Asrın Tarzı mı, Allah’ın Farzı mı? 15 Maddede Tesettür ve Mahremiyet

1. Buluğ çağına gelen her genç kız için tesettür farzdır.

Günümüzde “daha gençtir” deyip bazı aileler tarafından tesettür teşvik edilmemektedir. Oysa bülûğ çağının başlangıcı, kızlarda dokuz yaşın bitimidir. Kızlarda hayız olma hali, bülûğa ermenin alâmetidir. Hayız gören her genç kız için tesettür farzdır.

"Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu, onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir." (Ahzab, 33/59)

Hayız alameti görülmeyenlerde bülûğ çağının son sınırı ise soğuk iklimlerde veya anormal hallerde on yedi yaştır. (Mecelle, mad. 985) İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed`e göre, gerek erkek ve gerek kızlar için bülûğ yaşının son sınırı on beş yaştır. (Mecelle, mad. 987) Hanefî mezhebinde fetva da buna göre verilmiştir. Şâfiî ve Hanbelî mezhebinde bülûğ yaşının son sınırı on beş, Mâlikî mezhebinde on sekiz yaş olarak belirlenmiştir.


2. Yüz, el ve ayaktan başka tüm beden kadının avretidir. Örtmesi farzdır.

Hz. Âişe'nin rivayetine göre, kız kardeşi Hz. Esma bir gün Peygamberimizin huzuruna gitti. Üzerinde altını gösterecek şekilde ince bir elbise bulunuyordu. Resulullah (a.s.m.) onu görünce yüzünü çevirdi ve şöyle buyurdu:

"Ya Esma, bir kadın büluğ çağına erince -yüzünü ve ellerini göstererek- bunlardan başka bir tarafının görünmesi sahih olmaz." (Ebû Dâvud, Libas 31)

Ayaklarının avret olup olmaması ihtilaflıdır. Sahih kabul edilen görüşe göre kadınların ayakları avret değildir yani örtülme zorunluluğu yoktur. Saç tellerinin, el ve ayak bileklerinden ötesinin gözükmemesine dikkat etmelidir.


3. Giysi, altını göstermeyecek şekilde kalın olmalı. Tenin rengini belli eden, transparan, şeffaf kumaşlı giysilerle tesettür sağlanmış olmaz.

Kadının kendine nikâh düşen erkeklerin yanında giymiş olduğu elbise, tenin rengini belli edecek ve gösterecek şekilde ince ise, bununla örtünme gerçekleşmiş olmayacağından giyilmesi caiz olmaz. Altına tülbent takılmayan ve sağlam bağlanmayan ince başörtüleri de saçın bir bölümünü açıkta bırakmakta ve Rabbimizin emri ihlâl edilmiş olmaktadır.

Alkame bin Ebi Alkame annesinin şöyle dediğini rivayet eder:

"Abdurrahman'ın kızı Hafsa'nın başında, saçını gösterecek şekilde ince bir başörtüsü olduğu halde Hz. Âişe (ra)'nin huzuruna girdi. Hz. Âişe (ra) başından örtüsünü alarak ikiye katladı, kalınlaştırdı." (Muvatta', Libas:4)

Temimoğulları kabilesinden birtakım kadınlar, Hazret-i Âişe'yi ziyarete gelmişlerdi. Üstlerinde ince giysiler vardı. Hazret-i Âişe, onlara ikaz mâhiyetinde şöyle dedi:

"Eğer sizler müminler iseniz, bunlar inanmış hanımların giysileri değildir. Eğer mümin değilseniz o zaman durum değişir."

Yine bir gün onun huzuruna, ince başörtülü bir gelin getirilmişti. Bunun üzerine O şöyle dedi:

"Nûr sûresine inanan bir kadın böyle örtünmez." (El-Kurtubî, El-Cami', XIV/157)


4. Tesettür elbisesi nazar-ı dikkati çekecek kadar süslü ve göz alıcı renkte olmamalı.

İslam, elbiseyi örtünmek için emrettiği halde günümüzde bazı çevreler elbiseyi örtünmeden çok dikkatleri üzerine çekme vasıtası olarak kullanıyorlar. Ziynet kadının doğal hakkıdır, tesettür ise ziynetini yabancılardan saklamanın aracı olarak bir görev ve bir ibadettir. Örtünmenin hedefi dikkat çekmemektir. Tesettürlü bir kadın tesettürü ile 'bana bakma!' demiş olur. Oysa moda 'bana bak' demenin bir ifadesidir. Aşırı süslü, şeffaf, göz alıcı renkte ve yaldızlı başörtüsü, nakışlı eşarp altı alın süsleri, aşırı süslü, dikkat çekici, uzun topuklu ve yüksek tabanlı ayakkabılar, parlak renkli gösterişli çantalar, tıbbî zorunluluğu olmayan süslü güneş gözlükleri, sandalet tipi dikkat çekici ayakkabılar, gurur ve kibre sebep olacak markalı giysiler yapılan hatalardan sadece birkaçıdır. İnsan kendini Allah'a beğendirmeye çalışmalı.


5. Vücudun hatlarını gösterecek şekilde dar olmamalı.

Geniş, yani bol ve uzun olmalıdır. Ancak uçları yerlerde sürünecek kadar da uzun olmamalı. Çünkü bu tarz pardösü ve giyimlerde hem kibir işareti vardır, hem de yerdeki pislikleri silip süpürüp götürürken, bakanların tiksinti ve nefretine de sebep olmak söz konusudur.


6. Başörtüsü topuz şekline getirilmemeli.

"Ümmetimin son dönemlerinde giyimli, fakat çıplak birtakım kadınlar olacaktır. Bunların başlarının üstü deve hörgücü gibi bulunacaktır. Ancak onlar cennete giremez, cennetin kokusunu bile alamazlar." (Ebu Davud Libas 125, Cennet 52)


7. Boyun açık bırakılmamalı. Saç şekli ortaya çıkmamalı.

Boynu ve -baştan arkaya kayarak- saçı tam örtmeyen başörtüsü kullanılmamalıdır. Pardesü ve elbisenin içinde bırakılmak veya ense üzerinde düğümlenerek sıktırılmak suretiyle, saçın şeklini ortaya çıkaran başörtüleri de tercih edilmemelidir.

Yalnız çene altından veya enseden bir düğüm atılınca, boyun açık kalmakta ve Nur Suresi 31. ayette geçen “başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar.” emri terk edilmektedir.


8. Yabancı erkeklerin bulundukları ortamlarda çekici kokular taşımamalı.

Mü`min kadının haram bir madde içermeyen parfümleri kocası için kullanmasında bir sakınca yoktur fakat dışarıya çıktığında kokusunu başkalarına duyurmamak zorundadır.

“Bir kadın koku sürünerek dışarı çıkar ve koku ulaşsın diye bir topluluğun yanına uğrarsa, zinaya bir adım atmış olur.” (Tirmizi, Edeb, 35; Nesâî, Zîne, 35)


9. “Başım örtülü ama sen yüzüme bak” dercesine boyanmış yüzler ve gözler tesettür manasına zıttır.

Kadınlar, deri üzerinde bir tabaka oluşturmayan boyalarla kocalarına şirin görünmek için aşırı olmamak şartıyla makyaj yapabilirler. Sokağa çıkarken ve kendilerine nikâh düşen erkeklerin görecekleri yerlerde bu tip süslenmeleri terk etmeleri ve tesettüre uymaları gerekir. Bunun aksini yapmak caiz değildir.


10. Müslüman bir hanım mahremiyete dikkat etmeli. Örnek olmalı. Erkeklerle tokalaşma, parklarda el ele, baş başa, sarmaş dolaş oturmalar ve gezmeler tesettürle bağdaşmaz.

Babası, kayınpederi, oğlu, kocasının eski hanımından olan oğlu, kardeşi, yeğenleri (erkek ve kız kardeşlerinin oğulları), amcası, dayısı, sütkardeşi kadının mahremidir. (bkz. Nur, 24/31) Bunlar dışında kalan bülûğ çağına ermiş erkekler bir kadın için namahremdir ve tokalaşamaz. Örneğin, amca oğlu, dayı oğlu, hala oğlu, teyze oğlu, enişte, kayınbirader, küçüklük arkadaşı, aile dostu...


11. Başında ayet taşıdığı bilincinde olmalı ve her yerde bulunmamalı.

 

Düğünlerde namahrem karşısında oynamak tesettüre aykırı bir davranıştır. Tesettürlü bir bayan sosyal medyada boy boy fotoğraflar paylaşmamalı, toplumda sağa sola sigara dumanını üfleyerek yakışıksız görüntüler sunmamalıdır. Erkeklerin bulunduğu bir plajda tesettür mayosu ile de olsa kadınların yüzmesi doğru değildir. Bu tarz hareketler tesettürün izzetine aykırıdır.


12. Tesettür gayrimüslimlerin özel elbiselerine ve erkek elbisesine benzememelidir.

"Bir kavme benzemeye çalışan, o kavimdendir" (Ahmed b. Hanbel 11, 50; Ebu Davud, Libas, 4)

"Bizden başkasına benzemeye özenen bizden değildir" (Tirmizî, Isti`zân, 7)

"Resûlullah (s.a.v.), kadınlara benzemeye çalışan erkeklere ve erkeklere benzemeye çalışan kadınlara lânet etti." (Buhari, Libâs 61)


13. Yürüyüşte tabii olmalıdır. Karşı cinsin dikkatini çeker tarzda yürüyüş ve ses çıkarıp dikkat çeken ayakkabılar tesettüre zıttır.

Yabancı erkeklerin dikkatini çekecek şekilde ses çıkaran ve kadının yürüyüşündeki edeb ve vakarını etkileyecek şekilde ses çıkarıp dikkat çeken ayakkabılar giymek caiz değildir. “Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar.” (Nur, 24/31) Yani baştan ayağa örtündükten sonra yürürken de edeb ve vakar ile yürüsünler. Örtüp gizledikleri sunî veya doğal ziynetler bilinsin diye, bacak oynatıp ayak çalmasınlar, çapkın yürüyüşle dikkat nazarları çekmesinler; çünkü erkekleri tahrik eder, şüphe uyandırır." (Hak Dini  Kur’an Dili, Elmalılı Hamdi Yazır, Nur Suresi 31. ayetin tefsirinden)


14. Kadınların kendi aralarında da mahremiyete dikkat etmeleri gerekir.

Bir Müslüman hanımın kendi mahremlerinin yanında ziynet yerlerinin açık olması caiz olduğu gibi, kendisi gibi diğer bir Müslüman hanımın yanında açık olması da caizdir.

Bir hanımın diğer hanıma avreti, dizi ile göbeği arasıdır. Yani bir hanımın diğer hanımın bedeninin bu kısmına bakması kesinlikle caiz değildir.


15. Maddi tesettür elbisesi yanında manevi takva elbisesine bürünmek de şarttır.

“Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allah’ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik).” (A'raf 7/26)

“…Haberiniz olsun ki, Allah katında en şerefliniz, en takvalınızdır. Muhakkak ki, Allah, bilendir, her şeyden haberdardır.” (Hucûrat 49/13)

 

Daha detaylı bilgi için:

Tesettür ve Türban Özel Dosyası

Tesettür, Türban, Örtünme konusunda en çok merak edilenler
 

5224 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR