Yürüme tarzının, karakterle bir ilişkisi var mı?

Tarih: 22.10.2021 - 15:55 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Evet, insanın her tavır ve davranışı onun karakterini ortaya koyan veya ele veren bir beden dilidir. Yürüme de bir insanın karakter ve şahsiyetinin görünen en önemli özelliklerinden biridir.

Kuran ve sünnette bir Müslümanın yürümesinin, yeryüzünde gezip dolaşmasının, tefekkür eksenli, nimeti ilahîyi tanıma ve şükürle coşma yörüngeli olması gerektiği bildirilmiş; hayatının her karesinde inandığı değerler manzumesini temsil eden bir yürüyüşle hareket etmesi emredilmiştir.

Bu cümleden olarak imandan sonra en önemli dini değer olan namaza giderken bile telaşla, alelacele koşarak değil vakar ve itminan içinde yürünmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Kur'an’da insan karakteri, ahlakı ile yürüme tarzı arasında ciddi bir ilişki olduğu anlaşılmaktadır. İnsan, İslam’ın iman, ibadet, muamelat, ahlak, kalp ve ruh hayatına yönelik öğretilerini yaşaya yaşaya tabiatının bir yanı haline getirdiği ölçüde, bir Müslüman olarak ona göre bir şahsiyet ve karakter kazanmaktadır. Zaten İslam’ın en önemli hedeflerinden birisi insana ikinci bir fıtrat kazandırmaktır.

Nitekim Peygamber (asm) Efendimiz: “Sizden biri heva ve hevesini benim getirdiğim mesaja tabi kılmadıkça kâmil mümin olamaz.” buyurmaktadır.(1)

Bu açıdan meseleye baktığımızda Kur'an’da yürüme tarzı konusunun gerek toplum gerekse fert ahlakı ve karakteri ile yakından alakası olduğu görülmektedir.

 İsra suresi 22-39 ayetlerde, bir toplumu toplum yapan temel dinamikler ve esaslar zikredilmektedir. Bu ayetlerde ahlak, edep kuralları, ferdî ve içtimaî mükellefiyetler tevhit esası üzerinde temellendirilerek; Allah’a şirk koşmama, ondan başkasına ibadet etmeme, anne-babaya iyilik, yakınlara, yoksullara ve yolda kalmışlara yardım etme, malı saçıp savurmadan uzak durma, rızık endişesiyle anne karnındaki cenini öldürmeme, zinaya yaklaşmama, haksız yere insanı öldürmeme, yetimin malını koruma, sözünde durma, ölçüyü ve tartıyı doğru tutma, gerçeği iyice araştırma emredilmekte ve yeryüzünde gurur ve çalımla böbürlenerek yürüme yasağı ile bitirilmektedir.

Bahsi geçen bu ayetler tevhit ile başlayan bu bölüm yine tevhit hakikatine vurgu yapılarak noktalanmaktadır. Müslüman kimliğinin, oluşmasında tevhit inancı ve genel manada inanç manzumesi hem temel esas hem de derecesine göre her meselenin kendisiyle irtibatlı ana eksendir.

Bu itibarla Kur'an’da ahlakî ve edebî değerler başta tevhid hakikati olmak üzere imanî değerler esası üzerine temellendirildiği gibi, sonunda yine şirkten uzak durmaya vurgu yapılarak onunla irtibatlandırılmaktadır.(2)

Burada ayrıca her aksiyon, söz ve düşüncenin tevhit ile başlayıp onun üzerine örgülenmesi gerektiğine de dikkat çekilmektedir.

Aynı şekilde Lokman aleyhisselamın insanın yürümesini disipline etmesi ile ilgili oğluna verdiği nasihat bir çocuğun karakter ve şahsiyetinin portresinin çizildiği bir çerçevede ele alınmıştır.

Lokman (a.s.) çocuk eğitiminin temel esaslarını hikmet yörüngeli anlatmaktadır:

“Lokman oğluna nasihat ederken: 'Evladım!' dedi, 'sakın Allah’a eş, ortak koşma. Çünkü şirk pek büyük bir zulümdür. Evladım, yapılan iş; bir hardal tanesi kadar küçük de olsa, bir kayanın içinde saklı da olsa yahut göklerin veya yerin herhangi bir noktasında bile bulunsa, mutlaka Allah onu meydana çıkarır. Allah öyle latif, öyle habirdir (ilmi, gizliliklere pek kolay bir tarzda nüfuz eder). Evladım, namazı hakkıyla ifa et, iyiliği yay, kötülüğü de önlemeye çalış ve başına gelen sıkıntılara sabret! Çünkü bunlar azim ve kararlılık gerektiren işlerdendir. Kibirli davranarak insanlara yüzünü dönme, yerde çalımlı çalımlı yürüme! Çünkü Allah kibirle kasılan, kendini beğenmiş, övünüp duran kimseleri asla sevmez. Yürürken ölçülü, mutedil yürü! Konuşurken sesini ayarla, bağırarak konuşma! Unutma ki seslerin en çirkini, avazı çıktığınca bağıran eşeklerin sesidir.'” (Lokman, 31/13, 16-19)

Lokman (a.s.)'ın, çocuk eğitimi ile ilgili her dönem insanına çok önemli mesajlar veren hikmet eksenli altın nasihatleri şu esaslar üzerinde temellendirilmektedir:

Tevhid hakikatinin iyi bilinip, kalplere, gönüllere ve akıllara yerleştirilmesi; şirkin en büyük ve en kötü zulüm olduğu kabul edilerek ondan uzak durulması; Allah hakkının her şeyden önce geldiği; ona isyanın olduğu yerde bu insanlara -velev ki anne ve baba dahi olsa- itaat edilmeyeceği; Allah hakkından sonra en büyük hakkın anne-baba hakkı olduğu ve onlara itaat etmenin farziyeti ve onların kendisini yetiştirip büyütmesine şükretmesi gerektiği; bir insanın, diğer insanlarla muamelelerinde başta dini değerlerin tebliğ ve temsili olmak üzere ondan yürüme ve ses tonunu ayarlamaya kadar en güzel tavrı takınması gerektiği ifade edilmektedir.(3)

Diğer bir ifadeyle, dinin temsili adına olması gereken temel esaslar zikredilmektedir.

İşte Kur'an, Hz. Lokman’ın ağzından Müslüman bir çocuğun karakter eğitimi ile ilgili temel disiplinleri verirken, bunların içinde önemli bir yeri olan “yürüme tarzından” da bahsetmekte; Allah’ın ve insanların sevmediği gurur, kibir, kendini beğenmişlik içinde, insanları hafife alarak tepeden bakan bir psikolojik rahatsızlık ve aşağılık kompleksi ile yürümekten sakındırmaktadır.(4)

Lokman (a.s.) evladına yaptığı bu nasihatleri dengeli yürümesi ve ses tonunu iyi ayarlaması gerektiği tembihleriyle noktalamaktadır.

Kur'an, Furkan suresinde de “Rahman’ın kulları”nı örnek vasıflarıyla anlatmış, her biri bir zümreyi andıran sekiz sıfatla onları nitelemiş, İslâm ahlâk ve medeniyetinin, bir manada fezlekesini yapmıştır. Rahman’ın halis kullarının karakterlerinin portresini çizerken ilk sırada onların “tevazu, mahviyet ve vakarla yürüyüşleri” zikredilmiştir.(5)

Kur'an’ın, ideal insan portresinin önemli bir yanı, insan karakter ve ahlakının bir parçası olarak değerlendirdiği “itidalli yürüme”yi ele alırken ilk önce vurguladığı husus gurur, kibir ve çalımdan uzak bir şekilde yürümektir.(6)

Kaynaklar:

1) Bağavî, Hüseyin b. Mes’ud, Şerhu’s-Sünne, (Tahk.: Şuayb el-Arnavut, Muhammed Züheyr Şaviş), el-Mektebu’l-İslâmî, Dimeşk, 1983, s. 213; Beyhakî, Ebû Bekr Ahmed b. el-Hüseyin b. Ali, el-Medhal ile’s-Süneni’l-Kübra, (Tahk.: Muhammed Ziyaurrahman el-A’zamî), Dâru’l-Hulefa li’l-Kitabi’l-İslâmî, Kuveyt, 1993, s.1/188.
2) bk. Seyyid Kutub, Fi Zilali’l-Kur’an, Beyrut, Dâru’ş-Şurûk, 1986, 4/2220; Zuhaylî, et-Tefsiru’l-Münir, Dâru’l-Fikir, 1991, 15/68; Muhammed Beşir b. Cedidiyye, Tenvîru’l-Müstenîr fi Beyani Meani’l-Kur’an, 4/24.
3) Rıfat Oral, “Kur’an’da Lokman (a.s.) ve Çocuk Eğitimi”, Mehir Dergisi, İlkbahar 1999, s.63-65; Mustafa Müslim, et-Tefsiru’l-Mevdûî li Süveri’l-Kur’ani’l-Kerîm, 6/36.
4) Mustafa Müslim, et-Tefsiru’l-Mevduî, 6/34-35.
5) Elmalılı, Hak Dini Kur’an Dili, V/3611.
6) Detaylı bilgi için bk. Ergün Çapan, “Kuran'da Bir Ahlâk Ölçüsü Olarak ‘Yürüme Tarzı'”, Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Şanlıurfa, Temmuz–Aralık 2011, sayı 26: 32-58.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun