Süleyman Mührünü cin hile ile almış mı?

Tarih: 19.10.2018 - 20:04 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Hz. Süleyman'ın Mührü olarak tabir edilen üzerinde 6 Köşeli Yıldız motifi olan bu yüzük hakkında verebileceğiniz bilgi yok mudur?
- Bu yüzük ilk olarak Hz. Adem'e mi gönderilmiştir?
- Ayrıca, bazı İslami kaynaklarda geçen şu bilgi doğru mu:
Hz. Süleyman’ın ateşe, suya, rüzgâra, kuşlara ve hayvanlara hükmetmesini sağlayan yüzük şeklinde tılsımlı bir mührün sahibi olduğu, cennette Hz. Âdem’e ait iken Cebrâil tarafından Hz. Süleyman’a getirilmiş olan bu yüzüğün üzerindeki altıgen motifte ism-i a‘zamın remzedildiği, Hz. Süleyman’ın ism-i a‘zama hürmeten bu yüzüğü yalnızca abdesthaneye giderken çıkarıp Âsaf adlı vezirine veya hanımı Âmine’ye teslim ettiği, mühür parmağında olmayınca hayvanlara hükmedemediği kaydedilmektedir. Bir gün abdesthaneye gittiğinde hilkat garibesi bir sahra cini (ifrit veya dev) Süleyman’ın kılığına girip hanımından mührü almış, Hz. Süleyman mührü istediğinde sahtekârlıkla suçlanmış ve kendi kılığına giren devin emriyle saraydan çıkarılmış, dev onun yerine sarayda hüküm sürmeye başlamıştır. Hz. Süleyman bir sahil kasabasında balıkçıların yüklerini taşıyarak hayatını sürdürmüş, aradan kırk yıl geçtikten sonra dev bir daha başkalarının eline geçmesin diye mührü denize atmış, ardından kendisine karşı ayaklanan hayvanlar ve cinler tarafından parçalanarak öldürülmüştür. Aynı günlerde yanında çalıştığı balıkçı Hz. Süleyman’a hizmetine karşılık para yerine bir balık vermiş, Hz. Süleyman akşam balığı pişirmek için karnını yardığında kendi yüzüğünü görmüş ve onu parmağına takıp saraya gitmiş, orada eski hayatına kavuşarak peygamberlik dönemini tamamlamıştır. Halk arasındaki, “Mühür kimdeyse Süleyman odur” atasözü bu kıssaya dayanır.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu hikaye İsrailiyat dediğimiz hurafelerden biridir. Ne Kur'an’da ne de sahih hadis kaynaklarından böyle bir bilgi yoktur.

Tefsir kaynaklarında bu hikaye: “Biz Süleyman’ı imtihana tâbi tuttuk ve tahtının üzerine bir ceset bıraktık. Sonra o, Allah’a sığınıp tekrar tahtına döndü.” (Sad, 38/34) mealindeki ayetin açıklaması çerçevesinde zikredilmiştir.

Bu hikayenin çok farklı versiyonları vardır. Bunların arasında en uzun ve yaygın olan hikâyede var olan bazı bilgilerden ötürü, muhakkik alimler tarafından reddedilmiştir.

Fahreddin Razi, boş adamlar manasına gelen “Haşviler”in yer verdiği bu hikayenin doğru olmadığını şöyle anlatmıştır:

a. Denildiği gibi eğer şeytan Hz. Süleyman peygamberin kılığına girmiş ise, bu takdirde dinlerin hiçbirine itimat edilmez. Bu takdirde insanlar, “Hz. Muhammed, Hz. İsa, Hz. Musa adındaki kimseler de kendileri değil, onlara benzemek için onların suretine giren şeytan olma ihtimali var.” diyerek onların dinlerini kabul etmeyebilirler. Bu tamamen dinin iptali anlamına gelir.

b. Eğer şeytan Hz. Süleyman gibi bir peygambere karşı böyle bir muamelede bulunabilirse, bu takdirde alimler, zahitler, evliyaların hepsine karşı aynı muameleyi yapabilir; kitaplarını parçalayabilir, evlerini başlarına yıkabilir, demektir. Bu ise mevcut İslami literatüre karşı büyük bir kuşku uyandıracaktır.

c. Bu masalda, şeytanın Hz. Süleyman kılığında hanımlarına da musallat olduğu söylenir. Halbuki, Allah’ın bir peygamberinin eşlerine böyle bir çirkinliğe müsaade etmesi asla düşünülemez. (bk. Razi, ilgili ayetin tefsiri).

Ehl-i tahkikin bu ayetteki imtihanla alakalı rivayetleri şöyledir:

1. Hz. Süleyman’ın bir oğlu oldu. Şeytanlar "büyürse o da babası gibi bize hükümran olur” diyerek öldürülmesine karar verdiler. Bir şekilde bundan haberdar olan Hz. Süleyman oğlunu "bulutlarda büyütmeye çalıştı." Bir gün çocuğunun ölü cesedinin tahtı üzerine düştüğünü görünce, hatasını anladı. “Allah’a tevekkül etmediğinden” bu belaya uğradığını fark edip tövbe-istiğfar etti. Ve tövbesi kabul oldu. (Razi, ilgili yer)

2. Zemahşeri’ye göre de yüzük kıssası, Yahudilerin uydurduğu batıl bir hurafedir. (Zemahşeri ilgili ayetin tefsiri)

3. Kurtubi tefsirinin mühakkikleri olan Ahmed el-Berduni ve İbrahim Atfiş bu hikayelerinin aslı-astarı olmadığını, bunun peygamberlerin en önemli vasfı olan ismet sıfatına ters düştüğünü belirtmişlerdir. (bk. Kurtubi, ilgili ayetin taliki).

4. Eu Hayyan’ın görüşü şöyledir: “Müfessirlerin söz konusu ettiği bu kıssayla ilgili bütün bilgiler, Yahudi veya zındıka komitelerinin uydurduğu hurafelerdir. Bunları nakletmek de caiz değildir. Peygamberleri bu gibi hurafelerden tenzih ve tebriye etmek vaciptir. (bk. Ebu Hayyan, ilgili yer)

5. İbn Kesir de bu kıssayla ilgili rivayetlerin hepsinin "İsrailiyat” olup, doğru olmadığını belirtmiştir. (İbn Kesir, ilgili yer)

İbn Aşur da bu kıssalar için “Bunların hurafe olmaları daha kuvvetli bir ihtimaldir ve bu ihtimal Hz. Süleyman’ın nezih makamına daha uygundur.” demiştir. (İbn Aşur, ilgili yer)

6. Alusi de bu konuyla ilgili mevcut hikayelere yer verdikten sonra, şunları belirtmiştir: “Bu konuda İbn Abbas’a dayandırılan bilgilerin kaynağı Kâbu’l-Ahbardır. Kâb ise, mevsuk olmayan Yahudilerin kitaplarından çok nakillerde bulunur. Hz. Süleyman’ın yüzüğü / mührü herkes tarafından bilinmektedir. Allah’ın bir peygamberine lütfettiği ihsanlarını bu yüzüğe bağlaması akıldan çok uzaktır. Eğer gerçekten ondan söylenen sırlar olsaydı, Kur'an’da onlara da işaret edilecekti. Ebu Hayyan ve diğerlerinin dediği gibi, bu kıssalar Yahudilerin ve Sofestailerin zındıkları tarafından uydurulduğunda şüphe yoktur. Aklı başında bir insanın bunları kabul etmesi mümkün değildir.” (Alusi, ilgili ayetin tefsiri)

7. Meraği de bu kıssaların, Müslümanları doğrudan saptırmak için Yahudiler tarafından uydurulmuş hurafeler olduğunu bildirmiştir. (bk. Meraği, ilgili yer)

Not: 20’den fazla tefsir kaynaklarına baktık, ilgili tefsirlerde bu hikayeler anlatılmakla beraber, hiç kimse bunun kesin doğru olduğunu söylememiştir. Hepsinde bir çekince söz konusudur. Nitekim, bazı tefsirlerden aktardığımız bilgiler açıktır...

İlave bilgi için tıklayınız:

Mühr-i Süleyman'ı takmak caiz midir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun