"... Ve şu anda bilemeyeceğiniz daha nice şeyler yaratacak." (Nahl, 16/8) Burada "bilemeyeceğiniz nice şeyler" ifadesi ile kastedilen uçak, tren gibi vasıtalar mıdır?

Tarih: 26.11.2011 - 11:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Nahl Suresi, 8. Ayet:

"Hem kendilerine binesiniz hem de zinet olsun diye atları, katırları, ve merkepleri yarattı. Ve şu anda bilemeyeceğiniz daha nice şeyler yaratacak."

Bunlardan başka, atları, katırları ve eşekleri de binmeniz ve süs olsun diye yarattı, dolayısıyla bunları yememelisiniz ve şimdi bilemeyeceğiniz daha ne acaib şeyleri yaratacaktır. Gerçekten bizden önceki insanların görmediği, bilemediği şeylerden biz, trenler, otomobiller, uçaklar gibi türlü binitler gördük. Kim bilir bundan sonra da Allah Teâlâ bizim bilmediğimiz ve bilemeyeceğimiz daha neler yaratmış ve yaratacaktır. (bk. Elmalılı Tefsiri)

Allah Teala kainatta kanunları yaratmış ve insanların bu kanunları kullanıp uçak, gemi, tren, uzay aracı gibi ulaşım vasıtalarını icad etmeleri için de kainatta örnekler yaratmıştır. Ördeğin suda yüzmesi, kuşun havada uçması insan aklına ilham vermektedir. Peygamber mucizeleri de teknolojinin ulaşabileceği nihayi hedefleri göstermektedir. Teknolojik gelişmeler hız kesmeden sürekli ilerlemektedir. Bundan sonra daha nice ulaşım vasıtaları insanlığın hizmetine sunulacaktır.

Bu konuda, Bediüzzaman “Sözler” adlı eserinde şöyle diyor:

“Hazret-i Süleyman (a.s)’a Belkıs’ın tahtını yanına getirtmek için vezirlerinden celp (eşyayı bir yerden bir yere nakletme) ilmini bilen bir alim dedi ki: 'Gözünüzü açıp kapayıncaya kadar sizin yanınızda o tahtı hazır ederim.' olan hârika hadiseye delalet eden ayet (Neml, 27/39) işaret ediyor ki: Uzak mesafelerden eşyayı aynen veya şeklen getirip hazır etmek mümkündür. Hem vakidir ki; peygamberliğiyle beraber saltanatla müşerref olan Hazret-i Süleyman (a.s), hem masumiyetine, hem de adaletine medar olmak için pek geniş olan aktar-ı memleketine bizzât zahmetsiz muttali olmak ve raiyetinin ahvalini görmek ve dertlerini işitmek; bir mucize suretinde Cenab-ı Hak ihsan etmiştir. Demek, Cenab-ı Hakk'a itimat edip Süleyman (a.s)’ın lisan-ı ismetiyle istediği gibi, o da lisan-ı istidadıyla Cenab-ı Hakk'tan istese ve âdet kanunlarına ve inayetine uygun olarak hareket etse; ona dünya, bir şehir hükmüne geçebilir. Demek taht-ı Belkıs Yemen'de iken, Şam'da aynıyla veyahut suretiyle hazır olmuştur, görülmüştür. Elbette taht etrafındaki adamların suretleri ile beraber sesleri de işitilmiştir. İşte uzak mesafede, celb-i surete ve sese haşmetli bir surette işaret ediyor ….(Sözler, Yirminci Söz, s.256-257)

Nitekim Bediüzzaman’ın temas ettiği hususlar şimdi gerçekleşmiştir. Gerek İNTERNET, gerek RADYO veya TELEVİZYON yoluyla, kapalı devre yayınlar ve marifetli kameralar yolu ile naklen yayın yapmak, multivizyon veya sinevizyon yoluyla konuşmalar yapmak, her yere bağlanan monitörler ve uydu aracılığı ile yayınlar yapmak ve dünyayı kontrol altında tutmak mümkün hale gelmiştir. Güncel deyimiyle, dünya küreselleşmiş ve her türlü faaliyetler aktiflik kazanmıştır. Bir bakıma dünya artık bir binanın değişik katları ve daireleri, odaları kadar birbirine yakın hale gelmiştir. Ayetin buna işaret etmesi bir çeşit mucize olarak gerçekleşmiş, Kur’an’ın ölümsüzlüğüne ve evrenselliğine bir kere daha imza atılmıştır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun

BENZER SORULAR