Melekler yüksek makamlara mı çıkıyor?

Soru Detayı

Mearic (3-4) ile ilgili sorularım:
​1. Melekler yüksek makamlara mı çıkıyor? Yoksa Allah’ın yanına mı?
2. Yüksek makamlara çıkıyorlarsa bu, insanın yüksek makamlara 50.000 senede ulaşacağını mı gösteriyor? İnsan meleklerden daha üstün olabilecek bir yapıdaysa bu bir çelişki değil midir?
3. Göklerin yüceliği temsil ettiği eski Arap inanışlarında var mıydı? Allah bu sebepten mi göklerin yüce olduğunu belirtti?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

İlgili ayetlerde 1 günü 1.000 sene 50.000 sene olan zaman boyutlarından bahsediliyor. Kainatın muhtelif bölümlerinde zamanın izafiliğine işaret ediliyor.

Bu ayetlerde şüphesiz meleklerin yüksek makamlara yükseldiğinden bahsedildiği gibi, Yüce Allah’ın katına ulaşmalarından da bahsediliyor. Ama bu durum, Bediüzzaman’ın Miraç Risalesinde bahsettiği ve aşağıda kısmen alıntı yaptığımız bölümde görüleceği üzere, Allah için bir mekan tahayyülüne sevk etmemelidir.

Cevap 2:

Ayette 1 günü 50.000 seneye denk olan bir günde yükseldiklerinden bahsediliyor. Daha büyük veya kısa günler de olabilir. Yükseldikleri makamlardan daha ötesi de olabilir. Bu durumun meleğin insana veya insanın meleğe üstünlüğüyle bir alakası yoktur.

Bir hayvanın insandan hızlı olması insandan üstün olmasını göstermediği gibi, bir meleğin uzak mesafeler katetmesi de üstünlüğünün delili değildir. Meleği üstün kılan nuraniyeti, günahsızlığı, insanı üstün kılan ise imtihanı başarabilmesi, imanıdır. Aksi halde insan aşağıların en aşağısına da yuvarlanabilmektedir.

Cevap 3:

Göklerin yüceliği bir hakikat olup bütün inanç ve kültürlerde vardır. Zaten sema, yukarda olan, üstün olan manasına gelmektedir.

Bu açıklamalardan sonra yukarda işaret ettiğimiz alıntıyı zikredelim:

“Yine hatıra geliyor ki: Ey müstemi’! Sen kalbinden diyorsun ki, “Nasıl inanayım? Her şeyden daha yakın bir Rabbe, binler sene mesafeyi kat’ edip yetmiş bin perdeyi geçtikten sonra Onunla görüşmek ne demektir?”

Biz de deriz ki: Cenâb-ı Hak her şeye her şeyden daha yakındır. Fakat her şey Ondan nihayetsiz uzaktır.

Nasıl ki, güneşin şuuru ve konuşması olsa, senin elindeki ayine vasıtasıyla seninle konuşabilir, istediği gibi sende tasarruf eder. Belki, ayine-misal senin gözbebeğinden sana daha yakın olduğu halde, sen dört bin sene kadar ondan uzaksın; hiçbir cihette ona yanaşamazsın. Eğer terakki etsen, kamer makamına gelip doğrudan doğruya bir mukabele noktasına çıksan, ona yalnız bir nevi ayinedarlık edebilirsin.

Öyle de, Şems-i Ezel ve Ebed olan Zât-ı Zülcelâl her şeye her şeyden daha yakın olduğu halde, her şey Ondan nihayetsiz uzaktır. Yalnız, bütün mevcudatı kat’ edip, cüz’iyetten çıkıp, külliyetin merâtibinde git gide binler hicaplardan geçip, tâ bütün mevcudata muhit bir ismine yanaşır, ondan daha ileride çok merâtibi kat’ eder, sonra bir nevi kurbiyete müşerref olur.

Hem meselâ, bir nefer, kumandan-ı âzamın şahs-ı mânevîsinden çok uzaktır. O nefer, kumandanını, onbaşılıkta gördüğü küçük bir nümune ile, gayet uzak bir mesafede, mânevî çok perdeler arkasında ona bakar. Hakikî onun şahs-ı mânevîsiyle kurbiyet ise, mülâzımlık, yüzbaşılık, binbaşılık gibi çok merâtib-i külliyeden geçmek lâzım geliyor.

Halbuki, kumandan-ı âzam, emriyle, kanunuyla, nazarıyla, hükmüyle, ilmiyle sureten olduğu gibi mânen de kumandan ise bizzat zâtıyla o neferin yanında bulunur, görür…” (31. Söz, İkinci Esas)

İlave bilgi için tıklayınız:

Bir ayette "Bizim bir günümüz sizin bin yılınıza" (Hac, 22/47 ve ...

Vahy meleği Cebrail bir anda nasıl geliyor? Allah'a yükseliş uzun ...

Meleğin hızının ışık hızından az olması nasıl açıklanabilir ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
93 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR