Mişkatü’l-mesabih isimli kitabı tanıtır mısınız?

Soru Detayı

- Okuyabileceğimiz bir tercümesi ve şerhi var mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Mişkatü’l-mesabih, Beğavi’nin Mesabih isimli eserine toplam 1511 hadis daha ilave edilen hadis kitabının adıdır.

Mesabihu’s-sünne

Mesabihu’s-sünne, Ferrâ el-Begavî’nin (ö. 516/1122) güvenilir hadis kaynaklarından derlediği hadisleri ihtiva eden eseridir. Rivayetlerin önce konularına ve bablara göre sıralandığı kitapta, her babdaki hadisler kendi içinde sahih ve hasen olmak üzere ikiye ayrılmış, az sayıdaki zayıf rivayetin durumu belirtilmiş, münker ve mevzû / uydurma rivayetlere yer verilmediği ifade edilmiştir.

Brockelmann’ın Begavî’nin eserine aldığı hadisleri sahih, hasen, zayıf ve garîb diye üçe ayırdığını söylemesi (İA, II, 449) doğru değildir.

Begavî başka kaynaklarda görülmemekle birlikte Sahihayn’dan (Buhari ve Müslim) seçtiği hadisler için “sahih” (2434 hadis), diğer hadis kitaplarından seçtiği hadisler için de “hasen” (2050 hadis) terimini kullanmıştır.

Bu kitaplar Kütüb-i Sitte ile Dârimî’nin es-Sünen, Mâlik’in el-Muvatta, Şâfiî’nin el-Müsned, Dârekutnî’nin es-Sünen, Beyhakī’nin Şuabü’l-îmân ve Endülüslü muhaddis Rezîn b. Muâviye es-Sarakustî’nin et-Tecrîd li’s-sıhah ve’s-sünen adlı eserleridir.

İslâm âleminde büyük şöhret kazanan ve üzerine kırktan fazla şerh yazılan Mesâbîhu’s-sünne’de 4931 hadis vardır. (Yûsuf Abdurrahman el-Mar‘aşlî neşri) Mesâbîhu’s-sünne’deki hadislerin sahâbî veya nâdiren tâbiî râvisi dışında senedleri hadis ilminde ilk defa olmak üzere bu eserde terk edilmiştir.

Sahihayn hadisleri dışındaki bütün rivayetleri hasen olarak nitelemesi yüzünden Begavî’ye ciddi itirazlar yöneltilmiştir. Ancak Muhyiddin el-Kâfiyeci gibi bazı Hanefî âlimleri bu kullanımın bir terim olması dolayısıyla eleştiriyi hak etmediğini söylemiştir. (el-Muhtasar, s. 114)

Ayrıca Beğavi’ye yapılan bazı eleştirilere, Alâî ve İbn Hacer el-Askalânî cevap vermiştir. Her iki çalışma, İbn Hacer’in Hidâyetü’r-ruvât adlı eseriyle birlikte yayımlanmıştır. (nşr. M. Nâsırüddin el-Elbânî - Ali b. Abdülhamîd el-Halebî, I-VI, Kahire 1422/2001)

Mesâbîhu’s-sünne Bulak’ta (1294) ve Kahire’de (1318) Mişkât ile birlikte, ayrıca Yûsuf Abdurrahman el-Mar‘aşlî, Muhammed Selîm İbrâhim ve Cemâl Hamdî ez-Zehebî tarafından hadislerinin tahrîci ve fihristi yapılmak suretiyle dört cilt halinde (Beyrut 1407/1987) yayımlanmıştır.

Mişkatül Mesabih

Mesâbîhu’s-sünne üzerine yapılan en meşhur çalışma Hatîb et-Tebrîzî’nin Mişkâtü’l-Mesâbîh’idir.

Hatîb et-Tebrîzî bu eserinde Begavî’nin sahih ve hasen diye ikiye ayırdığı hadisleri yeniden düzenleyip ilâvelerde bulunmuş, onun hadisleri seçme şartlarını dikkate alarak esere üçüncü bir bölüm eklemiş, müellifin kapalı bıraktığı yerleri açıklamış ve hadislerin râvilerini zikretmiştir.

Tebrîzî’nin eserin her üç bölümüne ilâve ettiği hadislerin sayısı 1511’dir. (Ali el-Kārî, neşredenin girişi, I, 56)

Mişkâtü’l-Mesâbîh Hindistan’da (1257, 1319), Delhi’de (1300, 1890), Bombay’da (1271), mukaddimesinde Abdülhak b. Seyfeddin ed-Dihlevî’nin Beyânü bazı mustalahati’l-hadîs, sonunda Hatîb et-Tebrîzî’nin el-İkmâl fî esmâi’r-ricâl (Kitâbü Esmâi ricâli’l-Mişkât) adlı eseriyle birlikte (nşr. Seyyid Muhammed Abdülmetîn, Delhi 1345) yayımlanmıştır.

Mişkâtü’l-Mesâbîh çeşitli dillere çevrilmiştir.

Mustafa Uysal’ın Türkçe çevirisi (İzahlı Mişkatü’l-Mesâbih Tercümesi, Konya, ts.) zikredilebilir.

Eser üzerine ilk şerh, Tîbî tarafından el-Kâşif an hakaiki’s-sünen (Şerhu’t-Tîbî alâ Mişkâti’l-Mesâbîh) adıyla yazılmıştır. (nşr. Abdülgaffâr Muhibbullah v.dğr., I-XII, Karaçi 1413 /1992)

Muhammed Rif‘at Zencîr, Tîbî’nin şerhine dair müstakil bir çalışma yapmıştır. (Kuala Lumpur 1998)

Mişkâtü’l-Mesâbîh hakkındaki en önemli çalışma ise Ali el-Kārî’nin Mirkātü’l-mefâtîh adlı eseridir. Ali el-Kārî mükerrer rivayetleri çıkararak hadisleri senedleriyle birlikte kaydetmiş, merfû veya mevkuf olduklarını belirtmiş, muhtasar rivayetlerin tamamını zikretmiş ve Tebrîzî’nin garîb yahut zayıf olarak nitelediği rivayetleri yeniden değerlendirmiştir. (Ali el-Kārî, I, 79-90)

Eser Kahire’de (I-V, 1309/1892), tashih, tahkik ve fihristlerle birlikte Beyrut’ta (nşr. Sıdkī Muhammed Cemîl el-Attâr, I-XI, Beyrut 1414/1994) neşredilmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun