Zulmeden kavmin kökü kesildi, ayetindeki kavim kimdir, nasıl helak oldu?

Zulmeden kavmin kökü kesildi, ayetindeki kavim kimdir, nasıl helak oldu?
Tarih: 18.10.2021 - 14:59 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Onlar, kendilerine yapılan uyarıları unutunca her şeyin kapılarını onlara açtık. Nihayet kendilerine verilenler yüzünden şımardıkları zaman onları ansızın yakaladık! Böylece onlar birdenbire bütün ümitlerini yitirdiler. 
- Sonunda zulmeden kavmin kökü kesildi. Her türlü övgü, âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur. (Enam, 44-45)
Sorum:
1. Bu kavim kimdir?
2. Peygamberleri yalanlayanların hepsi mi helak oldu?
3. Bunlar nasıl helak oldu?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

1. Bu kıssanın baş kısmından, yani: “Şüphesiz ki senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik (fakat onları yalanladılar). Biz de bize yalvarsınlar diye onları darlık ve sıkıntılar ile yakalayıp cezalandırdık.” (Enam, 6/42) mealindeki ayetten de anlaşıldığı üzere, burada belli bir kavimden değil, belirtilmeyen / belirsiz birkaç ümmetten / topluluktan söz edilmektedir. 

Ayetin “zulmeden kavmin kökü kesildi” mealindeki ifadesinden anlaşıldığı üzere, bu kıssada cezalandırılan toplulukların ayrı ayrı isimleri belirtmek yerine, hepsinin ortak suç paydası olan zulüm vasfına dikkat çekilmiştir.

Bununla Allah’ın azabı ve gazabı insanların belli kavimlerine değil, zulüm vasfıyla belirlenmiş olan topluluklara geldiğine ve geleceğine vurgu yapılmıştır.

Ondan fazla tefsir kaynaklarına baktık, hiçbirinde bu helak olan zalimlerin kimliği konusunda herhangi bir açıklamaya rastlayamadık. 

2. Ayetin zahiri ifadesinden anlaşılan, peygamberleri yalanlayan zalimlerin hepsi yok edilmiştir.

İmam Matüridi, tefsirinde bazı görüşlere yer vermiş ve kendi kanaatini de sonunda belirtmiştir: 

- Zulmeden kavmin tamamı helak edilerek kökü kurutulmuştur.
- Burada zulüm, şirk anlamındadır.
- Sonunda zulmeden kavmin kökü kesildi cümlesine, Allah onların aslını kesti diye de anlam verilmiştir. Kavmin kökü mealindeki beyana, kavmin sonu anlamı da verilmiştir. Bunların hepsi de aynı manaya gelir. Yani onların son ferdi helak edildiğinde kökleri kesilmiş oldu.
- Zulmeden kavmin kökü kesildi cümlesi ile onların övündükleri ve büyüklendikleri şeyler bitirilerek, övünmeleri ve büyüklenmeleri kesildi anlamı kastediliyor gibidir. (bk. Tevilatü'l-Kur'an, ilgili ayetin tefsiri)

3. Kur'an’da bunların nasıl helak olduğuna dair bir beyan yoktur. Tefsir kaynaklarında bununla ilgili bir açıklamaya da rastlayamadık.

Kur'an’a Göre Helakın Sebepleri

Kur'an, toplumları helake götüren sebepleri israf, haddi aşma, ölçü ve tartıda adaletsizlik yapma şeklinde ortaya koymuştur.(1)

Zenginlik sebebiyle azgınlık ve şımarıklık eden, isyan ve kötülükte haddi aşan, zulme ve fesada kalkışan toplumların helak ile karşılaşacağı uyarısı Kur'an’da sıkça vurgulanmıştır.(2)

Diğer taraftan inançta, ahlakta ve erdemde, siyasî ve idarî açıdan doğruluk ve adalet üzere bulunan toplumların helâkinden bahsedilmediği görülmektedir.(3)

Zulüm ve Haksızlık

Toplumları helake sürükleyen sebeplerden biri olan zulüm ve haksızlık konusunu açıklamaya çalışalım:

Zulüm kelimesi, “z-l-m” (ظلم) kökünden olup “zalm” masdar, “zulm” ise masdar manasına kaim isimdir. Bu fiil bazen doğrudan iki mefule müteaddî olur, bazen de “ب “ cer harfi ile müteaddî olarak gelir. “بها فظلمىا“ gibi. (4)

“Zulm” kelimesinin iki manasının olduğu görülmektedir. Biri, ziya ve nurun zıddı olduğu için yoldan sağa sola sapmak, diğerinin de geçişli fiil olarak, “bir şeyi kendi yerinden başka yere koymak” anlamındadır. Bu anlamıyla adaletin zıddı olarak kullanılır. Dolayısıyla bir şeye hakkını veya hak ettiğini vermemek zulümdür. İşkence ve haddi tecavüze de zulüm denilmektedir.

Zulüm kelimesinin "bir şeyi kendi yerinden başka yere koymak" ya da “bir şeyi olması gereken yere koymamak” anlamında bütün Arap dilcilerinin ittifak ettiği söylenmiştir.(5)

Dilimizde her hususta haksızlık etmek zulüm olarak görülmüştür.(6)

Zulmün zıddı ise adalettir(7) ve zulüm Kur'an’da ne kadar ağır eleştirilmiş ve yasaklanmışsa, adalet de o kadar övülmüş ve emre dilmiştir.(8)

Kur'an’ın getirdiği toplumsal ahlâk ilkeleri, erdemli bir toplum oluşturmayı amaçlar.(9)

Eğer bir toplum kafir olduğu halde, yöneticileri halka, halk da birbirlerine adaletle davranırlarsa varlığını sürdürebilir.(10) Buna göre toplumların varlıklarını sürdürebilmeleri adaleti yüceltmelerine, erdemli olmalarına yani insanî değerleri yaşatmalarına bağlıdır.

Ayetleri bağlamları ile birlikte değerlendirdiğimiz zaman, toplumların zulme eğilimli olmalarının ve zulmü ortadan kaldırmaya isteksiz davranmalarının da toplumsal cezalandırmaya sebep olduğu görülecektir.(11)

Ayetler helakin en önemli sebebinin zulüm olduğunun açıkça belirtmektedir.

“De ki: Ne dersiniz, Allah’ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse, zalimler toplumundan başkası mı helâk edilecek?”(12)

"Andolsun, onlara Rabbinin azabından hafif bir esinti dokunsa, muhakkak 'Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik.' diyeceklerdir."(13)

Görüldüğü gibi helake sebep olan bozulma faktörleri Kur'an terminolojisinde zulüm kavramıyla özetlenmiştir.(14)

Ayette şöyle denilmektedir:

“Biz nice memleketleri gece yatarlarken veya gündüz uyurlarken kendilerine baskınımız aniden gelmiş ve onları helâk etmişizdir. Azabımız kendilerine geldiği zaman da 'Biz gerçekten zalimlerdendik.' demekten başka bir şey olmamıştır.”(15)

Hz. Nuh’un kavminin helak sebebinin zulüm olduğunu şu ayet anlatmaktadır:

“Neticede onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi.”(16)

Hz. Lut’un kavmi hakkında da şöyle denilmiştir:

“Biz bu memleket halkını helak edeceğiz, çünkü onlar zalim kimselerdir.” dediler.” (17)

Kur'an’a göre toplumlar elçiler tarafından uyarılmaksızın helak cezasına çarptırılmazlar.(18)

Elçiler aracılığıyla uyarılmalarına rağmen zulümlerinde ısrar eden toplumlar için helak kaçınılmazdır. Bu durum ayette şöyle anlatılmıştır:

“Merkezinde halka ayetlerimizi okuyan bir peygamberi göndermedikçe Rabbin memleketleri helâk etmez. Biz, ülkeleri ancak halkı zulümde ısrar edince helâk ederiz.”(19)

“Sonunda zulmeden kavmin kökü kesildi...”(20)

Sosyal adaletsizlikler, yoksullaştırma politikaları ve toplumun etnik sınıflarını baskı ve tehdit altında tutmak da toplumda bir ayrışma faktörü olarak zulüm sayılmıştır.

Bununla birlikte zulme maruz kalan topluluklar daha sonra zalim toplumların yerini almışlardır.(21)

Yüce Allah, güç ve iktidarı insanlar arasında dolaştırdığını, zulme uğrayan toplumların zamanla güçlü, müreffeh ve yöneten bir toplum konumuna getirileceğini bildirmektedir.(22) Şu ayet bunu açıkça ifade etmektedir:

“Hor görülüp ezilmekte olan o kavmi de (İsrailoğulları) içini bereketlerle doldurduğumuz ülkenin doğu taraflarına ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Sabırlarına karşılık Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz yerine geldi. Firavun ve kavminin yapmakta olduklarını ve yetiştirdikleri bahçeleri de helâk ettik.”(23)

Toplumsal cezalandırma sürecine giren bir toplumun cezası hemen gerçekleşmez. Onlara tanınan mühletin tamamlanması ve cezalandırma sebeplerinin gerçekleşmesi için beklenir.(24) Zira Allah, zalimlerin cezalarını ihmal etmez, imtihanın gereği olarak mühlet verir.(25)

Zalimlerin dünyadaki cezalandırılmaları bazen başka bir zalim toplumun onlara musallat olmasıyla gerçekleşir.(26)

Kurtubi’ye göre, bir zalim zulmünden vazgeçmediği sürece Allah onun başına başka bir zalimi musallat ederek cezalandırır. Bunun kapsamına kendine veya yönettiği halkına zulmedenler de girer.(27)

Zulüm, asla cezasız kalmadığı gibi, zalim de yeryüzünde baki olmaz. Şair Mütenebbî demiştir ki:

“Hiçbir el yoktur ki Allah’ın eli onun üstünde olmasın.
Hiçbir zalim de yoktur ki başka bir zalim tarafından ortadan kaldırılmasın.”
(28)

Ayetlerden anladığımıza göre, “Allah’ın uyarılarına ve elçilerinin davetine karşı direnen, küfür, şirk ve zulümde haddi aşan toplumların sonu hep aynı olmuştur.”(29)

Bazı müfessirler, helak olan kavimlerin yurtlarında insanların çok kısa bir süre veya çok az kimsenin kalabildiğini belirtmiştir.(30)

Bütün bu hatırlatmalar daha sonra gelen toplumlara bir uyarı içindir. Çünkü ayetlere göre zulümleri sebebiyle helâk edilen kavimlerden sonra onların yerini başka toplumlar alacaktır. (31)

Ancak burada Allah zalim toplumun yerine geçecek olanların nasıl hareket edeceğine bakacağını, onları sınayacağını hatırlatmaktadır. Araf suresi 129. ayette Hz. Musa’nın İsrailoğullarına “Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve nasıl hareket edeceğinizi görmesi için onların yerine sizi yeryüzüne hakim kılar.” dediği bildirilmiştir.

Hud suresindeki “Zalimlerin yanında olmayın, sonra ateş sizi de yakar. Allah’tan başka dostlarınız olmadığına göre bir yerden yardım da göremezsiniz!”(32) Bu ayete göre, zalimlerle dostluk kurmanın, onlarla beraber olmanın, onları tasvip etmenin, taklit etmenin, zalimleri övmenin ve sevmenin ilâhî cezaya sebep olacağı söylenmiştir.(33)

İlave bilgi için tıklayınız:

Kur'an'da, “Biz bir kavmi veya bir topluluğu helak etmeden önce ...

Dipnotlar:

1) Bk. Şuarâ 26/181-183; Rahmân 55/8-9; Mutaffifîn 83/1-3.
2) Hûd 11/37, 44, 116.
3) Karaman vd. Kuran Yolu Tefsiri, 2/376-377; Müftüoğlu, “Kurân-ı Kerîm’e Göre Bela Ve Musibetler Karşısında İnsanın Durumu”, 15,16.
4) İbn Manzûr, “zlm”, Lisânu‟l-Arab, 12/373.
5) bk. Ebû Bekir Muhammed b. Hasen İbn Dureyd, Kitâbul- cemherati’l-luğa (Haydarâbad: Dâru Sâdır, 1345), 124; Cevherî, “zlm”, Es-Sıhâh, 5/1977,1978; İbn Manzûr, “zlm”, Lisanu’l-Arab, 12/373; es-Seyyid Muhammed Murtada, ez-Zebîdî, Tâcu’l-arûs, min cevâhiri’l-kâmûs (b.y.: Matbaay-ı Hayriye, 1306), 8/383.
6) Veli Ulutürk, Kurân’a Göre Zulüm Kavramı (Kayseri: İstişare Yayınları, 1993), 10.
7) Cevherî, “zlm” Es-Sıhâh, 5/1977; İbn Fâris, Mucem-u’l- mekâyîsi’l-luğa, 3/617.
8) bk. Mâide 5/1.
9) Detaylı bilgi için bk. Şahin Güven, Erdemli Toplum İnşası “Hucurât Suresi Tefsiri” (İstanbul: Düşün Yayınları, 2012).
10) Abdulkerim Zeydan, İlâhî Kanunların Hikmetleri, çev. Nizamettin Saltan (İstanbul: İhtar Yayınları, 1997), 122.
11) Hûd 11/102.
12) Enam 6/47.
13) Enbiyâ 21/46.
14) Konu ile ilgili olarak bk. Hûd 11/44; 82-83; Kasas 28/59.
15) Arâf 6/4-5.
16) Ankebût 29/14.
17) Ankebût 29/31.
18) Enam 6/131; Şuʻarâ, 26/208-209; Şimşek, Kuran Kıssalarına Giriş, 84.
19) Kasas 28/58-59.
20) Enam 6/45.
21) Celattin Çelik, Kurân’da Toplumsal Değişim (İstanbul: İnsan Yayınları, 1996), 120; Konu ile ilgili olarak bk. Araf 7/137; Enfâl 8/26; Kasas 28/5.
22) Bunu ifade eden Kuran ayetleri için bk. Âl-i İmrân 3/139-141,152, 154; Enfâl 8/9-12, 17-18, 62-64; Tevbe 9/14-15, 25-26; Rûm 30/47.
23) Araf 7/137.
24) Şimşek, Kurân Kıssalarına Giriş, 84; Çelik, Kurân‟da Toplumsal Değişim, 121.
25) Kasım Şulûl, “İslam Düşüncesinde Tarih Felsefesi”, Dîvân Disiplinlerarası Çalışmalar Dergisi 1/2 (2001), 98.
26) Enam 6/129.
27) Ebû Abdillâh Muhammed b. Ahmed b. Ebî Bekr b. Ferh el-Kurtubî, el-Camiʻ li ahkami’l-Kurân (Beyrut: Daru‟l-Kütübi‟l-İlmiyye, 1988), 7/85.
28) Muhammed Ahmet Kasım, Muhyiddin, Ulûmu’l-belâğa (el-bedî„ ve‟l-beyân) (Trablus: Müessesetü’l-Hadîse Li’l-Kitab, 2003), 221; Muhammed b. Aydemir el Müstasımî, Ed-Dürrü’l-ferîd ve beytü’l-kasîd, thk. Kamil Selman el-Cübûrî (Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 2015/1436), 10/413; Ebu’l-Fidâ Muhammed bin İsmail, İbn Kesîr, Tefsiru’l-Kurâni’l-azîm (Beyrut: Dâru’l-Kalem, 1966), 2/177.
29) Çimen, “Helâk, Devam Eden Bir Süreç Midir?”, 43.
30) Muhammed b. Ömer b. Hüseyin Fahreddin er-Râzî, Mefâtihu’l gayb, et-tefsiru’l-kebir (Beyrut: Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1990), 25/5; Ebu Abdillah Muhammed b. Ali b. Muhammed eş-Şevkani, Fethu’l-Kadîr (Beyrut: Dâru‟l-Kütübi’l-İlmiyye, 1983), 4/174; Ebû Abdillâh Muhammed et-Tâhir b. Muhammed b. Muhammed eş-Şâzelî b. Abdilkādir b. Muhammed b. Âşûr, Tefsiru’t-tenvîr ve t-tahrîr (Tunus: Dâru’tTûnusiyye, 1974), 22/151; bk. Enam 6/6.
31) Enbiyâ 21/11.
32) El-Hûd 11/113.
33) bk. Zemahşerî, el-Keşşaf, 2/433; bk. Duran Ali YILDIRIM, Kuran Kıssalarında Toplumların Helakı ve Sebepleri Üzerine, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Dec 2020.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun