Allah, Zatı ile birinci kata iniyor, diyen ehl-i sünnet alimleri var mı?

Soru Detayı

- Bu doğru mudur?

Açıklama: “Rasulullah (s.a.v.) Allah’ın gecenin bir bölümü geçince gök semasından dünya semasına indiğini, Ehl-i Sünnet alimleri bu inmenin de zatı ile olduğunu söylerler." (bk: İbn Recep, Fethu’l Bari li şerhi sahihi’l Buhari)

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İbn Receb el-Henbeli, "Fethu’l-Bari" adlı eserinde; Mücadele suresinin 7. ayetinde yer alan “Allah’ın kullarıyla birlikte olduğu”na dair ifadeyi anlatırken, bu hususu açıklamak için şu görüşlere yer vermiştir:  

“Buradaki yakınlık, Allah’ın dünya semasına nüzul edeceğini ifade eden hadis rivayetlerinin gösterdiği mana ile aynıdır. Yani, Allah’ın yakınlığı asla insanların / mahlukların birbirine olana yakınlığı gibi değildir. Onun yakınlığı / nüzulü, bir Rab olarak kullarının dualarına, isteklerine, tövbe ve istiğfarlarına karşı gösterdiği yakınlık türündendir. Nitekim, Hammad b. Zeyd bu konuyla ilgili bir soruya verdiği cevapta şöyle demiştir: 'Allah kullarına dilediği şekilde yakalaşır.'"

İbn Recep, Hammad’ın bu sözünü: “Yani: Allah’ın nüzulü mahlukların nüzulü gibi bir yerden bir yere intikal anlamına gelmez” şeklinde açıklamıştır.

Aynı yerde, Ebu Abdillah (Ahmed b. Hanbel) gibi bazı alimlerin de konuyla ilgili şunları söyledikleri belirtilmiştir:

“Bu konuda susmak gerekir. 'Allah için temsil getirmeyin.' (Nahl, 16/74) mealindeki ayette de ifade edildiği gibi, hadis rivayetinde ne ifade edilmişse, o ifadeleri -bir keyfiyet, bir sınır çizmeden- olduğu gibi kabul etmek gerekir. Allah (dünya semasına) nasıl isterse öyle iner; ilmiyle, kudretiyle, azametiyle iner. O ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. Onu vasıflandıran hiç kimse büyüklüğünü hakkıyla vasfedemez. Hiçbir kaçış, kaçanı ondan uzaklaştıramaz.”

İbn Receb, bu sözleri de şöyle özetlemiştir:

“Yani: Allah’ın dünya semasına nüzulü, mahlukların nüzulü gibi değildir. Bilakis, O’nun nüzulü, onun kudret ve azametine ve her şeyi kuşatan ilmine layık bir şekilde tahakkuk eder. Oysa mahlukların ilmi sınırlıdır, her şeyi kuşatamaz. Onların Allah hakkındaki ilimleri, ancak Allah’ın kendi zat-ı akdesini vasıflandırdığı veya onun elçisinin onu vasıflandırdığı yere kadardır. Bu sebepledir ki, selef-i salihin, bu gibi nasları / rivayetleri olduğu gibi kabul etmek, akıl ve idrakın kavrayamadığı / anlayamadığı hususları ise, onları bilene havale etmenin gerekli olduğunda ittifak etmişlerdir.” (İbn Receb, 3/117-118)

- Görüldüğü üzere, İbn Receb’in ifadeleri çok açıktır: Sahih olan rivayeti kabul edeceğiz; aklımızın anlamadığı şeyleri Allah’a havale edeceğiz. Bu görüş, gerçekten, başta İmam Malik, İmam Ahmed b. Hanbel olarak birçok selef aliminin seslendirdiği bir hakikattir.

Nitekim, İbn Hacer el-Askalani de (nüzul hadisiyle ilgili olarak) şunu açıkça ifade etmiştir:

“Ehl-i sünnetin selef ve halef alimlerinin itikadı şudur ki: Allah, hareketten, intikalden, bir şeye hulul etmekten münezzehtir. Onun benzeri hiçbir şey yoktur.” (İbn Hacer, Fethu’l-Bari, 7/124).

Bu ifadelerden hareketle kesin olarak ifade edebiliriz ki, Ehl-i sünnete göre, Allah zat-ı akdesiyle dünya semasına nüzul etmez, ilim ve kudretiyle nüzul eder.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun