Güvenilir kasadara sevap var mı?

Tarih: 02.04.2025 - 14:40 | Güncelleme:

Soru Detayı

"...güvenilir Müslüman kasadar (kasiyer, vekilharç), sadaka veren iki kişiden biridir."
- Bu anlamada bir hadis var mı; bunu nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Ebû Mûsâ el-Eş’arî (ra)den rivayet edildiğine göre Nebî (asm) şöyle buyurdu:

« الخَازِنُ المُسْلِمُ الأَمِينُ الذي يُنَفِّذُ ما أُمِرَ بِهِ ، فَيُعْطِيهِ كَامِلاً مَوفَّراً ، طَيِّبَةً بِهِ نَفْسُهُ فَيَدْفَعُهُ إِلى الذي أُمِرَ لَهُ بِهِ أَحَدُ المُتَصَدِّقَيْنِ » 

وفي رواية :

« الذي يُعْطِي مَا أُمِرَ بِهِ »

“Kendisine emredileni tamı tamına, eksiksiz olarak ve gönül hoşluğu ile yerine getirip verilmesi istenilen kişiye veren güvenilir Müslüman kasadar, sadaka veren iki kişiden biridir.” (Buhârî, Vekâlet 16; Müslim, Zekât 79.)

Bir rivayette: “Emredileni veren” şeklindedir.(Ebu Davud, Zekat 43; Nesâî, Zekât 67)

Hadiste geçen ve bizim “kasadar” diye tercüme ettiğimiz “hâzin” kelimesi, bir şahsın işlerini onun namına takip edip gerekli ödemeleri yapan kimse demektir. Eskilerin tabiriyle "vekîl-i harç"tır. (vekilharç)

Bu gibi durumlarda verilen sevabın birbirine tam eşit olması gerekmez. Allah’a itaat ve yapılan hayır hususunda bir kimseye ortak olan, sevapta da ortak olur demektir. Birinin sevabı ötekilerden daha çok olabilir.

Vekîl-i harç (vekilharç) için dört şart olduğu anlaşılmaktadır:

* Malın esas sahibinin izninin bulunması,

* Yapılması istenilen şeyin noksansız yerine getirilmesi,

* Yapılan iyiliğin gönül hoşluğuyla yapılması,

* Ödemenin yapılması istenen kimseye verilip bir başkasına verilmemesi.

Sevap kazanmak isteyen kasadar veya vekîl-i harç bu şartlara uymalıdır. Sevap, Allah’ın bir fazlı ve ihsanı olup onu dilediğine verir.

Görüldüğü gibi burada hem iyilik ve hayır hem de takva hususunda bir yardımlaşma vardır.

Veren kimsenin, gönül rahatlığı içinde vermesi, cimri davranmaması, verdiğine karşı güleryüzlü olması, onu mahcup duruma düşürmemesi, başa kakmaması gibi temel ahlakî kurallara riayet etmesi gerekir. Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm), özellikle başkası namına veren vekîl-i harç için birtakım önemli hatırlatmalar yapmıştır. Çünkü başkası namına verenlerde cimri davranışlar çok görülür. Başkasının malında cimrilik ise, cimriliğin en kötüsü ve en sevilmeyenidir. Çünkü böyleleri cimriliği tabiat hâline getirir, kendi mallarında hiç cömertlik yapmazlar. Bu durum, başkasının malını harcamada hassas davranmak gibi ahlakî bir tavırla karıştırılmamalıdır. Çünkü bu ikinci tutum fazilettir.

Özetle;

- Kasadar (kasiyer, vekilharç), mal sahibinin verdiği yetkileri kullanma hakkına sahiptir.

- Allah’a itaat ve hayırda ortak olanlar, sevapta da ortakdırlar.

- Sevapta ortaklık, mutlak eşitliği gerektirmez. Sevabın aslında ortaklık esastır. (bk. Riyazü’s-Sâlihîn Tercüme ve Şerhi, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Erkam Yay., H. No: 182)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun