Ateistler aşılayıcı rüzgarlar mucizesini çürüttüklerini iddia ediyorlar. Buna nasıl cevap verilir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de; rüzgârları aşılayıcılar olarak gönderdik… buyuruyor (Hicr, 15/22).  

Bu ayetin geçmişte muhtelif tefsirleri ve açıklamaları yapılmıştır. Bu açıklamalar elbette o günkü fen bilgileri istikametinde olmuştur. Yani, o açıklamalarda günümüz bilgileri ile bir farklılık varsa o ayette değil, ayetin o günkü bilimlerin ışığındaki yorumundan kaynaklanmaktadır. Nitekim günümüzde de doğru bildiğimiz bir takım değer hükümleri bilimin gelişmesiyle farklı bir açılım ve izah kazanabiliyor.  

Bu ayetteki aşılamadan bazı alimler bitkilerin rüzgarla tozlaşmasına işaret ettiğini, bazıları yağmurun teşekkülüne sebep olduğunu anlamış, bazıları da her iki manayı vermiştir. Bu açıklamaların hepsinin de doğruluk payı vardır. Belki gelecekte rüzgarların bu manada başka görevleri de ortaya çıkarsa onu da içine aldığı düşünülebilir. Bunun neyine itiraz edilecektir? 

Ateistlerin anlamadığı veya anlamak istemediği husus, mu’cizenin manasıdır. Kasıtlı olarak o manaya hücum ediyorlar. Güya bilinen veya ilmen açıklanan bir husus, onlarca mu’cize değildir. Sıradan bir olaya olarak takdim ediliyor. Bunu da gençleri yanlış yönlendirmek için kasten yapıyorlar. 

Mu’cize; ( مُعجِزة ) insanların yapamadıkları, ancak Allah’ın peygamberlerine ikram ettiği bir takım harikalıklardır. İnsanların taklit edemedikleri, yapmaktan aciz kaldıkları şeyler de mu’cize olarak ifade edilir.  

Mucize ( موجِزَة ) ise, az sözle çok mana ifade etmekdir. Kur’an-ı Kerim’de bunların her ikisi de vardır. Yani hem sözleri taklit edilemez ve hem de az kelime ile çok mana ifade edilir.

Kur’an-ı Kerim 40 yönüyle mu’cizedir. İstikbalden, yani gelecekte olacak bir takım hadiselerden haber vermesi de bunlardan birisidir.  

Kur’an-ı Kerim Cenab-ı Hakk’ın kelam sıfatının eseri, kâinattaki varlıklar da kudret sıfatının eseridir. Kur’an mu’cize olduğu gibi, kâinattaki varlıklar da mu’cizedir, yani taklidi mümkün değildir. Kur’an kâinattaki hadiselerden ve olaylardan bahsederken onların bu yönüyle de mu’cizeliğine dikkat çeker.  

İşte rüzgarların aşılayıcı olarak ifadesindeki mu’cizeliğinin yanında, tabiatta Allah’ın ilim, irade ve kudretinin eseri olarak meydana gelen o hadisenin de taklidinin mümkün olmadığına işaret vardır. Burada rüzgarların teşekkülü ve yaptığı görevler insanların güç ve kuvvetini aştığı için mu’cizedir. Bu görevler ilmen ispat edilsin veya edilmesin netice değişmez.  

Rüzgarların teşekkülü için yerküre hem kendi etrafında 23.5 derece eğimle 24 saatte bir kendi etrafında dönecek ve hem de güneşin etrafında saatte 108 bin kilometre hızla hareket eedecektir. Güneşten de 149.5 milyon kilometre mesafede belirli bir yörüngede bulunacaktır. İşte bütün bunlar mu’cizedir. Yani, insanın yapamayacağı şeylerdir.  

Yukarıdaki ayette Cenab-ı Hak, rüzgarların görevlerinden bahsederken bütün bu manalar da onun içerisinde dahildir.

Dinsizlerin bunu inkarı, gündüz vakti güneşin varlığını inkar gibidir. Güneşten gözünü kapayan sadece kendisine gece yapar. Onların gözlerini kapatmasıyla gündüz gece olmadığı gibi, bu mu’cizeler de onların inkarı ve yok saymasıyla ortadan kalkmaz. Onlar kendi küfür karanlıkları içinde dolaşıp dursunlar. Ebu Cehiller her devirde bulunacaktır. Siz onların sözlerine değil, Kur’an’ın ve ehl-i imanın sözlerine kulak veriniz. 

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR