Necm suresi 24. ayet ve Bakara suresi 186.ayetini açıklar mısınız?

Tarih: 01.07.2012 - 18:55 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

“Gün gelecek, dilleri, elleri ve ayakları yapmış oldukları bütün kötülükleri tek tek bildirerek aleyhlerinde şahitlik edecektir.” (Nur, 24/24)

mealindeki ayette, kıyamet günü, insanların kurnazlık yaparak, yalan söyleyerek yakayı kurtaramayacağına işaret edilmiştir. O gün insanın iradesinin dışında işler cereyan edecektir. Bu cümleden olarak insanın kendi organları -Allah’ın izniyle- dile gelecek ve sahibinin yaptığı kötülükleri seslendirecek, aleyhinde şahitlik yapacaktır. Bunların nasıl konuşacağı bizim meçhulümüzdür. Yani şuurlu bir insan gibi konuşmaları da mümkündür, başka sembolik işaretlerle de şahitlik yapmaları da mümkündür. Önemli olan Allah’ın kabul edeceği bir şahitlikte bulunmalarının kesin olmasıdır. Mahiyeti fazla önemli değildir. Çünkü ahiretin işleri dünya aklıyla kavranmaz.

“Kullarım Ben’i senden soracak olurlarsa, bilsinler ki ben pek yakınım. Bana dua edenin duasına icabet ederim. Öyleyse onlar da davetime icabet ve bana hakkıyla inanıp tasdik etsinler ki doğru yolda yürüyerek selamete ersinler.”(Bakara, 2/186)

mealindeki ayette vurgulanan husus duanın ehemmiyetidir. Allah kullarının kendisine yalvarıp yakarmalarını, ihtiyaçlarını seslendirmelerini, istek ve arzularını, dilek ve temennilerini dile getirmelerini istiyor. Çünkü, dua ibadetin beynidir, özüdür. Çünkü insan dua ettiği zaman, muhtaç olduğu bir konuda yalvarıyor demektir. Böyle bir konumda dua eden kimsenin bu istekleri samimi oluyor. Diğer ibadetlerdeki gibi riya ve gösterişe fırsat vermiyor. Onun için dua Allah tarafından her zaman kaale alınır.

Sadece şu var ki, her zaman isteyenin istediği aynı şeyin verilmesi söz konusu olmayabilir. Bu yüzdendir ki, ayette “bana dua eda edin duanızı kabul edeyim” denmiyor, “duanıza icabet edeyim” deniyor. Demek ki, her duaya icabet var, yani dua kaale alınır, fakat aynısını vermek, veya daha iyisini vermek yahut da ahireti için saklamak Allah’ın sonsuz hikmetine bağlıdır. Nitekim, bir doktor çocuk olan bir hastanın çağrılarına cevap verir, ancak onun her isteğini yerine getirmez. Çocuk, bazen kendisi için zararlı olan şeyleri de ister. Ama doktor tıp noktasında onun için hangi ilacın daha iyi olduğunu bilir ona göre reçete yazar. İnsanlar da -Yüce yaratıcı karşısında-birer çocuk hükmündedir. Bundan da anlaşılıyor ki, zahirde kabul olmamış gibi görünen duaların da kabul olmadığını söyleyemeyiz. Çünkü onlara da bir şekilde icabet edilmiş, hikmetin gereği ne ise o yapılmıştır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun