Namazın kıraatinde bir ayet atlayıp devam etmek, bir harf yerine başka bir harf (peltek "se" yerine normal "se") okumak namazı bozar mı?

Tarih: 11.01.2007 - 16:00 | Güncelleme:

Soru Detayı
1. Sabah namazının farzında imam olarak Amme suresini okuyordum; surenin ortasında bir tane ayeti okumadan ondan sonraki ayete geçip devam ettim. Böyle sure içinde ayet pas geçilerek atlanılırsa namaz bozulur mu? Hem o ayet aklına gelmemiş ya da atladığını fark etmemiş isek nasıl davranmalıyız? 2. Kevser suresinde "inna eateyna kelkevser" derken "se" harfini peltek okumayan, normal "se" olarak okuyan kimsenin namazı bozulur mu?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bahsettiğiniz her iki durumda da namaz bozulmaz.

Farz namazlarda hangi tertip üzere kıraatte bulunmak gerekir, bu konudaki hüküm nedir?

Bir sûreyi ikiye ayırıp birinci ve ikinci rekatlarda okumanın mekruh olduğunu söyleyenler olmuşsa da, en sahih kavle göre mekruh değildir. Ama her rekâtta ayrı bir sûre okunması daha faziletlidir.

Bir rek'atte birkaç âyet okurken, sıra ve tertibi atlamak, yani bir âyet okuduktan sonra bir ya da birkaç âyet atlıyarak başka bir âyet okursa, bunda kerahet var diyenler olduğu gibi, bir beis yoktur, diyenler de var. Hüküm, tamamen sûreler hakkındaki gibidir. (El-Muhit / Serahsi - Fetâvâ-yi Hindiyye.)

Birinci rekâtta herhangi bir sûrenin orta ya da son kısmından; ikinci rekâtta da başka bir sûrenin orta ya da son kısmından okursa bu caizdir; ancak böyle yapılmaması daha uygundur.

Birinci rekâtta herhangi bir sûrenin son kısmını; ikinci rekatta bir sûrenin tamamını okursa, - meselâ: Birincide Amene'r-resûl, ikincide ihlâs sûresini okursa - mekruh sayılmaz. (Tatarhaniyye - Fetâvâ-yi Hindiyye.)

Sûrenin son kısmı, eğer kısa sûrelerden daha çok uzunsa, o takdirde her iki rekatta de onu okumak faziletlidir. Ama bildiği orta veya kısa sûreler, yine ezber bildiği sûrenin son kısmından daha uzunsa, o zaman sûreyi okuması daha iyidir. (Ez-Zahîre / Taceddin.)

Müdayene âyeti gibi uzun bir âyeti ezber bildiği gibi kısa veya orta uzunluktaki sûrelerden de ezber bildiği varsa, her iki rekatta da sûreleri okumasındansa üç âyet okuması daha faziletlidir. Ne var ki bunlardan hangisi okunursa okunsun, kıraatin vâcib olanı yerine gelmiş olur.

Bir rekâtta aralarında birkaç sûre, ya da bir sûre bulunan iki sûreyi üst üste okumak mekruh sayılmıştır. Tabii bu kerahet tenzihidir. Ama iki rekâtta aralarında birkaç sûre bulunmak şartıyla ayrı ayrı birer sûre okumak caizdir. Bazısına göre, aralarındaki sûre uzun olursa bunda bir sakınca yoktur. Fetva buna göredir. (El-Muhit / Serahsi.)

İki rekâtta okunacak sûrelerin arasında kısa iki sûre bulunursa hüküm yine böyledir. Yani kerahet olmadığını söyleyenler vardır. Bazısına göre takdim te'hîr yapılmadığı sürece, okunacak iki sûre arasında ister bir sûre ister birkaç sûre bulunsun fark etmez, her haliyle bu caizdir; kerahet yoktur. Sahih olan da budur. Çünkü namaz kılanlar için de bunda kolaylık vardır.

Sûre tertibine uyup kıraati öylece yerine getirmek:

Namazda, Kur'ân'da düzenlendiği gibi sûrelerin tertibine uymak sünnettir. Bunun müstehab olduğunu söyleyenler de var. O halde birincilere göre, birinci rekâtta okuduğu sûreden önce geleni ikinci rekatta okumak mekruhtur. Âyetler arasındaki tertibe böylece riâyet gerekir. Bir rekâtta birkaç âyet okurken, sıra ve tertibi atlamak, yani bir âyet okuduktan sonra bir ya da birkaç âyet atlayarak başka bir âyet okursa, bunda kerahet var diyenler olduğu gibi, bir sakınca yoktur, diyenler de var. Hüküm, tamamen sûreler hakkındaki gibidir. (El-Muhit / Serahsi - Fetâvâ-yi Hindiyye.)

Bütün bu söylenenler farz namazlarla ilgilidir. Sünnet ve nafile namazlarda ise belirtilen tertibe riâyete gerek yoktur. Nasıl kolayına gelirse öyle okur. Ancak farz namazdan belirtilen tertibe riâyet unutulur veya dil öylece kayıp takdim ve te'hir şeklinde kıraate başlarsa, bunu değiştirmesine gerek yoktur, başladığı gibi devam edip bitirir ve bundan dolayı yanılma secdesi de gerekmez. Çünkü böyle yapmakla sadece bir müstehab ya da sünnet terkedilmiş sayılır. (Ez-Zahîre / Taceddin.)

Al-i İmrân sûresini okumak isterken dili Bakara sûresine kayıp, bir ya da iki âyet okuduktan sonra bunu değiştirmek isterse kerahet işlemiş olur. Hatta bir iki kelime okuduktan sonra bile değiştirmenin mekruh olduğu görüşü ağırlık kazanmıştır. Fetva buna göredir. Kıraati bitirdikten sonra rükû'a gitmek isterken, henüz eğilmeden birkaç âyet daha okumak isterse, bunda bir sakınca yoktur. Ama eğildikten sonra dönüp ilave okuması mekruhtur. (Fetâvâ-yi Hindiyye - EI-Hulasa.)

Namazda bir rekâtta sadece Fâtiha'yı veya hem onu hem de bir ya da iki âyeti okumakla yetinirse, kerahet işlemiş olur. Ne var ki zamm-ı sûrenin kasten terk edilmesi, vacibi terk olduğundan tahrîmen mekruh işlenmiş olur. Bir vâcibin kasden terkedilmesi sebebiyle tahrîmen mekruh olan bu namaz esas itibariyle sahih yani geçerli olup kişiden namaz borcunu düşürür ise de, iade edilmesi yani yeniden kılınması vâciptir. Unutularak terk edilirse, yanılma secdesi yapılır. (El-Muhit / Radıyüddin Serahsî.)

Nitekim bu konuda yapılan sahih rivayette, Ebû Katade diyor ki: "Resûlullah (asm) Efendimiz öğle ikindi ve sabah namazlarında ilk iki rekâtta hem Fâtiha'yı, hem birer sûre okurdu. Öğle, ikindi ve yatsıda son iki rekâtta sadece Fâtiha'yı okumakla yetinirdi. Çoğu kez okuduğu sûreleri işitebiliyorduk. Birinci rekâtta kıraati ikinciye nispeti uzun tutardı." (Buharı - Müslim - Ebû Dâvud - Fıkhü's-Sünne; bk. Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/270-273.)

Namazın kıraatinde bir harfi başka bir harf yerine okumak namazı bozar mı?

Bir harfi başka bir harf yerine okumak mânayı değiştiriyorsa ve iki harf arasında mahreç yönünden bir yakınlık da mevcut değilse, namazı bozar. Ama iki harf arasında mahreç yakınlığı bulunduğundan onları birbirinden ayırt etmek ve telaffuzda bu yüzden sıkıntısız okumakta meşakkat varsa, namazı bozmaz.

Şimdi bu iki hususa birkaç örnek verelim:

Mahreçleri birbirine çok yakın olup ayırt edilmeleri meşakkatli olanlar: (za) ile (dad), (sad) ile (sin), (ta) ile (te) gibi. Her misaldeki iki harften birini diğeri yerine okumak, fukahanın ileri gelenlerinin çoğuna göre namazı bozmaz. (Fetâvâ-yi Kaadıhan) Fetva buna göredir.

Ne var ki Kadi Ebû Hasen ile Kadi Ebû Asım'a göre, bu kasten yapılırsa namazı bozar. Ama dil kayması sonucu olursa, bozmaz. Muhtar olan da budur.

Ama birincilerin görüşünde kolaylık bulunduğundan fetvaya daha uygun görülmüştür. O halde bazı harfleri rahat teleffuz edemeyen kimse, mazur sayılmayacağından gayret göstermesi gerekir. Ama bazı harflere dili bir türlü yatışmıyor ve bu aksaklığı gidermesi de mümkün olmuyorsa, beceremediği harflerin bulunmadığı âyetler varsa onları okur. Yoksa, teleffuz edebildiği şekliyle okuyarak namazını kılar, ancak imamlık yapması doğru olmaz. (Fetâvâ-yi Kaadıhan - Fetâvâ-yi Hindiyye.) Sahih olan görüş de budur. (bk. Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/276)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun