Zikir sayesinde Allah?ı bilme ve bulma, onun sırlarına vakıf olma söz konusu olabilir mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

“Ey iman edenler! Allah’ı çok zikrediniz.”(Ahzab, 33/41)

mealindeki ayet, her an onu anmayı ifade ettiği gibi, dil ve kalp ile onu zikretmeyi de dikkatlere sunmaktadır.

“İyi bilin ki, gönüller ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.”(Ra’d, 13/28)

mealindeki ayette, Allah’ı zikretmekle gönüllerin huzura kavuşacağı bildirilir. Huzura kavuşmak, Allah’ı tanımakla olur. Demek ki derinlemesine bir bilgiye sahip olmak, ilhama mahzar olmak için Allah’ı her an kalbinde, dilinde, davranış biçiminde anmak, ona saygı ve sevgiyle yaklaşmaya çalışmak gerekir.

Zikir kavramı sanıldığı gibi yalnız dil ile değil, yalnız belli zikirlerle değil, her şeyiyle ve her şeyde onu bulmaya, hatırlamaya, emir ve yasaklarını zihninde tutmaya yönelik her türlü zikirdir.

Kur’an’ın bir adı Zikr’dir. En büyük zikir Kur’an’ı okumak ve ona göre amel etmektir; bunun adı takvadır. Allah’a giden yoldur.

"Ananla anılanın bir olması" tabiri, özellikle bu materyalist asırda, hiç kullanılmaması gereken bir şeydir. Allah yaratandır, kul ise yaratılandır. Bir olmaları mümkün mü?

O gibi ifadelerin doğru anlamı şudur: "İşin ehli olan kimseler, veliler, Allah’ı zikrettikleri zaman kendilerini unuturlar, yalnız Allah’ı düşünürler, kendilerini yok bilirler, yalnız Allah’ın varlığını düşünürler, kendi benliklerinden sıyrılırlar, yalnız Allah’ın kudret ve rahmetini düşünmeye başlarlar." Bu gibi sözler, ehil olanlar tarafından söylendiği zaman, derin bir hakikatin ifadesi olur. Fakat ehliyetsiz kimseler söylediği zaman, haddi aşmışlık, “şatahat” olur.

İlave bilgi için tıklayınız:

Bir ayette namazın zikir olduğu haber verilmektedir; namaz nasıl zikir olur?

Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde zikir konusu...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun