Yüce Rabbimiz'in kelamı, insan kelamına benzeyebilir mi?

Tarih: 10.10.2014 - 02:16 | Güncelleme:

Soru Detayı

Yani Allah-u Teala insan gibi kelam edebilir mi (gerek Kelam-ı Nefsi gerekse Kelam-ı Lafzi manada), yoksa Allah-u Teala hiçbir sıfatında kuluna benzemediğinden böyle bir şey muhal midir? 

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Allah’ın kelamı diğer sıfatları gibi ezelidir. Bunu kelamcılar “kelam-ı nefsi” diye isimlendirmişlerdir. Yani, Allah’ın diğer bütün sıfatları Zat-ı Akdese bağlı olarak var oldukları gibi, kelam sıfatı da onun zatına bağlıdır.

Bu ifadeyle, sıfatların hakikati ile onların tezahürleri ve yansımaları arasında bir fark olduğunu belirtmek istenmiştir. Örneğin, Allah’ın kudreti zat-ı akdesine bağlı bir hakikat olarak -tabir yerindeyse- bir “kudret-i nefsiye”dir. Dışarıdaki tezahürleri itibariyle tecelli ettiği varlıklar, Zat-ı Akdes'ten ayrı olup birer yaratıktır. Allah’ın kudreti mahluk olmadığı ve yaratıklara benzemediği gibi, onun kelamı da mahluk olmayıp başka kelamlara benzemez.

- Bundan anlaşılıyor ki, kudretin eserleri olan sanat nakışları kudretin kendisi olmadığı gibi, kelam-ı nefsinin nakışları olan lafızlar da bu nefsî kelamın kendisi değildir.

- Kur’an Allah’ın kelamıdır ve mahluk değildir. Çünkü Allah’ın kelamı mahluk değildir. Ehl-i sünnet alimleri bu konuda ittifak halindedir. (bk. Ebu’l-Hasen el-Eşari, el-İbane, 1/23)

Allah’ın kelamının mahluk olmadığını gösteren delillerden biri şu ayetlerdir:

“Onun varlığının ve birliğinin delillerinden biri de göğün ve yerin kendisinin emriyle kaim olmalarıdır...”(Rum, 30/25);

“İyi bilesiniz ki yaratmak da emretmek yetkisi de ona aittir.”(A'raf, 7/54)

İlk ayette “göğün ve yerin Allah’ın emriyle olduğu” vurgulanmıştır. Allah’ın emri ise onun kelamıdır. Bütün yaratıkların varlığa çıkmaları ve varlıkta devam etmeleri Allah’ın kelamı olan emriyle olması, kelamının yaratılmadığının açık göstergesidir.

Keza, ikinci ayette yer alan “...yaratmak da emretmek yetkisi de ona aittir.” mealindeki ifadede, yaratma ile emir ayrı ayrı ifade edilmiştir. Diğer bir ifadeyle birbirine atıf yapılmıştır. Atfedilen ile kendisine atfedilen (matuf ile matuf aleyh) aynı şey olmadığı bilinen bir ilmi kuraldır. Öyleyse Allah’ın kelamı olan emri yaratıklarından farklıdır. Öyleyse kelam sıfatı mahluk değildir.(krş. Eşari, el-İbane, 1/63-64)

Bu açıklamalardan anlaşıldığı üzere, Allah’ın kelamı mahluk olmama yönüyle insanların kelamına benzemez. Özellikle Kur’an, hem lafız hem mana cihetiyle bir mucize olduğu için ilahî kelamın eşsiz ve benzersiz boyutunu göstermektedir. Kudret sıfatının nakışlarının aynısını taklit etmek mümkün olmadığı gibi Kelam sıfatının nakışları olan Kur’an’ı taklit etmek de mümkün değildir. Bu işin bir yanıdır.

İşin ikinci yanı, Kur’an’ın muhataplarının insan olması münasebetiyle, onun da insanların/Arapların kullandığı aynı kelimeleri kullanmış olmasıdır. Burada elbette bir benzerlik olacaktır. Yoksa muhatapların anlaması imkansızdır. Ancak bu benzerlik müfret/tek tek kelimelerde olmakla beraber, bu kelimelerin meydana getirdiği ifadelerde asla söz konusu değildir.

Bilindiği üzere, insanların çömlek yaparken kullandığı malzeme ile Allah’ın insanı yaratırken kullandığı malzeme aynıdır, aynı topraktır. Ancak insan ile çömlek arasındaki fark bu iki sanat ve dizayn arasındaki farkı gösterir.

Bunun gibi insanın kelamında söz konusu olan harf ve kelime malzemeleri ile Allah’ın Kur’an’ı konuşurken ortaya koyduğu kelamındaki malzeme aynı sözcüklerdir. Ancak, insan sözü ile Allah’ın sözü olan Kur’an arasındaki fark, on beş asırdan beri “bir tek suresinin bile bir benzerinin yapılamayacağına dair” meydan okuyan Kur’an’ın eşsiz üstünlüğü kendiliğinden anlaşılır.

Allah’ın kudret ve kelamının üstünlüğü, onların sonsuz bir ilim ve hikmetin refakatinde ontolojik ve filolojik / kevni ve kelami belagatı ortaya koymalarından kaynaklanmaktadır. Zira kâinatın saltanat arşının sahibi olan Rahman, Kur’an’ı da öğretmiştir.(Rahman, 55/1)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun