Kadınların edep ve haya ile yürümesi ne demek?

Tarih: 21.10.2021 - 11:57 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Kuran-ı Kerim’de Hz. Şuayb aleyhisselamın kızının haya ile yürümesi anlatılıyormuş, böyle bir şey var mı, ne demektir, nasıl olmuş?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Evet, Kur'an’da bu olay anlatılmaktadır.

Öncelikle ifade edelim ki, Kur’an, insanın iradesinin hakkını vererek gurur, kibir, çalım ve böbürlenerek yürümekten uzak durmasını, bunun yerine tevazu, vakar, sükunet ve haya içinde dengeli bir şekilde yürümesini emretmiştir.

İnsanın her tavır ve davranışı onun karakterini ortaya koyan veya ele veren bir beden dilidir. Yürüme de bir insanın karakter ve şahsiyetinin görünen en önemli özelliklerinden biridir.

Kur'an ve sünnette bir Müslümanın yürümesinin, yeryüzünde gezip dolaşmasının, tefekkür eksenli, nimeti ilahîyi tanıma ve şükürle coşma yörüngeli olması gerektiği bildirilmiş; hayatının her karesinde inandığı değerler manzumesini temsil eden bir yürüyüşle hareket etmesi emredilmiştir.

Bu cümleden olarak, imandan sonra en önemli dini değer olan namaza giderken bile telaşla, alelacele koşarak değil vakar ve itminan içinde yürünmesi gerektiği ifade edilmiştir. Gururla, kibirle ve kasılarak yürümeden sakındıran ve mütevazi ve dengeli yürümeyi emreden ilahî beyanlar, tağlip tarikiyle hem erkek hem de kadınlara yöneliktir.

Bunun yanında özellikle kadınların haya ve edep içerisinde, başkalarını tahrik eden, fitneye sebebiyet veren bir tavır ve davranıştan uzak bir şekilde yürümesi emredilmiştir.

Soruda da ifade edildiği üzere, Kur'an’da, kadınların edeb ve haya ile yürümesi ve bir erkekle konuşma durumunda kaldıklarında nasıl bir tavır takınacağı da yaşanmış bir misal üzerinden gösterilmektedir. Şöyle ki:

Hz. Musa (a.s.) Medyen suyunun başına geldiğinde orada insanların hayvanlarını suladığını; iki tane genç kızın ise bir kenarda hayvanlarıyla birlikte beklediğini görmüştü. Kızlara neden böyle yaptıklarını sorduğunda onlar da babalarının yaşlı olduğunu kendilerinin ise herkes hayvanlarını sulayıp gittikten sonra sulayacakları cevabını vermişlerdi.

Bunun üzerine Hz. Musa onların hayvanlarını kuyudan su çekerek sulamış, onlar da hayvanlarını alıp evlerine gitmişlerdi.

Bir müddet sonra birisi tekrar gelerek Hz. Musa’ya babalarının kendisine yaptığı iş karşılığında ücret vermek istediğini söylemişti.(1)

Soruda geçen konuyla ilgili olarak Kur'an, kızlardan birinin tekrar gelip Hz. Musa ile konuşmasını şu şekilde anlatmaktadır:

فَجَٓاءَتْهُ اِحْدٰيهُمَا تَمْشٖي عَلَى اسْتِحْيَٓاءٍؗ قَالَتْ اِنَّ اَبٖي يَدْعُوكَ لِيَجْزِيَكَ اَجْرَ مَا سَقَيْتَ لَنَاؕ

“Az sonra o iki kızdan biri haya ve edep abidesi halinde yürüyerek çıkageldi ve ‘Bize sunduğun sulama hizmetinin ücretini vermek üzere babam seni dâvet ediyor.’ dedi.” (Kasas, 28/25)

Hz. Şuayb’ın kızı olan bu hanım(2), babasının Hz. Musa’yı, herhangi bir yanlış anlaşılmaya meydan vermeyecek bir netlikte, kendilerinin hayvanlarını sulaması karşısında mükafatını vermek üzere çağırdığını söylemiştir.(3)

Ayette geçen تَمْشٖي fiili, عَلَى اسْتِحْيَٓاءٍ ifadesinin kendisi üzerine bina edilmesi için zikredilmiştir. Zira ayetin başında geçen جَٓاءَتْهُ zaten gelmeyi ifade ettiğinden ayrıca تَمْشٖي zikredilmesine gerek yoktur.(4) Burada yürümenin haya üzerine bina edilerek zikredilmesinde bu yürüyen kadının ne kadar hayalı olduğuna bir vurgu vardır.

Ayrıca عَلَى اسْتِحْيَٓاءٍ kısmındaki عَلَى harfi cerri, mecazi bir yükseklik ifade etmekte olup, haya vasfının onunla bütünleşmiş olduğunu bildirmek için kullanılmıştır.(5)

Esasen burada ayetten sadece haya ile yürüyerek gelmesi anlaşılmamalıdır. Ebu’s-Suud, bu ayetten hem gidişinin hem de gelişinin haya ve edep içinde olduğunun anlaşıldığını söylemektedir. Ayetteki اسْتِحْيَٓاءٍ kelimesi nekire olup, tefhim içindir. Yani tahmin edilemeyecek kadar büyük bir haya içinde yürüyerek gidip geldi demektir.(6)

Ayrıca burada dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da onun bir haya abidesi gibi yürümesi, söylenmesi gerekeni söylemesine de mani olmamıştır. Hz. Şuayb (a.s.)'ın kızının davranışlarındaki haya ve edebin yanı sıra sözlerinde de bir açıklık, dikkatlilik ve anlaşılırlık göze çarpmaktadır. Sözlerini ağzında gevelemeden olduğu gibi ve dolambaçlı hâle getirmeden söylemektedir. Bu temiz ve doğru bir fıtratın sesi-soluğu ve alametidir. Çünkü tertemiz iffete kilitlenmiş bayanlar erkeklerle karşılaştıklarında, onlarla konuşmak mecburiyetinde kaldıklarında fıtratları gereği utanırlar, ama iffetlerine ve doğruluklarına olan güvenlerinden dolayı lafı ağızlarında gevelemezler. Karşısındakini tahrik edecek, baştan çıkaracak, heyecanlandıracak şekilde konuşmazlar. Lafı uzatmadan, gerektiği kadar ve açık konuşurlar.(7)

Nitekim Hz. Şuayb (a.s.)'ın kızı haya ile yürümesini edepli bir konuşmayla tamamlamıştır. Zira konuşurken şüpheyi vehmettirecek mutlak bir talepte bulunmamış “Babam seni hayvanlarımızı sulaman karşılığında mükâfatlandırmak için davet ediyor.” demiştir.(8)

Diğer taraftan, kadının haya ile yürümesi ona gerçek zinetini vermesinin yanında, başkalarını onun hakkında suizanna kapılmaktan ve şeytanın vesveselerinden korur.(9)

Kur'an’ın yürüme ile ilgili kadınlara verdiği bu mesaj bir Müslüman kadının iffet portresinin ana hatlarıyla çizildiği Nur suresi 31. ayette de zikredilmektedir.

Bu ayette kadınların namahreme nazar etmemeleri, namuslarını korumaları, başlarını örtmeleri, ziynetlerini kimin yanında gösterip göstermeyecekleri, kimin yanında nasıl bir tesettür sergileyecekleri gibi iffetin temel esasları zikredilmiş ve Müslüman kadının iffetinin bir esası, parçası olarak onun yürürken üzerindeki ziynetlere dikkatleri çekecek, kendini hissettirecek bir şekilde ayaklarını yere vurarak bazı insanları tahrik edecek, fitneye sevk edecek bir tarzda yürümemesi emredilmiştir:

وَلَا يَضْرِبْنَ بِاَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفٖينَ مِنْ زٖينَتِهِنَّؕ

“Mümin kadınlar saklı ziynetlerine (kolye, küpe, bilezik vs.) dikkat çekmek için, ayaklarını yere vurarak yürümesinler.”

Görüldüğü üzere bu ayette kadının ziynetine, güzelliklerine dikkatleri çekmek, insanları tahrik etmek için ayaklarını yere vurarak yürümesi yasaklanmakta ve bu tür bir davranışın onu, iffet ve ahlaki değerlerini alıp götürebilecek bir yola sürükleyebileceğine dikkatler çekilmektedir. Böylelikle şehvetleri tahrik ederek fuhşa sürükleyecek tavır ve davranışların önü alınmaktadır.(10)

Cahiliye toplumunda bazı kadınlar, insanların yanından geçerken taktıkları halhalın sesini duyurmak için ayaklarını yere vururlardı. Böylelikle üzerlerine taktıkları ziynetlere ve ziynet yerlerine dikkatleri çekerek erkekleri tahrik etmiş olurlardı. İşte Allah Teâlâ, inanan kadınların Cahiliye dönemi kadınlarının yaptığı gibi yolda yürürken gizledikleri ziynetlerini bildirmek ve dikkatleri çekmek için ayaklarını yere vurmalarını yasaklamaktadır.(11)

Allah Teâlâ, bu ayette gönderdiği dinin kriterlerine inanmış bir kadının sokakta, çarşıda, pazarda nasıl yürümesi gerektiği hususunda bir ölçü vermektedir:

Kur'an, kadınların tesettür ölçülerine riayet ederek yani baştan ayağa örtünmüş bir halde yolda edep ve vakar içinde yürümelerini, örtüp gizledikleri kolye, gerdanlık, küpe vs. gibi takılarını veya fıtrî güzelliklerini bildirmek, göstermek için, bacak oynatıp, ayak çalmalarını, çapkın çapkın yürüyerek dikkatleri üzerlerine çekip, erkekleri tahrik etmelerini ve şüphe uyarmalarını yasaklamaktadır.(12)

Kadınların fitne ve fesada sebebiyet verecek, erkeklerin şehvetini tahrik edecek ve kendileri haklarında suizanna kapı açacak şekilde yürümelerini nehyetmektedir.(13)

Kadınların taktıkları takılarından memnuniyetlerini göstermek için böyle ayaklarını vurarak yürümeleri mekruh, erkekleri tahrik etmek için açılıp saçılarak, kendilerini teşhir ederek çapkın çapkın yürümeleri ise haram kabul edilmiştir.

Aynı şekilde erkeklerin de kendini beğenmişlik alameti olarak ayakkabılarını yere vurması ve benzeri hareketlerde bulunmaları da aynı kategoride değerlendirilmiştir.(14)

Ayet, kadınların erkeklerin dikkatlerini çekip tahrik edecek, negatif duyguları harekete geçirecek her türlü yürüyüş şeklini yasaklamaktadır.(15)

Diğer taraftan hadis-i şerifte kadınların yolda yürürken yolun ortasından gitmek suretiyle erkeklerle ihtilata sebebiyet vermeleri yasaklanmış ve yolun kenarından ve sakin yerlerden gitmeleri istenmiştir.(16)

Bu ayetin tefsirinde Hz. Ömer’in Hz. Şuayb (a.s.)'ın kızını haya içerisinde elbisesinin kolunun yenini yüzüne koyarak konuştuğu(17); çok cüretkar, sivri ve uzun dilli birisi olmadığı şeklinde tarif ettiği nakledilmektedir.(18)

Kaynak ve dipnotlar:

1) Kasas, 28/22-25. Alusi, Ruhu’l-Meanî, XX/59-64.
2) Müfessirlerin çoğunluğuna göre bu kızların babası olarak bahsedilen kimse Hz. Şuayb (a.s.)dır. Fahreddin er-Razi, Mefatihu’l-Ğayb, XXIV/206; Alûsî, Ruhu’l-Meâni, XX/61.
3) İbn Kesir, Tefsiru Kur’âni’l-Azîm, III/385.
4) İbn Aşur, Tefsirü’t-Tahrir ve't-Tenvir, XX/103.
5) İbn Aşur, Tefsirü’t-Tahrir ve't-Tenvir, XX/103.
6) Ebu’s-Suud, İrşadu’l-Akli’s-Selim 7/9; Alusi, Ruhu’l-Meanî, 20/64.
7) Seyyid Kutub, Fi Zilal, 5/2686-7.
8) İbn Kesir, Tefsiru Kur’âni’l-Azîm, 3/385.
9) Mustafa Müslim, et-Tefsiru’l-Mevduî, 5/535.
10) Mustafa Müslim, et-Tefsiru’l-Mevduî, 5/213.
11) Fahreddin er-Razi, Mefatihü'l-Ğayb, 23/210-211; İbn Kesir, Tefsiru Kur’âni’l-Azîm, 3/286-7
12) Elmalılı, Hak Dini Kur’ân Dili, 5/3508.
13) Zuhaylî, et-Tefsîru’l-Münîr, Dâru’l-Fikri’l-Muasır, Beyrut, 1991, XVIII/221; İbn Aşur, Tefsirü’t-Tahrir ve't-Tenvir, XVIII/213-214.
14) Kurtubi, el-Câmi’, XII/238; Zuhaylî, et-Tefsîru’l-Münîr, 18/226.
15) Bkz. İbn Aşur, Tefsirü’t-Tahrir ve't-Tenvir, 18/213.
16) Ebu Davud, Edeb, 168; İbn Kesir, Tefsiru Kur’âni’l-Azîm, 10/225; el-Mevsuatü’lFıkhiyyetü’l-Kuveytiyye, “ünûse” madd. (7/88.)
17) Taberî, Cami’u’l-Beyan, 20/60; İbn Ebi Hatim, Tefsiru İbn Ebi Hâtim, 9/2964.
18) İbn Kesir, Tefsiru Kur’âni’l-Azîm, 3/385;

(Detaylı bilgi için bk. Ergün Çapan, “Kuran'da Bir Ahlâk Ölçüsü Olarak ‘Yürüme Tarzı”, Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Şanlıurfa, Temmuz–Aralık 2011, sayı 26: 32-58.)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun