“Yazıklar olsun sana Allah’ın ne demek olduğunu bilmiyor musun?” diye bir hadis var mı?

Tarih: 07.10.2016 - 01:25 | Güncelleme:

Soru Detayı

"Yazıklar olsun sana Allah’ın ne demek olduğunu bilmiyor musun? Allah’la kullarının hiçbirinden şefaat istenilmez. Allah’ın (c.c.) şanı bundan yücedir. Allah arş’ı üzeredir, işte böyle (diyerek parmaklarını kubbe gibi yaptı)" *Ebu Davut- sünnet*
- Böyle bir hadis var mı varsa bu hadisi açıklar mısınız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Rivayete göre, Hz. Peygambe­r aleyhissalatü vesselamın huzuruna bir çöl arabı gelip: "Ey Allah'ın Rasulü, canlar son derece sıkıntıya girdi, çocuklar can verdi, mallar azaldı, hayvanlar helak oldu. Bizim için Allah'tan yağmur iste. Biz (yağmurumuzun yağdırılması için) seni Allah'a şefaatçi kılıyoruz. Allah'ı da sana şefaatçi kılıyoruz." dedi.

Rasûlullah (asm) da "Vay, yazık sana! Sen ne dediğini biliyor mu­sun?" buyurdu. Sonra: "Sübhanallah" dedi ve "sübhanallah" demeye devam etti.

Nihayet (Hz. Peygamberin öfkesinin, gazab-ı ilahinin nüzulü­ne sebep olabileceğinden endişe edildiği için) bu (öfkeden duyulan endi­şenin izleri orada bulunan) sahabilerinin yüzünde de belirmeye başladı.

Sonra (tekrar): "Vay sana! (şunu iyi bil ki) Allah yarattıklarından hiç­birisi için aracı kılınamaz. Allah'ın şanı bundan yücedir. Vay sana! Sen Allah kimdir biliyor musun? Onun Arşı semâvâtı üzerinde şu şe­kildedir." buyurdu ve parmak(larıy)la (el boşluğu) üzerinde kubbe gi­bi bir şekil yaptı ve: "Muhakkak ki Arş Allah'(ın azametin)den (dola­yı) semerin süvarisinin ağırlığın)dan (dolayı) gıcırdadığı gibi gıcırdar." buyurdu.

İbn Beşşar bu hadisi "Allah Arşının üstündedir Arşı da gök­lerinin üstündedir." diye rivayet etti (ve sonra hadisin geri kalan kısmını) nakletti.

(Ebû Dâvûd dedi ki): Hadisin Ahmed b. Said'in isnadı (ile gelen rivayeti) sahih olandır. Aralarında Yahya h. Main ile Ali b. el-Medîni’nin de bulun­duğu bir topluluk, bu hususta ona muvafakat etmişlerdir. Ayrıca bir başka topluluk, bunu, -yine Ahmed'in dediği şekilde- "İbn İshak'tan" (diyerek) rivayet etmişlerdir. Bana ulaştığına göre, Ahdula'lâ, İbnu 'l-Müsennâ ile İbn Beşşâr'in semaları (hocalarından hadis dinlemeleri) aynı nüshadan imiş. (Ebu Davud, Sünnet, 18)

Bu hadis-i şerif, Hz. Peygamber (asm)'in yüzü suyu hürmetine Allah’tan bir şey istemenin caiz olduğunu, fa­kat kullardan bir şey istemek için Allah'ı aracı kılmaya kalkmanın haram olduğunu ifade etmektedir.

Ehl-i sünnet alimlerinin vesile konusundaki görüşü şöyledir:

Allah'tan istenecek bir şeyin ölü ve­ya diri bir kimseden istenmesi caiz değildir. Fakat hakkında hüsnüzan beslenen, salih bilinen diri veya ölü bir kimseyi aracı kılarak Allah'a yal­varmak, ondan arzuların ihsanını dinlemek, bunun için peygamberlerin ve salih kulların kabirlerini ziyaret etmek caizdir. Ayrıca bu ziyaretten ma­nevi feyiz ve bereket de hasıl olur.

Alimlerin bu konudaki delillerini şöylece özetlemek müm­kündür:

1. "Ey iman edenler! Allah'a karşı vazifelerinize dikkat edin ve ona yaklaşmanın yolunu arayın..." (Mâide, 5/35) ayetinde geçen "vesi­le", Allah'a yaklaşma çaresi ve vasıtası manasında olup tevessüle de içine alır.

Buna karşı çıkanlara göre “vesile”den maksad kulun ibadetleri, hayırları, iman ve ahlakıdır.

2. Buharinin rivayetine göre Hz. Ömer, bir kuraklık ve kıtlık yılında yağmur duası yaparken Hz. Abbas'ı vasıta kılmış ve şöyle dua etmiştir: "Allah'ım, biz peygamberimizi sana vasıta kılıyorduk (onunla tevessül ediyorduk) da bize yağmur veriyordun; şimdi de peygamberimizin am­casını sana vesile kılıyoruz, bize yağmur ver." Bu dua üzerine yağmur yağmıştır. (Buhârî, İstiska, 3)

Vesileyi kabul etmeyenler, bu hadisi kabul ediyor ve: "Hayatında Hz. Peygamber ile gene sağlıklarında Ehl-i Beyti ile tevessül caizdir.” diyorlar.

3. Hz. Ömer'in hilafeti devrinde Malik b. Iyaz (ed-Dâr) Rasulullah'ın kabrine gelmiş ve: "Ya Rasûlullah, ümmetin mahvoluyor onlar için Al­lah'tan yağmur iste." demiştir.

Bu hadîsi Beyhakî, Sûbkî, Buhâri (Tarih'inde) İbn Ebî Heyseme, İbn Ebî Şeybe rivâyet etmişlerdir.

4. Osman b. Huneyf kendisine Rasûlullah'ın öğrettiği bir duada şöyle demiştir. "Allah’ım, rahmet Peygamberi senin peygamberin Muham­med ile sana yöneliyor ve istiyorum..." (bk. İbn Mâce, İkâme, 189; Tirmizî, De’âvât, 118; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/138)

5. Fatıma bint Esed hadisinde bizzat Rasûlullah: "Peygamberin hak­kı için" demişti. (Hâkim, Taberani, Heysemi)

Bütün bu ve benzeri nasslar hayatta ve vefattan sonra peygamberler ve salih kişiler ile tevessülün caiz olduğuna delâlet etmektedir. (bk. M. Zâhid Kevserî, Muhikku't-takavvul fî mes'eleti't-tevessül,  s. 5-9)

Kevserî, bu naklî deliller dışında Allame Teftazani (v. 793/1391), Fahrüddin er-Razi (v.606/1209) ve Seyyid Şerif el-Cürcani (v.816/1413)nin eserlerinden tevessülün cevazına, enbiya ve evliyanın kabirlerini ziyaret­ten maddi manevi bir takım faydalar hasıl olmasının mümkün ve vaki ol­duğuna dair ifadeler nakletmiştir.

Vesileyi kabul etmeyenlere göre nakledilen hadislerin bir kısmı zayıftır, diğerleri ise vesileyle alakalı değildir.

Sonuç:

Bilhassa İbn Teymiyye'den beri (v. 728/1327) bu konu şiddetli münakaşa ve ihtilaflara yol açmış, üzerinde uzun boylu konuşulmuş ve yazılmıştır. 

İbn Teymiyye biraz da muasırlarının davranışları sebebiyle bu mesele­de ifrata ve aşırılığa düşmüştür.

Onun karşısındakiler de zaman zaman sert davranmışlar, neticede İslamın yasakladığı tefrika doğmuştur. Şu çizgide birleşmek mümkündür:

- Ölüler ile tevessülün lüzum ve zaruretine dair bir nass yoktur. Bunu inkâr eden Ehl-i sünnet camiasından çıkmaz.

- Allah'a ortak koşmadan, onun sevdiği bilinen veya zannedilen, ölü ya­hut diri bir kul vasıta kılınarak Allah'a dua etmek manasında bir tevessü­lü yasaklayan nass da yoktur; şu halde bunu yapanlar da kınanamaz.

- Bu meseleyi bir tefrika konusu yapmak ise kınanması gereken davranışların içinde yer alır. 

Hadiste geçen kubbe konusuna gelince:

Hattabî'nin dediği gibi Allah'ın Arş üzerinde bulunduğunu söylemek, zahiren Allah'a mekân ve keyfiyet isnat etmekse de aslında Hz. Peygam­berin sözüyle ve parmaklarıyla yaptığı kubbe şekliyle maksadı, Allah'ın kudret ve saltanatının azametini biraz olsun bedeviye anlatabilmek. Çün­kü mücerred / soyut kavramlarla ona böyle muğlak ve bir meseleyi kavratmak mümkün değildir.

Bu hadis, Allah'ın saltanatının Arş üzerinde tecelli ettiğini inkâr eden Cehmiyye aleyhine bir delil olarak kabul edilmiştir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Allah'tan başkasından yardım istemek, dua ederken vesile kılmak ...
Hz. Ömer, Hz. Abbas'a giderek yağmur duası için onu vesile kılmıştır ...
Maide Suresi, 35. ayette geçen "O'na yakın olmak için vesile arayın ...
Dua ederken büyük zatları vesile yapmak ve “onların hürmetine ...
Ölüleri vesile kılmanın yanlışlığına, Nahl 20-21. ayetler cevap olabilir ...
Ebu Hanife tevessüle karşı mıdır? Onun, "Falanın hakkı için." diye ...
Tevessül Allah'ın hayatta olmayan diğer kulları için de geçerli midir ...
İmam Azam Ebû Hanife ile İmameyne göre, "Senden falanın hakkı ...
Yardım istersen Allah'tan dile, hadisi, Hz. Peygamberden şefaat ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun