Namazda farz olan kıraat (okuma) miktarı ve okuyuş şeklinin ölçüsü nedir?

Soru Detayı
Namazda zammı sure olarak sadece "elif lam mim" denilebilir mi? Namazda kıraat ederken insanın kendi sesini duyması gerekiyor. Bu duymadan kasıt, net bir duyma mıdır, yoksa fısıltı ile duyması kâfi midir?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hayır, bu kadarlık (elif, lam, mim) bir okuyuş farz olan okuyuş için yeterli değildir. En az altı harflik bir âyet olması gerekir, "elif lam mim" ise üç harften oluşmaktadır.

Farz olan kıraat miktarı Ebû Hanîfe`ye göre, en az altı harfli bir âyet kadar olmalıdır.  "Sümme nazara (sonra baktı)" (Müddessir, 74/21), "Lem yelid (O doğurmamıştır)" (İhlas, 112/3) âyetleri gibi. Bu ikinci âyetin aslı "lem Levlid" olduğu için aslî harfler altıya tamamlanır.

Ebû Yusuf`a, İmam Muhammed, eş-Şeybânî`ye ve Ebû Hanîfe`den başka bir rivâyete göre, namazda kıraat, farkı olan her rekâtte en az kısa üç âyet veya böyle üç âyet miktarı uzun bir âyettir. İhtiyata uygun olan da budur (el-Kâsânî, Bedâyîu`s-Sanâyi`, Beyrut 1328/1910, I/110; İbnü`l-Hümâm, Fethu`l-Kadîr, Kahire, t.y., II193, 205, 222, vd.; ez-Zeylaî, Tebyînü`l Hakâik, l/104, vd.; İbn Âbidîn, Reddü`l-Muhtar, Mısır, ty., I/415).

Mutlak olarak Kur’ân’dan bir âyet farz ise de, bu kıraatın Fâtiha’ya tahsis edilmesi ve peşinden başka bir âyet eklenmesi vaciptir. Yâni, esas itibariyle Fatiha’nın ilk âyetiyle farz olan okuma yerini bulmakta, devamı âyetleri ve eklenen sûreyi okumak da vacip olmaktadır.

Okuyuştaki sahihlik ölçüsü şudur:

Sağırlık ve gürültü gibi bir engel olmadıkça, kişinin okuduğunu kendi kulağıyla işitecek kadar telâffuz etmesidir. Buna göre, insanın kendisinin veya yakınında bulunan birisinin işitemeyeceği kadar bir okuma şekli sahih olmaz. Hanefî fâkihlerinin çoğunun ortak görüşü budur.1

Fakat Hanefî ulemâsından İmam Kerhî’nin bu meseledeki görüşü farklıdır. Ona göre, insan, harfleri mahreçlerinden (ağızdaki çıkış yerlerinden) çıkarsa, yâni harfleri belli etse de okuduğunu işitmese okuyuş, câiz olur. Çünkü, okumak dilin işidir; kulağın işi ise işitmektir. Dolayısıyla, harfleri dilin telâffuzu kâfi gelir. Bedâyiu’s-Sanâî’de Kerhî’nin bu görüşünün sahih ve kuvvetli olduğu, hattâ bazı âlimlerin bu görüşü İmam Ebû Yusuf’a nisbet ettikleri belirtilmektedir. Binâenaleyh, bazı harfleri insanın kendisinin dahi işitemeyecek derecede kısık sesle okuduğunda namaz bozulmaz. Bunda “umum belvâ” olduğundan namaz sahih olur. (Umum belva, insanların kaçınmasının mümkün olmayacağı şekilde bir “belânın”, bir meselenin yangınlık göstermesidir. Bu mesele İslâm hukukunda bir delil olarak da ele alınır.)2

Bununla beraber, ihtiyata en uygun olanı, insanın, kıraatı kendisinin işiteceği kadar bir seslilikle yapmasıdır.

İki rekatlı farz namazların her rekâtında, vitir namazının ve nâfile namazların bütün rekâtlarında, üç ve dört rekâtlı farz namazların tayin etmeden iki rekâtında kıraat farzdır. Yani, unutarak veya kasden ilk iki rekâtta farz olan kıraatı yapamayan kimse, bu kıraati üçüncü ve dördüncü rekâtlarda yapabilir. Ancak farz olan okumayı ilk iki rekâtta yerine getirmek vâciptir. Yanılarak veya unutarak terk edilmesi halinde ise sehiv secdesi gerekir.

Üç ve dört rekâtlı farz namazların üçüncü ve dördüncü rekâtlarında Fâtiha’yı okumak sünnettir. Hattâ bu rekâtlarda hiçbir âyet okumayıp tesbih okumak veya bir tesbih miktarı bir şey okumadan sükût etmek de caizdir. Bu rekâtlarda Fatiha okumanın vacip olduğu görüşüne göre ise, sehven Fâtiha’nın terki halinde seviv secdesi icap eder.

Üç ve dört rekâtlı farz namazların üçüncü ve dördüncü rekâtlarından birisinde Fâtiha’yı iki sefer okumak veya Fatiha’dan sonra bir âyet veya bir sûre okumak, yahut Fatiha okumadan sadece zamm-ı sûre okumak sehiv secdesini icap ettirmez.3 Çünkü bu rekâtlarda Fatiha veya bir âyet okumadan bir müddet bekledikten sonra rükûa varmak veya yalnız tesbih okumakla rükûa gitmek câizdir. Aynı şekilde Fatiha’dan sonra bir âyet veya sûre okumak da mekruh değildir.

Şâfiî mezhebine göre, farz ve sünnet namazların bütün rekâtlarında kıraat farzdır, okunması gerekir.

Her Müslümanın Kur’ân’dan namaz câiz olabilecek kadar ezberlemesi farz-ı ayndır. Fatiha’yı ve bunun yanıdda “İnnâ âteynâ” gibi bir sûre ezberlemesi ise vaciptir. Bununla beraber, meselâ sadece “İnnâ âteynâ” gibi bir sûre ezberleyebilmiş olan bir kimsenin de her rekâtta birer kere okuması kâfi gelir. “Âyetü'l-Kürsî” gibi uzunca bir âyetin, yarısını bir rekâtta, kalan yarısını da diğer rekâtta okumak câizdir.

Cemaatle namaz kılındığında imama uyan kimse sabah, akşam ve yatsı gibi Kur’ân’ın açıktan okunduğu namazlarda imamın okuyuşunu dinler, öğle ve ikindi gibi gizli okunan namazlarda hiçbir şey okumayarak susar. Çünkü, cemaat için kıraat farz değildir.

Dipnotlar: 

1. Ibni Âbidîn, I/359.
2. “Umum belva” meselesinin daha geniş izahı için, aynı serinin berinci kitabı olan Helâl Haram’ın 146. sayfasına bakabilirsiniz.
3. Halebî-i Sağir, s.270.

(bk. Mehmed PAKSU, İbadet Hayatımız)

İlave bilgi için tıklayınız:

KIRAAT

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR