Yezid’e rahmet okumanın hükmü nedir?

Tarih: 20.03.2021 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

1) Allah’ın haram kıldığı bir şeyi Ehli Beytime yapana lanet olsun diye bir hadis var mı? Varsa sahih mi?
2) Yezide hazret diyen, onun faziletlerinden konuşan biri Allah tarafından lanetlenir mi?
3) Yezide rahmet okumanın hükmü nedir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

1) İlgili hadisin tam metni ve tercümesi şöyledir:

سَبْعَةٌ لَعَنْتُهُمْ وَكُلُّ نَبِيَ مُجَابٍ: الزَّائِدُ فِي كِتَابِ الله وَالمُكَذِّبُ بِقَدَرِ الله وَالمُسْتَحِلُّ حُرْمَةَ الله والمستحل من عترتي ما حرم الله وَالتَّارِكُ لِسُنَّتِي وَالمُسْتَأْثِرُ بِالْفَيْءِ وَالمُتَجَبِّرُ بِسُلْطَانِهِ لِيُعِزَّ مَنْ أَذَلَّ الله وَيُذِلَّ مَنْ أَعَزَّ الله

“Yedi kişi vardır ki, ben ve duası makbul her peygamber onları lanetlemiştir.
Allah’ın kitabına ekleme yapan,
Allah’ın kaderini yalanlayan / inkar eden,
Allah’ın haram kıldığını helal sayan,
Ehl-i beytimden Allah’ın haram kıldığı bir şeyi helal sayan,
Ganimet malından
(kendisi veya başkası için) iltimasta bulunan,
ve Allah’ın zelil kıldığını aziz; aziz kıldığını zelil yapmak için sultanına cebir / zor kullanan kimse..”
(bk. Münavi, Feyzu’l-Kadir, 4/121, h.no: 4648)

Hadiste geçen "Ehl-i beytimden Allah’ın haram kıldığı bir şeyi helal sayan" anlamındaki ifade iki şekilde yorumlanmıştır:

a) Ehl-i beyte yapılması haram olan şeyleri helal sayan kimse.

Bu yoruma göre, Ehl-i beyte eziyet eden kimse büyük günah işlemiş olur. Ancak bunun helal olduğunu kabul edip etmediğini bilmiyoruz. Hadiste helal kabul eden kimseye lanet edilmiştir. Madem ki helal olduğunu kabul edip etmediği kesin değildir, o halde isim vererek lanet etmek doğru olmaz.

b) Ehl-i beytimden olup da Allah’ın haram kıldığı bir şeyi helal sayan yakınlarım.

Bu yoruma göre, Peygamber Efendimizin (asm) soyundan geldiği halde Allah'ın haram kıldıklarını helal sayanlar kastedilmiş olur. (bk. Münavi, a.y.)

2) Hususi olarak Yezid için bu manada bir hadise rastlayamadık.

“Fasık bir adam övüldüğü zaman Allah gazaba gelir.” anlamında bir hadis vardır. (Gazali, İhya, 3/160) Fakat bu hadisin zayıf olduğu bildirilmiştir. (bk. Tahricu ahadisi İhya, a.g.y)

3) Yezide rahmet okumak, bir kafire rahmet okumak gibi değildir. Çünkü bunun kafir olup olmadığı kesin değildir.

Bununla beraber, durup dururken Yezide rahmet okuyan kimse, eğer Ehl-i beytin başına gelenlerden memnun olarak bunu yapıyorsa, bu tavırdan Allah ve Resulünün (asm) razı olmayacağı açıktır ve elbette bu anlamda caiz olmaz.

Ancak fasık da olsa, iman ile ölmüş bir kimseye mümin olduğu için rahmet okumanın bir sakıncası yoktur.

Nitekim konuyla ilgili bazı ayetlerin mealleri şöyledir:

“Bunlardan sonra gelenler şöyle derler: Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla.” (Haşr, 59/10)

“Hem kendinin, hem de mümin erkeklerle mümin kadınların günahlarının bağışlanmasını dile!” (Muhammed, 47/19)

“Ey Rabbimiz! Hesabın görüleceği gün beni, anamı, babamı ve bütün müminleri bağışla!” (İbrâhim, 14/41)

Bediüzzaman Hazretlerinin, uzun bir mektubunda geçen şu ifadelerin de konumuza ışık tutacağını düşünüyoruz:

"Peşin olarak size bunu beyan ediyorum ki, Risale-i Nur’un üstadı ve Risale-i Nur’a Celcelutiye Kasidesinde rumuzlu işaretiyle pek çok alakadarlık gösteren ve benim hakaik-i imaniyede hususî üstadım, İmam-ı Ali’dir (r.a.).

Ve  قُلْ لاَ اَسْئَلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْرًا إِلاَّ الْمَوَدَّةَ فِى الْقُرْبٰى  (De ki: Vazifem karşılığında sizden bir ücret istemiyorum; sizden istediğim, ancak akrabaya sevgi ve Ehl-i Beytime muhabbettir.” [(Şura, 42/23)] ayetinin nassıyla, Âl-i Beytin muhabbeti, Risale-i Nur’da ve mesleğimizde bir esastır ve Vehhâbîlik damarı, hiçbir cihette Nur’un hakikî şakirtlerinde olmamak lazım geliyor."

"Fakat, madem bu zamanda zındıka ve ehl-i dalâlet ihtilâfdan istifade edip, ehl-i imanı şaşırtıp ve şeâiri bozarak Kur’ân ve iman aleyhinde kuvvetli cereyanları var; elbette bu müthiş düşmana karşı cüz’î teferruata dair medar-ı ihtilâf münakaşaların kapısını açmamak gerektir."

"Haccac-ı Zâlim, Yezid ve Velid gibi heriflere ilm-i kelâmın büyük allâmesi olan Sadeddin-i Taftazanî, 'Yezide lânet caizdir.' demiş; fakat 'Lânet vaciptir.' dememiş. “Hayırdır ve sevabı vardır.” dememiş. Çünkü hem Kur’ân’ı, hem Peygamberi, hem bütün sahabelerin kudsî sohbetlerini inkâr eden hadsizdir. Şimdi onlardan meydanda gezenler çoktur. Şer’an bir adam, hiç mel’unları hatıra getirmeyip lânet etmese, hiçbir zararı yok. Çünkü, zem ve lânet ise, medih ve muhabbet gibi değil; onlar amel-i salihte dahil olamaz. Eğer zararı varsa daha fena..."

"İşte şimdi gizli münafıklar, Vehhâbîlik damarıyla en ziyade İslâmiyeti ve hakikat-i Kur’âniyeyi muhafazaya memur ve mükellef olan bir kısım hocaları elde edip, ehl-i hakikati Alevîlikle ittiham etmekle birbiri aleyhinde istimal ederek dehşetli bir darbeyi İslâmiyete vurmaya çalışanlar meydanda geziyorlar. Sen de bir parçasını mektubunda yazıyorsun. Hattâ sen de biliyorsun; benim ve Risale-i Nur’un aleyhinde istimal edilen en tesirli vasıtayı hocalardan bulmuşlar."

"Hattâ Ehl-i Sünnetin ve ilm-i kelâmın azîm imamlarından meşhur Sadeddin-i Taftazanî, Yezid ve Velid hakkında tel’in ve tadlile cevaz vermesine mukabil, Seyyid Şerif Cürcanî gibi Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaatin allâmeleri demişler:

'Gerçi Yezid ve Velid, zalim ve gaddar ve fâcirdirler; fakat sekeratta imansız gittikleri gaybîdir. Ve kat’î bir derecede bilinmediği için, o şahısların nass-ı kat’î ve delil-i kat’î bulunmadığı vakit, imanla gitmesi ihtimali ve tevbe etmek ihtimali olduğundan, öyle hususî şahsa lânet edilmez. Belki  لَعْنَةُ اللهِ عَلَى الظَّالِمِينَ وَالْمُنَافِقِينَ (Allah’ın lâneti zalimlerin ve münafıkların üzerine olsun) gibi umumî bir ünvan ile lânet caiz olabilir. Yoksa zararlı, lüzumsuzdur.' diye Sadeddin-i Taftazanî’ye mukabele etmişler." (bk. Emirdağ Lâhikası-I, s. 204)

İlave bilgi için tıklayınız:

Hz. Muaviye (ra)'nin oğlu Yezid hakkında nasıl düşünmeliyiz?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun