Nur Suresi 44. ayette geçen "Allah, geceyi ve gündüzü (birbirine) çevirir" ifadesinin, dünyanın dönüşüne işaret ettiğini söyleyebilir miyiz?

Tarih: 30.01.2010 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

"Allah, gece ile gündüzü birbirine çeviriyor; geceyi gündüze, gündüzü geceye dönüştürüyor; sürelerini uzatıp kısaltıyor. Elbette bunda görebilenler (kalp gözü açık) olanlar için alınacak bir ders vardır." (Nur, 24/44)

"Allah geceyi ve gündüzü birbiri ardından getirir."
Bu ayet, bir çok anlamı yanında, dünyanın yuvarlak olmasına ve dönmesine de işaret etmektedir. Ayette önce gecenin anılması, dünyanın kendi ekseni etrafında batıdan doğuya doğru döndüğüne işarettir. Nitekim Yasin Sûresi kırkıncı âyette: “Ne de gece gündüzün önüne geçebilir” buyurularak, dünyanın ters dönüş yapması, yani doğudan batıya dönmesinin mümkün olmadığı belirtilmektedir. (bk. Celal Yıldırım, Asrın Kur’an Tefsiri, Nur 44 .ve İsra 12. ayetlerin tefsiri)

Ayette sorunuzla ilgili dikkat edeceğimiz kelime “yükallibü” fiilidir. Bu kavram Kur'ân'da "gerisin geri dönmek" (Âl-i İmrân 3/144); "kötü duruma düşmek" (Âl-i İmrân 3/149); "kurmak" (Tevbe 9/48); "akibet" (Kehf 18/36); "elleri oğuşturmak" (Kehf 18/42); "ters çevirmek" (Hacc 22/11); "yer değiştirmek" (Nûr 24/44); "devrimle devrilmek" (Şu'arâ 26/227); "dönmek" ('Ankebut 29/21 ve Tevbe 9/95) ve "dolaşmak" (Mü'min 40/44) manalarına gelmektedir. Bu ayette, gece ile gündüzün yer değiştirmesini, ardı ardına gelmesini ifade etmektedir.

Furkân Suresi 62. ayette ise "gece ile gündüzü birbiri ardınca getirme" anlamını taşımaktadır. Ayrıca yine bu kelime, "ışığın yerini karanlık, karanlığın yerini ışığın alması" gibi, "soğuğun yerini sıcaklık, sıcaklığın yerini soğuğun alması" anlamına da gelmektedir.

Gece ile gündüzün birbirini izleyip bir devridaim halinde sürüp gitmesine dikkatler çekiliyor; sebebinin ve hikmetinin araştırılması ise insan aklına, düşüncesine ve ilmî tespitlere bırakılıyor. Zira ortada çok düzenli, faydalı ve devamlı bir olay vardır. Her yönüyle ve yanıyla insan hayatına yöneliktir. O halde Cenâb-ı Hakk'ın insanı dünyaya getirmeden, bütün şart ve ortamları hazırladığı; hayatın belirlenen süre içinde devamını sağlama kanunlarını koyduğu kendiliğinden anlaşılıyor.

Gece ile gündüzün birbirini izleyip devam etmesi sadece o şart ve ortamlardan biridir. Nitekim İsrâ Sûresi'nde bu konu biraz daha açıklanarak gece ile gündüzün nasıl düzenlendiği konu ediliyor ve ayın güneşten kopma bir ateş parçası olduğu, o yüzden önceleri gece ile gündüz diye bir düzenleme bulunmadığı, sonraları ayın sönüp bugünkü duruma getirilmesiyle gece ile gündüz düzenlemesi sağlandığı belirtiliyor. Şöyle ki:

“Gece ve gündüzü (varlığımıza, kudretimize) birer delil ve belge kıldık; gece belgesini silip gündüz belgesini aydınlık yaptık..” (bk. İsrâ, 15/12)

Ayette geçen "el-ebsâr" kelimesi, "basiretler" demektir ve bu âyette ilgili cümle, tabiat olaylarını gözleyip derinlemesine neticeler çıkartıp, dersler alıp bilim yapan ve oradan Allah'ın varlığına varan kabiliyeti, gönül gözünü ifade etmektedir.

Gece ile gündüzün ardı ardına gelmesini gözlemlemekte, o hareketteki ilâhî kudreti görüp Allah'a varmanın dersini almak vardır. Gerçekleşen tabiat olaylarından ders alarak Allah'ın varlığına varmak, gönül gözüne sahip olmanın delili olmaktadır.

Yüce Allah, insanı yaratırken kafa gözleri gibi ona gönül gözünü de vermiştir.

Böylece Kur'ân'da uygulanan ilâhî metottan biri de, Cenâb-ı Hakk'ın kendi varlığına ve kudretinin sınırsızlığına delâlet eden belgeleri ana tema olarak vermesidir. Gece île gündüzün birbirini izlemesi hakkındaki temel bilgi de bu temalardan biridir. Nitekim ilgili âyette, “Şüphesiz ki bunda kalp gözü açık olanlar için ibret vardır.” buyurulması, bütünüyle akla, ilme ve sağduyuya yöneliktir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Kur'an-ı Kerim'de dünyanın yuvarlak olduğunun belirtilmesi...

Kur'an-ı Kerim'in Allah'ın kelamı olduğu ve günümüze kadar hiç değiştirilmeden geldiğini açıklar mısısnız?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun