Hz. Süleyman’ın vefatı neden anlaşılamadı?

Tarih: 02.08.2020 - 20:06 | Güncelleme:

Soru Detayı

Kuran’da geçen iki kelime hakkında iki sorum var:
Birinci sorum:
Bu kadar zaman zarfında etrafında onunla ilgilenecek, konuşacak, ihtiyacını soracak kimse yok muydu ki Hz. Süleyman’ın vefatı anlaşılamadı?
Sebe 14. Ayette geçen “Minsee” meallerde “değnek” olarak tercüme edilişi doğru mu?
​Süleyman aleyhisselam Beyt-i Makdis'in inşaatında cinleri de çalıştırmıştı. Fakat bu esnada Süleyman aleyhisselam vefat etmiş, bastonunu kurt kemirip düşünceye kadar öylece kalmış ve öldüğünü kimse anlamamıştı. Bu kadar zaman zarfında etrafında onunla ilgilenecek, konuşacak, ihtiyacını soracak kimse yok muydu ki vefatı anlaşılamadı? Beni bu şüphelerden arındırabilir misiniz?
İkinci sorum olarak Kara dâbbesi de “ağaç kurdu” manasında mıdır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

- Rivayete göre, cinler, şeytanlar, Hz. Süleyman’ın ibadet ettiği mihrabın /seccadenin çevresinden geçtikleri zaman yanıyorlardı. Onun için ona yakından bakmaya cesaret etmiyorlardı. Nihayet uzun bir süre çalışmalarına ara vermeden sürekli çalışmaktan yorulmuş olurlar ki, onun bir istirahat emrinin olup olmadığını araştırmayı düşündüler. Onlardan biri sesini sedasını duymadığı gibi, yakınından geçtiği halde yanmadığını da fark etti. Gidip arkadaşlarına haber verdi ve birlikte ona bakmaya gittiklerinde yere düşmüş vaziyette buldular ve öldüğüne karar verdiler. Böylece işlerini bıraktılar. (krş. İbn Kesir, Sebe 14. ayetin tefsiri)

- Bununla beraber, kuvvetli bir ihtimalle Hz. Süleyman hem bir peygamber hem bir kral olduğundan çok heybetliydi. Emrinde çalışan cin ve şeytanlar korkusundan kolay kolay huzuruna çıkamıyorlar, ihtiyacının olup olmadığını da soramıyorlardı. Her zaman onun emirlerini bekliyorlardı. Dolayısıyla belli bir zamana kadar onun öldüğünün farkına varmamaları normaldir.

- Aslında Kuran’da Hz. Süleyman’ın “diri gibi görünen” ölüm hadisesinin süreci belirlenmemiştir. İlgili rivayetler daha çok İsrailiyattır. Bu sebeple, bu sürenin bir gün bile olması ayetin ifadesine ters düşmez. Hizmetçilerinin yakın çevresi olarak onun yiyecek, içecek, giyecek durumuna bakmamaları -yukarıda zikredilen bazı nedenlere rağmen- makul gibi görünmüyor. Bu sebeple bu süreci bir/veya birkaç gün olarak düşünmek daha makuldür. (krş. Meraği, Sebe 14. ayetin tefsiri)

- Minseet kelimesi, Habeşçe lisanında asa/değnek/baston demektir. (bk. İbn Kesir, a.g.y)

Cevap 2:

- “Dabbetu’l-arz” (sorudaki ifadeyle kara dabbesi) ağaçların içini kemiren ağaç kurtlarıdır. (bk. Meraği, ilgili ayetin tefsiri)

- Bediüzzaman hazretleri de “Dabbetu’l-arz”dan söz ederken, şu açıklamalarda bulunur:

“...Belki اِلاَّ دَابَّةُ اْلاَرْضِ تَاْكُلُ مِنْسَاَتَهُ âyetinin işaretiyle, o hayvan, dabbet-ül arz denilen ağaç kurtlarıdır ki; insanların kemiklerini ağaç gibi kemirecek, insanın cisminde dişinden tırnağına kadar yerleşecek. Mü'minler iman bereketiyle ve sefahet ve sû'-i istimalâttan tecennübleriyle kurtulmasına işareten, âyet, iman hususunda o hayvanı konuşturmuş.” (Şualar, s. 592)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun