hükümlerini kabul etmemiş olur. Bu ise, küfre götüren bir husustur.

Veya onun Deccal olduğunu, İslam düşmanı olduğunu bildiği halde, sırf dünya menfaati uğruna onun peşine takılıp, onu yaptığı gayri meşru, gayri İslamî fiillerini, söylediği yanlış sözlerini tasdik ederse, yine imandan taviz vermiş olduğundan -tövbe etmeden- o halde öldüğü takdirde, daha önce yaptığı iyi amellerinin kendisine hiçbir faydası olmaz.

“İşte onlar Rablerinin âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr etmiş, bu yüzden de yaptıkları iyi işler boşa gitmiştir. Tartılacak şeyleri kalmadığından kıyamet günü onlar için artık tartı âleti koymayacağız.”(Kehf, 18/105),

“Onların yaptıkları her işin üzerine varıp, hepsini toz duman edeceğiz.”(Furkan, 25/23)

mealindeki ayetlerde de bu gerçeğe vurgu yapılmıştır.

Deccalı kabul etmeyen, onun küfrî icraatına kalben taraftar olmayan, elinden geldikçe onlara uymayan kimse, o fitne içerisinde gösterdiği İslam kahramanlığı, güçlü bir iman şuurunu gösteren bu davranışları ona büyük sevap kazandıracak ve eski günahlarına kefaret olacaktır. Çünkü, Deccal devrinde az amel çok hükmündedir.

“Ümmetimin fesada uğradığı bir zamanda kim benim yolumu takip ederse, onun için yüz şehit sevabı verilir.” (Beğavi, Mesabihu’s-Sunne, I, 40, no: 130; el-Munavi, Feyzu’l-Kadir, VI, 261. no: 9171-9172)

manasındaki hadis rivayeti de bu gerçeğe işaret etmektedir.

“Dinde zorlama yoktur. Doğru yol sapıklıktan, hak batıldan ayrılıp belli olmuştur. Artık kim tağutu reddedip Allah’a iman ederse,  işte o, kopması mümkün olmayan en sağlam tutamağa yapışmıştır. Allah her şeyi hakkıyla işitendir, bilendir.”(Bakara, 2/256)

mealindeki ayette, tağutlardan biri olan Deccal ve Süfyan gibi dine, imana ve İslama zararlı kimselere tabi olmayan, onları kalben tanımayan, onlara bağlanmayanın güçlü imanlarına vurgu yapıldığı gibi, mefhum-u muhalifiyle de, onlara tabi olan, onların küfürlerini alkışlayanların imanlarının örümcek ağı gibi sallantıda olduğuna işaret edilmiştir. Deccal ve Süfyan’ın fitnesinden Allah’a sığınırız… Amin!..

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR