Allah tövbe edenden hoşnut olur anlamında bir hadis var mı?

Tarih: 29.11.2022 - 08:26 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bir hadiste, tövbe edenlerden Allah’ın hoşnut olduğunu ve devesini kaybeden adamın onu bulunca sevinmesi gibi, tövbe edenden de Allah’ın öyle sevindiği geçiyormuş, doğru mu?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Konuyla ilgili hadislerden biri şöyledir:

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Azîz ve celîl olan Allah, “Ben, kulumun beni düşündüğü gibiyim; beni andığı (her) yerde, onunlayım (rahmet ve yardımım onunla beraberdir).” buyurmuştur.

Allah’a yemin ederim ki Allah’ın, kulunun tövbe etmesinden dolayı duyduğu hoşnutluk, herhangi birinizin ıssız çölde kaybettiği devesini bulduğu zamanki sevincinden daha büyüktür.” (Nitekim Allah şöyle buyurmuştur):

“Bana bir karış yaklaşana ben bir arşın yaklaşırım, bir arşın yaklaşana bir kulaç yaklaşırım. Bana yürüyerek gelene ben koşarak giderim.” (Buhârî, Tevhîd 15, 35, 55; Müslim, Tevbe 1, Zikir 2, 19)

Hadislerde geçen Allah Teâlâ’nın memnuniyeti, hoşnutluğu, sevinmesi gibi ifadeler mecazi sözlerdir. Bu gibi sözlerle Allah Teâlâ’nın kulundan razı olduğu ve onun isteğini hemen yerine getireceği anlatılmaktadır.

İnsan bir günah işlediği zaman şeytanın eline düşer. Şeytanın eline düşen kimse ise, çölde devesini kaybeden adam gibi, helak olmak üzeredir. Fakat Allah Teala’ya yönelip tövbe ve istiğfar ettiği zaman şeytanın elinden kurtulur, Cenab-ı Hakk’ın bağışını ve rahmetini kazanır.

Demek ki, Allah Teâlâ kullarına karşı son derece merhametlidir. Kendisinden af diledikleri takdirde onları bağışlamaya hazırdır.

Her zorluktan sonra bir kolaylık, her sıkıntıdan sonra bir ferahlık gelir. Bu sebeple insan Rabbinin rahmet ve merhametinden hiçbir zaman ümit kesmemelidir.

Anlaşılması zor bazı konuları, Peygamber Efendimiz (asm) zaman zaman böyle misallerle anlatmıştır.

Şu halde bu hadis-i şerif, günahlarının bağışlanıp bağışlanmayacağı endişesinden insanları kurtarmakta, tövbe eden kulundan Allah Teâlâ’nın nasıl hoşnut olduğunu açıklayarak büyük bir güvence vermektedir. Tövbe etmeye bundan daha büyük bir teşvik düşünülemez.

Ayrıca hadis-i şerif, özellikle ahir ömründe Allah’a karşı tam bir hüsnüzan ve onun rahmetine kavuşacağına dair ümit beslemenin fazilet ve faydasını gözler önüne sermektedir. Çünkü yüce yaratıcı, çok açık bir şekilde, “Ben, kulumun beni düşündüğü gibiyim, ona benden beklediği şekilde tecelli ederim.” buyurmak suretiyle herkesin, Allah’tan kendisi hakkında nasıl muamele etmesini istiyorsa, Allah’ı öyle bulacağını hatırlatmaktadır. Bu konudaki kesinliği arttırmak için de “kul nerede ve ne zaman Allah’ı anarsa, yanında Allah’ı bulacağı” belirtilmektedir.

Daha sonra da Allah Teâlâ’nın, kullarına süratle icabet ettiğine dair karış, arşın, zira gibi mesafe ölçüleri zikredilmek suretiyle bu ilahi iltifat ve icabetin sürati hakkında  bilgi verilmektedir.

Kul olarak bizler Allah’ı rahmetiyle de azabıyla da anabiliriz. Bu konuda herhangi bir mâni yoktur. Ancak, Allah Teâlâ, kulu kendisini nasıl düşünüyor, ona nasıl muamele edeceğini tasavvur ediyorsa, o kuluna öyle tecelli eder. Allah’tan hayır, rahmet ve lütuf göreceği umudunu taşıyan ve bu uğurda mümkün olduğunca kendi yükümlülüklerini yerine getiren kişi, Allah’ı beklediği gibi bulacaktır. Aksini bekleyen de öyle bulacaktır.

O halde boş bir avunma, aldanma ve kuruntuya kapılmadan Rabbimiz hakkında güzel zanda bulunmak, rahmetiyle tecelli edeceğine inanmak gerekmektedir.

Zan, yerine göre tereddüt ve kararsızlık, yerine göre de kesin bilgi ve kanaat ifade eder. Burada söz konusu olan, yakini bilgi yani kesin kanaat anlamındaki zandır. Allah Teâlâ’nın kullarını yanıltmayacağı, ümitsiz bırakmayacağı gerçeği, ona karşı beslenecek hüsnüzannın tam bir kanaat anlamına geldiğinin en açık delili ve dayanağıdır.

“Ben, kulumun beni düşündüğü gibiyim.” demek, ben kendisine benden beklediği şekilde muamele ederim, demektir. Maksat insanı ümitli olmaya teşviktir. Yani burada zan, zayıf bir ihtimali değil, tam bir güven beslemeyi ifade etmektedir.

Allah hakkında beslenecek böylesine bir kanaat, kulun tevhid inancını iyice içine sindirdiği anlamına gelecektir. Bu durumdan sonra da kulun istekleri reddedilmeyip kabul edilecektir.

Nitekim bir başka hadis-i kudside şöyle buyurulmaktadır:

“Kulum, kendisini sorgulayacak ve günahları bağışlayacak bir Rabbi olduğuna kesin kanaat getirdiği, bu gerçeği bildiği zaman, ben onu bağışlarım.” (bk. Buhârî, Tevhid 35; Müslim, Tevbe 29)

Buna göre:

- İnsan Rabbinin rahmet ve merhametinden hiçbir zaman ümit kesmemelidir.

- İnsan devamlı surette kendini hesaba çekmeli, günahlarından tövbe etmelidir.

- Allah, hakkıyla tövbe eden kulundan razı olur ve onu affeder.

- Kul Allah’ı nasıl bilir ve ondan kendisine nasıl muamele etmesini beklerse, Allah da ona öylece muamele eder.

- Allah’ın rahmetiyle tecelli ve muamele edeceği ümidini taşımak, onun hakkında böylece hüsnüzan beslemek teşvik edilmektedir.

- Boşu boşuna avunmak ve aldanmak değil, gücünün yettiğince kulluk yapıp sonra da ilahi rahmeti ümit etmek tam anlamıyla hüsnüzan demektir. (bk. Riyazü's-Salihin - İmam Nevevi Tercüme ve Şerhi)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun