Mağara balıklardaki göz körelmesi planlı bir yaratılışın delili midir?

Tarih: 01.05.2026 - 15:24 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

BALIKLARDA GÖZ KÖRELMESİ PLANLI YARATILIŞIN DELİLİDİR

Mağaralarda yaşayan hayvanlar mağara şartlarına uygun özellikte yaratılır. Bu özelliklerin başında; gözlerin yaratılmaması veya sonradan kapatılarak köreltilmesi, renk pigmentlerinin eksiltilmesi veya yok edilmesi, farklı his organlarının yaratılması gibi gelişen veya gerileyen özellikler sayılabilir.

Mağara hayvanlarında-ki göz kayıpları da, sadece kullanmamaya bağlı tesadüfî mutasyonlarla değil, genlerin kontrolünde meydana getirilmektedir.

Charles Darwin TheOrigin of Species adlı eserinde, mağara hayvanlarındaki değişimleri açıklamak için doğal seleksiyon hipotezini ortaya atmış, ancak tatmin edici bir açıklama getirememiştir. Darwin’in kendisi de doğal seleksiyon hipotezinin göz kayıplarını açıklamada geçersiz kaldığını ifade etmiştir.65,66

Hâlbuki sürekli mağaralarda yaşayan hayvanların gözsüz olması, Darwin’in iddia ettiği gibi zararlı değil, faydalıdır. Mağara hayvanlarındaki göz kayıpları da,sadece kullanmamaya bağlı tesadüfî mutasyonlarla değil, genlerin kontrolünde meydana getirilmektedir. Dolayısı ile günümüzde Darwin’in mağara hayvanlarında meydana gelen göz kayıpları ile ilgili görüşleri geçerliliğini yitirmiştir.

Astyanaxmexicanu s(Meksika tetrası) türünün mağara popülasyonlarında gözlerin nasıl ve neden köreldiği ile ilgili birçok hipotez ortaya atılmıştır. Nötral Mutasyon ve Doğal Seleksiyon hipotezleri en fazla kabul gören hipotezlerdir.67,68

Ancak konu ile ilgili bu teorileri reddetmek veya kabul etmek için tatmin edici bilimsel bir açıklama da getirilememiştir. Bu çalışmada A. mexicanus türünde meydana gelen göz kayıpları hakkında yapılan çalışmalar gözden geçirilmiş, bu olayın tesadüflere dayalı evrim mekanizmaları ile değil, Kudreti ve İlmi sonsuz bir Yaratıcı’nın kasıtlı ve planlı yaratması ile meydana geldiği anlatılmıştır.

65 Darwin C., On theorigin of speciesbased on naturalselection, orthepreservation of favouredraces in thestrugglefor life, 6th ed. London, 1859

66 Jeffery W.R.,Journal of Heredity, 2005, 96 (3), 185–196.

67 Jefery ve ark., Integr. Comp. Bıol., 2003, 43, 531–541.

68 Jeffery W.R.,Journal of Heredity, 2005, 96 (3), 185–196.

Meksika tetrası (Astyanaxmexicanus) balık türü, Kuzeydoğu Meksika ve Güney Teksas’taki tatlı sularda yaşayan bir türdür. Yüzeyde ışıklı bölgede yaşayan formları gözlü ve pigmentli, ışıksız ortamlar olan mağaralarda yaşayan formları ise gözsüz ve pigmentsizdirler (Şekil 1).

Şekil 1. A.mexicanus türünün yüzey ve mağara formları69,70

A.mexicanus balık türünün bilimdeki sınıflandırılması aşağıda verilmiştir:

Kingdom (Alem): Animalia (Hayvanlar alemi)

Phylum (Şube): Chordata (Kordalılar) Subphylum (Alt Şube): Vertebrata (Omurgalılar)

Superclass (Üst Sınıf): Osteichthyes (Kemikli balıklar) Class (Sınıf): Actinopıteygii (Işınlı yüzgeçliler) Infraclass (İnfra sınıf): Teleostei (Kemikli balıklar)

Order (Takım): Characiformes Familia (Aile): Characidae (Tetragiller) Genus (Cins): Astyanax

Species (Tür): Astyanaxmexicanus (Meksika tetrası)

TÜRÜN MAĞARA POPÜLASYONLARI

A.mexicanus türü balıkların bilinen 30 civarında mağara popülasyonu vardır. Bu mağaralar birbirlerinden farklı bölgelerde ve şartlardadır. Mağara popülasyonlarının yüzey popülasyonlarından ayrılmasının Sierra de El Abra Bölgesi’nde yaklaşık, 10.000 ila 100.000 yıl önce, bazı bölgelerde ise birkaç milyon yıl önce olduğu tahmin edilmektedir.71,72

69 Krishnan J ve Rohner N., 2017, Cavefishandthebasisforeyeloss, Phil. Trans. R. Soc. B 372: 20150487 (http://dx.doi.org/10.1098/rstb.2015.0487).

70 Jefery ve ark., Integr. Comp. Bıol., 2003, 43, 531–541.

A. mexicanus türü balıkların mağara ve yüzey formları morfolojik olarak birbirlerinden oldukça farklıdır. Birbirlerinden morfolojik olarak çok farklı yüzey ve mağara popülasyonlarının interfertil (Kendi aralarında çiftleşebilir ve verimli döller meydana getirebilir) oldukları tespit edilmiştir. Üstelik yüzey balıkları ve mağara balıkları birbirlerinden milyonlarca yıldır tamamen izoledir.73

Burada şu önemli sorular akla gelmektedir:

-Tüm mağara popülasyonları ortak bir atadan mı türedi ve gözlerini sadece bir kez mi kaybetti?

-Yoksa tüm mağara popülasyonları ayrı ayrı mı gözlerini gözlerini kaybetti?

Eğer tüm mağara popülasyonları aynı mekanizma ile gözlerini kaybediyorsa, bu materyalist evrimcilerin felsefelerine zıttır. Çünkü farklı yerlerde tesadüfen meydana gelen olaylardan her zaman aynı sonuç alınmamalıdır. Bu, şuna benzer. 30 ayrı yerde (30 mağara), birçok okuma yazma bilmeyen çocuk (Sebepler) bilgisayar başında rastgele tuşlara basacaklar. Bazen harfler yazıp, bazen de sil (delete) tuşu ile silecekler. Yazmaları da, silmeleri de manalı olacak. Neticede 30 ayrı bilgisayarlardan aynı kitap yazılmış olacak.

Bu ihtimalin hiçbir zaman gerçekleşmeyeceği açıktır. İşte materyalist evrimciler tam da buna benzer bir ihtimali kabul ederler. Birbirlerinden farklı 30 ayrı mağarada, tesadüfî mutasyonlar neticesinde aynı değişimler meydana gelecek. Yani tüm mağaralardaki balıkların gözleri körelecek, renkleri kaybolacak ve faydalı his organları yapılacak. Bu durumun tesadüflere dayalı evrimsel mekanizmalarla meydana gelmesi imkânsızdır. Bu ancak tüm şartlara ve canlılara İlmi ve Kudreti ile tasarruf eden bir Yaratıcı’nın işi olabilir.

Farklı Mağaralarda Aynı Mekanizma İle Gözler Kapanır ve Körleşir

Bazı biyologlar mağara hayvanlarında göz kaybından sorumlu evrimsel mekanizmaların hala çözülemediğini kabul ederler. A. mexicanus türünün mağara popülasyonları farklı zamanlarda ortaya çıkmışlardır ve birbirlerinden bağımsız olarak gözlerini kaybetmişlerdir.74,75

71 Wilkens, H.,Evol. Biol., 1988, 23, 271–367.

72 Jeffery W R.,Curr Top Dev Biol., 2009, 86, 191–221.

73 Avise J.C., ve Selander R.K. Evolution, 1972, 26, 1–19.

74 Dowling ve ark.,Mol. Biol. Evol., 2002, 19, 446–455.

75 Strecker ve ark.,Mol. Ecol., 2003, 12, 699–710.

Materyalist evrimciler türün farklı mağara popülasyonlarının birbirlerinden bağımsız evrimleştiğini söylerler. Genetik, biyocoğrafik ve filogenetik deliller de farklı mağara balığı populasyonşlarındaki göz kayıplarının birbirlerinden bağımsız olarak meydana geldiğini doğrulamıştır.76

Ancak evrim genetik düzeyde nasıl tekrarlanabilir? Nasıl oluyor da farklı mağaralarda birbirlerinden bağımsız evrimleşen(!) canlıların genetik yapısında aynı yazılımlar olabiliyor? Bu durumun anlatılan kitap misalinden farkı yoktur.

Mağara balıklarında göz kaybı rastgele mutasyonlar-la olmuş olsaydı, otuzdan fazla mağara popülasyonunda meydana gelen göz kayıplarının aynı mekanizma ile olmaması gerekirdi. Çünkü hem her mağaradaki şartlar, hem de canlıların maruz kaldıkları mutasyon-lar farklı olmalıdır.

Mağara balıklarında göz kaybı rastgele mutasyonlarla olmuş olsaydı, otuzdan fazla mağara popülasyonunda meydana gelen göz kayıplarının aynı mekanizma ile olmaması gerekirdi. Çünkü hem her mağaradaki şartlar, hem de canlıların maruz kaldıkları mutasyonlar farklı olmalıdır. O halde tüm mağara popülasyonlarında neden aynı mekanizma ile göz körelmesi oluyor? Üstelik sadece A. mexicanus türünün otuza yakın farklı mağara populasyonları değil, bilinen ondan fazla aileye (Familyaya) ait yüze yakın mağara balığı türünde aynı mekanizma ile gözler körelmektedir. Bu durum elbette tesadüflere dayalı rastgele meydana gelen mutasyonlarla izah edilemez.

Bu konunun mantıklı açıklaması, ancak Yaratıcı’nın varlığını ve her şeyde tasarrufu bulunduğunu kabul etmekle mümkündür. Işıksız ortamda gözlerin işe yaramayacağını bilen Yaratıcı, mağaralarda yaşayacak canlıların genetik yazılımına aynı programı yerleştirmekte ve böylece birbirlerinden bağımsız tüm mağaralarda yaşayan balıklarda aynı mekanizmalarla gözler kapanmakta ve görme özelliği kaybolmaktadır.

Mağara Balıklarında Gözlerin Körelmesinin Bazı Faydaları:

Birincisi, ışıksız ortamda göz gereksiz bir organdır

İkincisi, gözlerin kapanması ile canlı önemli bir stres faktöründen kurtulur. Gözü olan ve görebilen bir canlı için ışıksız karanlık ortamlar önemli bir stres faktörüdür.

76 Wilkens, H.,Evolution, 1971, 25, 530–544.

Üçüncü olarak da, gözün ve görme fonksiyonlarının kaybedilmesi ile canlı önemli derecede enerji tasarrufu sağlar.

Çünkü görme fonksiyonları beyne çok fazla enerji harcatır. İşte faydasız iş yapmayan Yaratıcı, mağaralarda yaşayan balıkların gözlerini balığın lehine olacak şekilde körleştirmekte ve ne kadar hikmetli iş yaptığını göstermektedir. Çünkü faydalar gözetilerek yapılan işler, şuursuz sebeplere verilemez. Hâlbuki Darwin konu ile ilgili ‘Gözlerin, işe yaramaz olsa da, karanlıkta yaşayan hayvanlara herhangi bir şekilde zarar verebileceğini düşünmek zor olduğundan, kayıplarını yalnızca kullanmamaya bağlıyorum’ ifadesini kullanmıştır77.

Bazen insanlar Yaratıcı’nın hikmetli işlerine akıl erdiremezler. Ancak ilmin ilerlemesi ve insanoğlunun bilgi seviyesinin artması ile Yaratıcı’nın hikmetli işleri daha iyi anlaşılmaktadır.

MAĞARA BALIKLARINDAKİ GÖZ KAYIPLARI İLE İLGİLİ HİPOTEZLER

Nötr Mutasyon Hipotezi

Sinekler, böcekler, sıçanlar, balıklar, maymunlar vb. hayvanlar üzerine yapılan çalışmalardan ani etkili mutasyonlarla yeni bir türün geliştiği görülmemiştir.

Mutasyonların (Canlının genetik yapısında meydana getirilen değişimler) canlıda hangi sıklıkla meydana geldiği ve canlının değişimine ne oranda etki ettiği oldukça tartışılan bir konudur. Biyolojide mutasyonlar ikiye ayrılarak incelenebilir. Bunlardan birincisi ani etkili mutasyonlar, ikincisi ise nötr mutasyonlardır. Ani etkili mutasyonlar canlıdaki etkisini kısa zamanda gösteren mutasyonlardır. Hâlbuki yıllarca laboratuvar çalışmaları ve tabiat gözlemlerine rağmen ani etkili mutasyonların canlıda fayda sağladığı, gelişime yardımcı olduğu ile ilgili bir veriye rastlanmamıştır.78

Sinekler, böcekler, sıçanlar, balıklar, maymunlar vb. hayvanlar üzerine yapılan çalışmalardan ani etkili mutasyonlarla yeni bir türün geliştiği görülmemiştir. Ani et-kili mutasyonlar canlıya zararlıdır ve genelde öldürücüdür. Bundan dolayı ani etkili mutasyonlar yeni türlerin yaratılmasında etkili değildir ve tabiattaki bu kadar tür çeşitliliğinin ani etkili mutasyonla oluşması ihtimal dışıdır.

77 Darwin C. On theorigin of speciesbased on naturalselection, orthepreservation of favouredraces in thestrugglefor life, 6th ed. London, 1859.

78 Tatlı A., Evrim ve yaratılış, Genişletilmiş 4. Baskı, Hilal Ofset, Isparta, 2014.

Tabiattaki biyoçeşitliliği tesadüfî mutasyonlarla izah etmeye çalışan materyalist evrimciler ani etkili mutasyonlardan fayda göremeyince, nötr mutasyon hipotezini ortaya atmışlardır. Nötr mutasyon, isminden de anlaşılacağı gibi, meydana geldiği canlıda faydalı veya zararlı etkisi olmayan mutasyonlardır. Canlılarda meydana gelen mutasyonların neredeyse tamamı nötr mutasyondur. Materyalist evrimciler tesadüfen meydana gelen nötr mutasyonların adaptasyon baskısı ile birikerek yeni türlerin meydana geldiğini iddia ederler.

Tesadüfen yapılan küçük küçük değişimlerle nasıl bir canlı meydana gelebilir? Gelişigüzel kullanılan bir fırça ile hiçbir zaman sanat harikası bir resim yapılamaz. Tuğlaları rastgele atmakla mükemmel bir saray inşa edilebilir mi? Tuşlara tesadüfen basarak hiçbir zaman manalı metinler yazılamaz

Tesadüfen yapılan küçük değişimlerle bir canlı nasılmeydana gelebilir? Tuğlaları rastgele atmakla bir saray inşa edilebilir mi?

Etkisi yok denecek kadar az olan tesadüfî nötr mutasyonlar da canlılarda şuurlu ve bilinçli değişimler yapamazlar, faydalı doku ve organlar meydana getiremezler. Hele hele faydalı bir organ (Mesela göz) rastgele olan nötr mutasyonlarla canlı ihtiyacına uygun olarak kapatılamaz ve köreltilemez.

Nötr mutasyon hipotezi, A. mexicanus türünün mağara populasyonlarında meydana gelen göz körelmesinin genlerdeki rastgele mutasyonlardan kaynaklandığını ileri sürer. Şu çok açıktır ki; canlının genetik yazılımında rastgele meydana gelen mutasyonlarla anlamlı ve faydalı programlar yapılamaz. Harf ve rakamların rastgele kullanılması ile değil çok karmaşık, basit bir program bile yazılamaz. Hâlbuki

A. mexicanus türünün genetik yapısındaki program işletilerek, mağara balıklarının gözleri kapatılıp görme özelliği iptal ediliyor. Sadece gözü kapatıp kör edecek hücreler ölüyor, komşu dokulardaki diğer hücreler ölmüyor. Belli ki işler şuurlu yapılıyor. Çünkü gözlerin kapatılarak görmenin iptal edilmesi mağaralarda hayat süren balıklar için önemli faydalar sağlıyor.

Tesadüfî nötr mutasyon hipotezine göre, farklı mağara balık popülasyonlarında aynı mekanizmalarla göz kaybının olması beklenemez. Hâlbuki tüm mağara popülasyonlarında yaklaşık aynı mekanizmalar kullanılarak körleşme meydana geliyor. Nötr mutasyon hipotezine göre, göz fonksiyonlarını yerine getiren ve lens proteinlerini kodlayan genlerde zaman içerisinde fonksiyon kayıplarına sebep olan mutasyonların olması beklenir. Materyalist evrimcilerin iddiaları gibi göz oluşumu rastgele meydana gelen nötr mutasyonlarla olsaydı, bu gün hiçbir canlının gözü mükemmel olmazdı, zamanla nasıl gelişeceği belli olmayan fonksiyon kayıpları olurdu. O halde gözün mükemmel şekilde inşası da, zaman içerisinde meydana gelen sayısız mutasyonlara rağmen mükemmelliğinin korunması da, şartlara göre canlının lehine olarak köreltilmesi de programlıdır, Yaratıcı’nın kontrolünde ve iradesindedir.

Nötr mutasyon hipotezine göre, canlının yapısını etkilemeyen mutasyonlar sü-rekli meydana gelir, mutasyonlar zaman içerisinde birikerek genleri değiştirir. Ancak canlıda genlerin öyle çabuk değişmediği, değişse bile belli gayeye göre değiştiği bilinmektedir. Mesela yapılan bir çalışmada mağara balıklarındaki alfaAkristalin geninin yapısal olarak hiç bozulmadığını tespit etmişlerdir.79

Yaratıcı yüzeyde hayat süren A. mexicanustürü balıkların sonra mağaralara gireceğini ve ışıksız ortamda göze ihtiyaçları olmayacağını bildiği için, genetik yazılımını da buna uygun yapmıştır.

Nötr mutasyon hipotezine göre farklı mağaralardaki balıkların gen ifadeleri aynı olmamalıdır. Oysa farklı mağara balık popülasyonlarında ilgili genlerin ekspreyonu (İfadesi) genelde aynıdır. Materyalist evrimciler bu durumu, mağara balıkları fenotipinde eş zamanlı olarak bazı özellikleri baskılayan, bazı özellikleri ise ortaya çıkaran pleiotropicgenelere (Birden çok karakterin kodlandığı ve bir karakterin meydana gelmesinin şartlara bağlı olduğu gen) vermişlerdir.

Buradan aslında canlının genetik yazılımının ne kadar harika olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü canlının genetik programı ileride canlının başına gelebilecek ihtimallere göre yapılmıştır. Böylesine harika bir yazılımı canlıya yerleştirmek ancak mevcut ve istikbaldeki şartları bilmekle mümkündür.

İşte Yaratıcı yüzeyde hayat süren A. mexicanus türü balıkların sonra mağaralara gireceğini ve ışıksız ortamda göze ihtiyaçları olmayacağını bildiği için, genetik yazılımını da buna uygun yapmıştır. A. mexicanus türündeki pleiotropic genler balık yüzeyde yaşayacak ise gözleri geliştirecek, mağaralarda yaşayacak ise köreltecek özellikte görev yapmaktadır. Böylesine mükemmel bir yazılım hem Yaratıcı’nın varlığını, hem de ilminin tüm sebeplere ve geleceğe nüfuz ettiğini göstermektedir. Çünkü balığın ileride başına gelecek şartları bilmeyen, gelecekle ilgili böylesine harika bir programı yapamaz. Materyalist evrimcilerin İlah tanımaz felsefeleri burada tamamen iflas etmektedir. Onlara şu basit soruları sormak isteriz.

-Evrim mevcut şartlara gör emi,yoksa gelecekteki şartlarıda hesaba katarak mı meydana gelir?

79 Behrens ve ark., Gene, 1998, 216,319–326.

-Tesadüfî mutasyonlar geleceği hesaba katarak mı olur?

-Rastgele mutasyonlar gelecekle ilgili böylesine mükemmel bir program yapabilir mi?

Adaptasyon Hipotezi

Nötr mutasyon hipotezinin tam tersine adaptasyon hipotezi, görme kaybının avantajlarından dolayı doğal seleksiyonun göz kaybına neden olduğunu ileri sürer. Bu hipotez Darwin’in görüşüne zıttır. Çünkü Darwin körlüğün faydasının söz konusu olmadığını iddia eder. Adaptasyon hipotezine göre ışıksız ortamlar olan mağaralarda yaşayan balıklarda gözlerin ve görmenin kaybolması enerji maliyetini düşürür. Mağaralarda besin az olduğundan canlı az besinle yetinmeli ve az enerji harcamalıdır. Oysa görme ve gözler canlıda çok enerji harcatır. Adaptasyon hipotezine göre ışıksız ortamlar olan mağaralarda yaşayan balıklarda gözlerin ve görmenin yerine daha faydalı ve enerji maliyeti daha az olan farklı his organları yaratılmıştır. Böyle olması mağarada yaşayan balıklar için daha avantajlıdır. Bununla birlikte bu iki hipotez de yüzyıllar boyunca bilimsel verilerle tam doğrulanamamış ve bu hipotezleri destekleyen yeterli bilimsel veri elde edilememiştir. Mağara balıklarındaki göz körelmesini anlamak için, dejeneratif sürecin moleküler ve hücresel mekanizmalarını genlerin görme kaybındaki rolünü belirlemek gereklidir. Adaptasyon hipotezinde de Yaratıcı’nın varlığından ve müdahalesinden bahsedilmez. Yapılan faydalı işler sebeplere ve tesadüflere verilir. Hâlbuki sebeplerin aklı ve şuuru yoktur ki, olayları yönlendirsin ve şuurlu işler yaptırsın. Şuursuz sebeplerin şuurlu işler yapamayacağı açıktır.

Göz Tesadüfî Evrim Mekanizmaları İle Oluşamaz

Materyalist evrimciler cansız, akılsız ve şuursuz atom ve elementlerin organize olarak ilk hücreyi meydana getirdiğini iddia ederler. Organize olma işini bizzat atom ve elementlere verirler. Cansız maddelerin organize edilmesi ile yapılmış hücre gibi bir mucize yapının ustasını inkâr ederler. Sadece sebepleri görebilen (Kalemin yazdığını gören, ancak yazan kişiyi göremeyen birisi gibi) böylesine vicdan ve akıl terazisinden yoksun bir felsefe, elbette göz gibi planlı ve gayeli yapılan bir organı da tesadüfi mutasyonlara verecekler ve materyalist evrim mekanizmaları ile izah edeceklerdir. Nitekim öyle de yapmışlardır. Darwin gözün mucizevi yapısı karşısında hayranlığını ifade etmesine rağmen, tesadüflere dayalı evrim mekanizmaları ile oluşabileceğini söyler. Darwin’in Türlerin Kökeni adlı eserinde geçen konu ile ilgili şu ifadeler oldukça dikkat çekicidir:

‘Gözün odağını farklı uzaklıklara göre uyarlaması, içeri girecek ışık miktarını ayarlaması, küresel ve renksel sapmayı düzeltmesi gibi eşsiz düzenlenişlerinin tümünün; doğal seçmeyle oluşabildiğini düşünmenin pek abes göründüğünü açık yüreklilikle itiraf ederim. Akıl bana diyor ki, basit ve mükemmellikten uzak bir gözün karmaşık ve mükemmel bir göze dönüşümü pekâlâ gösterilebilir ve gerçekten olmuş olan da şüphesiz budur…’80

Darwin hayvanların karmaşık gözlerinin, sadece iki hücreden oluşan basit bir prototipten (Bir fotoreseptör hücre ve bir de pigment hücresi) evrimleştiğini öne sürer.81

Materyalist Evrimcilere Bazı Sorular

1.Günümüz teknolojisi ile ancak yapılabilen biyosensörlerin tesadüfen oluşma ihtimali var mıdır?

2.Birfotoreseptör hücre günümüz teknolojileri ile yapılan en karmaşık biyosensörlerden daha karmaşık ve mükemmel değil midir?

3.O halde ilk fotoreseptör hücre ve pigment hücresi nasıl akılsız ve şuursuz atom ve elementlerin kendi başlarına organize olması ile oluşabilir?

4.İki farklı hücre nasıl bir araya gelerek gözün prototipini oluşturmuşlardır?

5.Balıklar gibi omurgalılarda tam aynı özelliklere sahip bilateral gözler nasıl meydana gelmiştir?

6.İki göz nasıl aynı anda evrimleşmiş ve tam simetrik yerleşmiştir?

7.Akılsız ve şuursuz sebepler gayeli işler yapabilirler mi?

Sorular arttırılabilir. İlmin ilerlemesi ile gözün var olmasının canlıların genetik yapısına yerleştirilen çok hassas programlar ile olduğunu materyalist evrimciler de kabul etmek zorunda kalmışlardır. Bu sefer de programcıyı inkâr etmişler, programın meydana gelmesini sonsuz bir ilim, irade ve kudret sahibi Yaratıcı yerine, kör tabiata, şuursuz sebeplere ve tesadüfî mutasyonlara vermişlerdir.

Gözler Programlı Hücre Ölümü İle Körleştirilir

A. mexicanus türünün mağara popülasyonlarında meydana gelen göz körelmesi yıllarca merak konusu olmuştur. Materyalist evrimciler bu hâdiseyi Yatarıcı’ya vermemiş ve tesadüfî mutasyonlarla meydana geldiğini savunmuşlardır. Hâlbuki moleküler biyoloji ve genetik bilim sahalarında yapılan ayrıntılı çalışmalarla göz körelmesinin programlı hücre ölümü (Apoptoz) ile meydana geldiği anlaşılmıştır82.

80 Darwin C., Onur Yayınları, 2. baskı, 6. Bölüm. s 212-213. Orijinal metin: Darwin, C. 1872. TheOrigin of Species, 6th ed. London, 1872.

81 Gehrinh W. ve Seimiya M.,ItalianJournal of Zoology, 2010, 77 (2): 124–136.

82 Jeffery W.R. ve Martasian D.P., Amer. Zool., 1998, 38, 685–696.

Yani canlının genetik yapısında mevcut olan program aktive edilerek gözler köreltilmektedir. Mağara balık embriyolarında başlangıçta küçük bir mercek ve küçülmüş bir optik kap oluşur. Başlangıçta mevcut yazılıma göre retina hücreleri farklılaşır. Ancak sonra göz gelişimi yavaş yavaş engellenir ve körleşen göz yörüngeye gömülür. Mağara balıklarında retinal gelişimin sınırlanması, şaşırtıcı bir şekilde hücre artışının yavaşlaması ve durması ile meydana gelir.83

Yapılan bir çalışmada yüzey ve mağara balıkları embriyolarının gelişmekte olan gözünde çok az programlanmış hücre ölümü olduğu görülmüştür.84

Bununla birlikte mağara balıklarında lens vesikülü oluştuktan yaklaşık bir gün sonra, lens merkezinde yoğun bir şekilde programlı hücre ölümleri tespit edilmiştir (Şekil 2 B ve C).

Bu süre zarfında yüzey balıkları gözlerinin merceğinde programlı hücre ölümü olmamıştır (Şekil 2 A).

İlginç olan, göz gelişimi aşamasında mağara balıklarının göz lensleri dışında başka bir doku ölümü olmamasıdır. Yani programlı hücre ölümü, gözleri köreltme kastı ile yapılmaktadır. Özel gayeler gözetilerek kasıtlı ve bilerek yapılan işler ise tesadüflere verilemez. Mağara balıkları retinasında programlı hücre ölümleri görülürken, yüzey balıkları retinasının aynı bölgesinde yeni retinal hücreler meydana getirilir.

Şekil 2. Lenslerde programlanmış hücre ölümü. A. yüzey balıkları embriyoları lenslerinde programlanmış hüc-re ölümü görülmez. Pacho´n (B) ve Los Sabinos (C) mağara balıkları lenslerinde (beyaz ok uçları) kapsamlı programlanmış hücre ölümü görülür.

A. mexicanus türünün genetik yazılımına yerleştirilmiş göz köreltme programı öylesine mükemmeldir ki; başka dokulara zarar vermeden sadece gözü kapatıp köreltecek hücre ve dokuları öldürür. Yüzeyde yaşayan balıklarda ise göz hücreleri program gereği ölmediği gibi, gözü oluşturacak şekilde yeni hücrelerle tahkim edilir. Böylesine bir programın tesadüflere dayalı doğal mutasyonlarla oluşamayacağı açıktır. Program varsa, programcı (Yaratıcı) olmalıdır. İşte materyalist evrimciler programı kabul ederler. Lakin programcıyı inkâr ederler. Günümüzde bile tamamen anlaşılamamış canlılardaki böylesine mükemmel sayısız programların tesadüflerle oluştuğunu iddia ederler.

83 Strickler ve ark.,Int. J. Dev. Biol., 2002, 46, 285–294.

84 Jeffery W.R. ve Martasian D.P., Amer. Zool., 1998, 38, 685–696.

Bilgisayar icat edildikten sonra günümüze kadar yazılmış milyonlarca bilgisayar programından bir tanesi bile tesadüfen oluşmuş olabilir mi?

Kaldı ki canlıdaki programlar bilgisayar programlarından çok daha karmaşık ve mükemmeldir.

Gözün Yaratılması da, Köreltilmesi de Genlerdeki Yazılımla Yapılır

Hem omurgasızların hem de omurgalıların gözünün yaratılmasında Pax6 adı verilen bir gene önemli görevler verilmiştir. Pax6 geni bilinen en iyi göz gelişimini düzenleyici gendir.85,86

Pax6 geninin mağara balığı göz körelmesinde en etkili genlerden biri olduğu tespit edilmiştir.

Pax6 geninin teleost (Kemikli) balıkların göz gelişiminin erken dönemlerinde retinada ifade edilen bir transkripsiyon faktörünü (Transkripsiyonun başlamasını düzenleyen herhangi bir protein veya enzim) kodladığı tahmin edilmektedir. Pax6 geninin mağara balığı göz körelmesinde de en etkili genlerden biri olduğu tespit edilmiştir.

Mağara balıklarında gözler kapatılırken, şaşırtıcı bir şekilde mağara hayatına uygun körlüğü telafi edici yapılar da yaratılmaktadır.

Pax6 geni mağara balıklarında (A. mexicanus) lenslerde, retinada ve merkezi sinir sisteminin bazı bölümlerinde görev yapar. Mağara balıklarında gelişim sürecinde Pax6 geninin ifade edilmesi (expressionu) azaltılmakta ve lensin ve optik kabın küçültülmesi sağlanmaktadır.87,88

Mağara balıklarında gözler kapatılırken, şaşırtıcı bir şekilde mağara hayatına uygun körlüğü telafi edici yapılar da yaratılmaktadır. Mağara balıklarında görülen gelişen ve gerileyen bütün değişimler balığın genetik yazılımında kayıtlıdır ve genlerin kontrolündedir. A. mexicanus türünün gözsüz fenotipinin yara-tılmasında öncelikli olarak Pax6 geni görevlidir. Mağara balıklarındaki farklılıkların meydana gelmesinde görev alan bazı genler Tablo 1’de verilmiştir.

Mağara balıkları uzun hayat süreleri, kimyevî ve mekanik sensörlerle donatılmış özel uzantıları, aşırı duyarlı koku sistemleri, hassas tat tomurcukları, özel ağız diş ve çene yapıları gibi mağara şartlarına uygun beslenme ve hissetme ile ilgili birçok yapıcı özelliklere sahiptirler.89

85 Tian N.M.M. ve Price D.J.,BioEssays, 2005, (27), 235–238.

86 Strickler ve ark., Dev GenesEvol, 2001, 211, 138–144.

87 Krauss ve ark., 1991, 10, 3609–3619.

88 Püschel ve ark., Development, 1992, 114, 643–651.

89 Jeffery W.R., Dev Biol., 2001, 231, 1–12.

Tablo 1. Mağara balıklarındaki değişimlere sebep olan bazı genler90

Geliştirici genler

Geriletici genler

Gen

Ekpresyon

Gen

Ekpresyon

hsp90α

Lensler

pax6

Optik vesikül

shhA

Orta hat, beyin

gamma M-crystallin

Lensler

shhB

Orta hat

gamma B crystallin

Bilinmiyor

patched 1, 2

Orta hat

αA- crystallin

Lensler

pax2.1a

Optik vesikül

hodopsin

Retina

nkx 2.1a, b

Orta hat, beyin

neurofilament protein M

Bilinmiyor

vax1

Optik vesikül

pax6

Optik vesikül

lhx6, 7

Beyin

gamma M-crystallin

Lensler

Ayrıca mağara balıklarının daha hassas (Yüzey balıklarına göre) kimyevî ve mekanik sensör sistemleri vardır. Yüzey balıklarına göre daha fazla ve vücudun farklı yerlerine yerleştirilmiş olan tat tomurcukları, mağara balıklarının karanlıkta daha hızlı ve kolay yiyecek bulmalarını sağlar. Mağara balıklarında tat tomurcukları gelişimi de birçok gen tarafından kontrol edilir.91

A. mexicanus türünün çene yapıları ve beslenme davranışlarında da mağara hayatına uygun değişimler meydana gelmektedir. Göz olmasa da, farklı his organları ile çevreye daha iyi uyum sağlamakta, besinlerini ve düşmanlarını daha iyi algılamaktadır. Böylece balık adeta tüm vücudu ile görme özelliği kazanmakta ve kör mağara balıklarının hayatta kalması kolaylaşmaktadır. Körlük bir derece telafi edilmektedir.

Mağara balıklarında karanlık ortamda varlıkları algılamaya yarayan his organları, bir uçağa yerleştirilen gece görüş sisteminden kıyaslanamayacak derecede daha karmaşık ve mükemmeldir.

Mağara balıklarında karanlık ortamda varlıkları algılamaya yarayan his organları, bir uçağa yerleştirilen gece görüş sisteminden kıyaslanamayacak derecede daha karmaşık ve mükemmeldir. İnsan yapımı gece görüş sistemlerinden en basitinin bile kendiliğinden veya tesadüfen oluşma ihtimali hiç yoktur. Canlılardaki bu derece mükemmel ve faydalı donanımlar nasıl tesadüfî olarak gelişebilir? İşte materyalist evrimcilerin canlılardaki harika sistemlerin meydana gelmesini ısrarla Yaratıcı’ya vermemeleri büyük bir hatadır. Bilimin materyalizme alet edilmesi ise, ancak materyalist evrimcilere has bir durumdur.

Proteinler Görevli Memurlardır, Karar Verici Olamazlar

Mağara balıkları gözünde Shh proteininin artması, göz gelişiminde görevli olan Pax6 genini baskılamaktadır. Bunun neticesi olarak da gözler kapanmakta ve körleşmektedir.

Yakın zamana kadar, mağaralarda yaşayan balıkların lens hücrelerindeki programlı hücre ölümlerinin nasıl uyarıldığı bilinmiyordu. Günümüzde mağara balıklarında göz körelmesine pax6 geni etkinliğinin (expressionu) azalmasının sebep olduğu anlaşılmıştır. Ancak bu genin gözdeki etkinliğinin azalmasına sebep nedir? Elbette bunun da bir sebebi olmalıdır. İşte mağara balıklarının embriyonik gelişimi esnasında embriyonik orta hat çizgisinde yayılan Sonichedgeho (Shh) adı verilen bir protein sentezinin arttığı tespit edilmiştir. Pax6 geni etkinliğinin azalmasına da, Shh adlı protein miktarındaki artışın sebep olduğu ileri sürülmüştür. Shh adlı proteinin Pax6 ekspresyonunu azalttığı, lenslerde programlı hücre ölümünü arttırdığı, göz büyümesini durdurduğu ve göz dejenerasyonunu başlattığı tespit edilmiştir.

Yüzey ve mağara balıkları embriyolarındaki ilgili gen ekspresyon alanları Şekil 3’de verilmiştir.92

Genç yüzey balık embriyolarında ön nöral plaktaki bilateral pax6 ekspresyon alanları (Şekilde 3’de mavi alanlar) daha büyüktür. Pax6 ekspresyon alanları, ön beyin ve gözü ayırmak için orta hatta karşı karşıya gelir. Hâlbuki mağara balıkları embriyolarının pax6 ekspresyon bölgeleri daha küçüktür ve anterior orta çizgide bir boşluk bırakacak şekilde birleşmez.

Şekil 3. Yüzey ve mağara balıkları embriyoları Pax6 ve Shh gen ekspresyonları arasındaki farklılıklar. A, B: Mağara ve yüzey balıkları embriyolarında Shh (kırmızı) genişlemesinin lateral (yan) görünümü. C, D: Mağara ve yüzey balıkları embriyolarında Shh (kırmızı) ve pax6 (mavi) ekspresyonlarının dorsal görünümleri. E, F: Yetişkin yüzey balıkları ve mağara balıklarının kafaları. C ve D deki oklar embriyonik orta çizgiyi gösterir. A: anterior; P: posterior.

90 Jeffery W R.,Curr Top Dev Biol., 2009, 86, 191–221.

91 Jeffery W.R., Dev Biol., 2001, 231, 1–12.

92 Tian N.M.M. ve Price D.J.,BioEssays, 2005, (27), 235–238.

Sonraki gelişim aşamalarında, pax6 ekspresyonu mağara balıklarında yüzey balıklarındakinden daha küçük kalır. Anteriornöral plak üzerinde pax6 ekspresyonundaki azalma, birbirlerinden bağımsız olan tüm mağara balığı popülasyonları için genel bir özelliktir. Bu durum Shh ve pax6 genlerinin mağara balıklarında gözlerin yaratılmasında ve körleştirilmesinde görevli olduğunu göstermektedir.

Materyalist evrimciler işleri bir Yaratıcıya vermemek için, akılsızların akıllı, şuursuzların şuurlu işler yaptıklarını iddia ederler.

Mağara balıkları gözünde Shh proteininin artması, göz gelişiminde görevli olan Pax6 genini baskılamaktadır. Bunun neticesi olarak da gözler kapanmakta ve körleşmektedir. Shh proteini mağara balıklarının gözlerinin körleştirilmesine sebep olmasının yanında, mağara şartlarında gözle ilgili olmayan bazı önemli özelliklerin gelişimine de sebep olmaktadır. Mesela Shh adlı protein miktarındaki artış, mağara balıklarında tat tomurcuklarının arttırılmasına vesile olur. Bu da mağara balıklarının yiyecek bulma kabiliyetini artırır. Gözlerdeki körelme mağara hayatı için önemli bir kazanımla telafi edilmiş olur.

Materyalist evrimciler mağara balıklarında yapılan bu hikmetli değişimleri tesadüfî evrimsel mekanizmalara (Tesadüfî Mutasyonlar) vermişlerdir. Shh proteinindeki artışın mağara şartlarına adaptasyonu kolaylaştırdığını ve tam yerinde bir seçim olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Materyalist evrimcilerin evrime delil olarak gösterdikleri tesadüfî mu-tasyonlar, kör bir insanın fırlattığı taşlara benzer. Hedefi her zaman ve her yerde tam isabetle vurma ihtimali yoktur. Lakin mağara balıklarındaki tüm canlılık olay-larında hedefin tam isabetle vurulduğunu görüyoruz. O halde mutasyonlar da, proteinler de, genler de Yaratıcının kontrolündedirler.

Görünüşte proteinler (Genler de protein yapıdadır) isabetli seçimler yapmakta, tam yerinde ve zamanında kararlar vermektedirler. Hâlbuki proteinlerde akıl ve şuur yoktur.

İşte materyalist evrimciler işleri bir Yaratıcıya vermemek için akılsızların akıllı, şuursuzların şuurlu işler yaptıklarını iddia ederler. Bir kere mağara balıklarında Shh proteini sentez mekanizması oldukça karmaşıktır ve tesadüfî mutasyonlarla oluşma ihtimali yoktur. İkinci olarak, Shh sentezi çok özel amaç ve gayelere

göre yapılmaktadır. Çünkü Shh vasıtası ile gözler köreltilmekte ve faydalı yapılar geliştirilmektedir. Yapılan iş gözlerin körelmesinde olduğu gibi yıkıcı da olsa, tat tomurcukları ve mekanik biyosensörler gibi yapıcı da olsa mağara şartları için önemli faydalar sağlamaktadır. Materyalist evrimcilerin evrime delil olarak gösterdikleri tesadüfî mutasyonlar, kör bir insanın fırlattığı taşlara benzer. Hedefi her zaman ve her yerde tam isabetle vurma ihtimali yoktur. Lakin mağara balıklarındaki tüm canlılık olaylarında hedefin tam isabetle vurulduğunu görüyoruz. O halde mutasyonlar da, proteinler de, genler de Yaratıcının kontrolündedirler.

Göz Lensi Organizatör Olabilir mi?

Kör mağara balıklarında (A. mexicanus) yumurtanın döllenmesinden sonraki ilk 20 saate kadar olan göz gelişimi, yüzey balıklarının göz gelişimine benzer. Mağara balığı gözü kuluçkadan çıkıncaya kadar normal olarak gelişir (Şekil 4).

Şekil 4. A. mexicanus türü balıkların yüzey ve mağara formlarında göz gelişimi ve körelmesi (s: saat)93

Önce normal olarak bir mercek ve optik kap oluşur. Ardından gelişim tedrici olarak yavaşlar, retina düzensizleşir, tamamen veya kısmen fotoreseptör hücreler kaybedilir ve göz, göz çukurunda kaybolur. Yüzey ve mağara balıklarında retina gelişimi hem hücre çoğalması, hem de programlı hücre ölümü ile yapılır (Şekil 5).

Hücre çoğalması ile yüzey balıkları retinası sürekli büyütülürken, mağara balıkları retinasında ise büyüme durdurulur ve programlı hücre ölümü başlar.

Hücre çoğalması ile yüzey balıkları retinası sürekli büyütülürken, mağara balıkları retinasında ise büyüme durdurulur ve programlı hücre ölümü başlar. Mağara balıklarında programlı hücre ölümü mercekte başlar ve retinaya yayılır. Mağara balığı lenslerinde hücre çoğalması durmaz. Ancak programlı hücre ölümü oranı çok yüksektir. Programlı hücre ölüm hızı nın hücre çoğalmasından daha yüksek olması lensi yok eder veya çok küçültür. Lenslerde programlı hücre ölümlerinin başlamasından birkaç gün sonra, mağara balıkları retinasında da programlı hücre ölümleri başlar.

93 Yamamoto ve ark., Nature, 2004, 431, 844–847.

Şekil 5. A. mexicanus türünün yüzey ve mağara popülasyonlarında retina gelişimi94. Retina uçlarındaki koyu alanlar: Embriyo aşamasından sonra hücre çoğalması ile meydana gelen retina parçaları. X harfi ile işaretli alanlar: Programlı hücre ölümlerinin meydana geldiği retina parçaları.

Yüzey balık lensi ve retinasında ise programlı hücre ölümü görülmez. Mağara balıklarında retinanın gelişmemesinin, ölmekte olan merceğin büyümeyi düzenleyici bir faktör üretememesinden kaynaklanabileceği bildirilmiştir95.

Göz dejenerasyonu ilk olarak lenslerde başladığı ve diğer organlara yayıldığı için, lensler organizatör organ olarak görülmüştür.96

Göz lensi nasıl organize edici ve yönetici olabilir? Ne lensi etkileyen ölüm programı, ne de lens organizatör olabilir. Şuurlu yapılan programlar ve akıllıca yapılan organizasyonlar akılsız ve şuursuz hücre ve dokulara verilemez.

İşte Yaratıcı’nın yokluğuna şartlanmış materyalist evrimciler, program ve göz lensi gibi sebeplere İlahlık verirler. Programı görürler, programcıyı görmezler. Kitabı görürler, yazarı görmezler. Sanatı görürler, sanatkârı görmezler. Muhteşem binaları görürler, ustayı görmezler. İşte böyle bir mantık ancak materyalist evrimcilere mahsustur. Bakarlar, lakin görmezler.

Lens Nakli İle Körlük Gideriliyor

Mağara balıklarında göz dejenerasyonunun lenslerde başladığı anlaşıldıktan sonra, lensin yüzey balıklarının göz gelişimindeki ve mağara balıklarındaki göz körelmesindeki rolünü daha iyi anlamak için bir lens nakil (transplantasyon) deneyi yapılmıştır (Şekil 6).

94 Jeffery W R.,Curr Top Dev Biol., 2009, 86, 191–221.

95 Jeffery W R.,Curr Top Dev Biol., 2009, 86, 191–221.

96 Jefery ve ark., INTEGR. COMP. BIOL., 2003, 43, 531–541.

Şekil 6. Embriyonik gelişim sırasında bir yüzey balık merceğinin bir mağara balı ğına, bir mağara balığı merceğinin ise bir yüzey balığına nakli.97 ( Jeffery 2001)

Bu deneylerde aynı zamanda mağara balıkları lensindeki programlanmış hücre ölümünün belirleyici faktörünü bulmak da amaçlanmıştır. Acaba lenslerde başlayan programlanmış hücre ölümünü lensin bizzat kendisi mi yönetiyor? Yoksa lens dışında başka bir göz dokusu (Mesela retina) tarafından mı kontrol ediliyor? Yapılan bu deneyde yüzey balıklarının embriyonik gelişim döneminde merceği çıkarılarak mağara balıkları embriyosuna (Apoptoz başlamadan bir gün önceki embriyoya) nakledilmiştir (Şekil 6).

Mağara balığı embriyosunun diğer gözüne ise lens nakli yapılmamış ve kontrol olarak kullanılmıştır. Aynı şekilde bir mağara balığı embriyosu lensi de bir yüzey balığı embriyosuna nakledilmiştir. Mağara balığı embriyosu lensi nakledilen yüzey balığı gözünde lensin, tıpkı donör (Mağara balığı) embriyosundaki gibi, apoptoza uğradığı görülmüştür. Benzer şekilde, bir yüzey balığı embriyosunun merceği bir mağara balığı embriyosuna nakledildiğinde de lensin yüzey balığında olduğu gibi büyümeye ve farklılaşmaya devam ettiği tespit edilmiştir.

Bu sonuçlar, en azından nakil zamanı sırasında, mağara balıkları lenslerindeki (merceklerindeki) programlı hücre ölümünün lensin alın yazısı (kaderi) olduğunu göstermektedir.

97 Jeffery W.R., Dev Biol., 2001, 231, 1–12.

Yani mağara balıkları lensindeki programlı hücre ölümü çevre şartları ve gözün başka dokularından bağımsız olarak, lensin kaderi olarak meydana gelmektedir. Bir yüzey balığı lensi naklinden sonra normalde mağara balıklarında eksik olan kornea ve iris gelişmiş, retina genişlemiş ve göz tamamen organize hale gelerek görme özelliği kazanmıştır (Şekil 7, B).

Lens nakledilen göze zıt olarak, mağara balıklarının lens nakledilmemiş gözü ise normal programına göre dejenere olmuş, kapanmış ve görme özelliğini kaybetmiştir (Şekil 7, A).

Aynı şekilde, bir mağara balığı lens nakledilen yüzey balıklarında ise; göz gelişimi gerilemiş, kornea ve iris farklılaşmamış, retina büyüklüğü azalmış, göz kaybolmuş ve körleşmiştir (Şekil 7, D).

Mağara balığı lens nakli yapılmamış yüzey balığı gözü ise normal olarak gelişmiş (Şekil 7, C) ve tek gözlü bir yüzey balığı meydana gelmiştir.98,99

Lens nakli deneylerinden çeşitli sonuçlar çıkarılmıştır.

  1. Lens, kornea ve iris farklılaşmasına, retina ve korneanın büyümesine aracılık eden göz gelişiminin organizatörüdür.
  2. Mağara balığı lensi muhtemelen programlı hücre ölümünün bir sonucu olarak gözü organize etme yeteneğini kaybetmiştir.
  3. Mağara balığı gözü ve aksesuar dokuları normal bir yüzey balık lensi tarafından üretilen sinyallere cevap verme yeteneğindedir.
  4. Lens, mağara balıklarının göz körelmesinde önemli bir rol oynar ve programlı hücre ölümü mekanizmasından sorumludur.100,101

Şekil 7. Lens nakilin göz gelişimine etkileri

Daha sonra benzer deneyler diğer mağara balıklarında da yapılmış ve lensin diğer mağara balıklarında da göz körelmesinin merkezi olduğu bildirilmiştir. Ancak mağara balıkları lenslerinde programlı hücre ölüm talimatının (Sinyalinin) nasıl verildiği, ölüm talimatının diğer dokulara nasıl ve hangi aracılarla iletildiği net olarak anlaşılamamıştır. İlerleyen yıllarda lenslerde ölüm sinyalini başlatanın ve gönderenin elbette bazı biyomoleküller olduğu keşfedilecektir.

98 Yamamoto Y. ve Jeffery W.R.,Science, 2000, 289, 631–633.

99 Yamamoto Y. Ve Jeffery W.R.,Methods, 2002, 28, 420–426.

100 Jefery ve ark., Integr. Comp. Bıol., 2003, 43, 531–541.

101 Tian N.M.M. ve Price D.J.,BioEssays, 2005, 27, 235–238.

Materyalist evrimciler, karanlıkta farların sönmesini bu gün ampule, yarın elektrik akımının kesilmesine, sonra aküye, daha sonra şarj dinamosuna veya sigortaya, en sonunda da otomobildeki ilgili yazılıma vb. sebeplere verirler.

Bu sebepler silsilesi hiç bitmeyecek ve zaman geçtikçe bilinmeyenler daha da artacaktır. Materyalist evrimciler de bu gün lensleri organizatör olarak gösterirken, ilerde belki de bir biyomolekülü (Mesela bir proteini veya bir kalsiyum elementini) organizatör olarak göstereceklerdir. Hep sebeplere takılacak, akılsız ve şuursuz maddeye akıl ve şuur vermek zorunda kalacaklardır.

Şartlara göre otomatik yanıp sönen farları olan bir otomobil ile karanlık mağaralarda gözleri kapanan balıkları karşılaştıralım ve idrak (Akıl yürütme) terazisi ile tartalım (Şekil 8).

Şekil 8. Materyalist evrimcilerin İlah tanımaz felsefeleri akıl dışıdır.

Materyalist evrimciler bir otomobilin karanlıkta sönen farlarının nasıl söndüğünü araştırırlar ve sebepler silsilesini incelerler. Otomobili tasarlayan ve idare eden tasarımcıyı görmezler. Karanlıkta farların sönmesini bu gün ampule, yarın elektrik akımının kesilmesine, sonra aküye, daha sonra şarj dinamosuna veya sigortaya, en sonunda da otomobildeki ilgili yazılıma vb. sebeplere verirler.

Evet, şartlara göre farların yanıp sönmesinde birçok sebep vardır. Ancak farların şartlara göre yanıp sönmesini planlayan, otomobile ilgili donanımı ve programı yerleştiren bir tasarımcı ve usta vardır ve istediği zaman da programa ve sisteme müdahale edebilir.

İşte Yaratıcı’ya inananlar (İslamî manada) hiçbir zaman sebepleri inkâr etmezler. Ancak akılsız ve şuursuz sebeplere iş yaptıranın Yaratıcı olduğuna inanırlar. Çünkü akılsızlar akıllı, şuursuzlar ise şuurlu işler yapamazlar.

Görüldüğü gibi, tesadüfî mutasyonlarla balıklarda meydana gelen göz kayıplarının izahı mümkün değildir. Çünkü mağarabalıklarındaki tüm olumlu veya olumsuz değişimler mağara şartları için faydalıdır.

İşte A. mexicanus türü balıkların mağara popülasyonlarında gözlerin körelmesi olayında; lensler de, lens hücrelerindeki ölüm programı da, programı aktive eden biyomoleküller de hepsi sebeplerdir. A. Mexicanus türü balıklardaki göz körelme olayı tüm sebepleri ile birlikte Yaratıcı’nın kontrolündedir. Çünkü yapılan iş hikmetlidir. Akılsız ve şuursuz madde ise organize olup, hikmetli işler yapamazlar. İşte materyalist evrimciler lensi veya biyomolekülleri organizatör olarak görmekle, bu sebeplere İlahlık vermektedirler.

Yaratıcı hiçbir varlığa vermediği bir özelliği insana vermiştir. Bu özellik ise; Yaratıcı’nınRububiyetine (Terbiye etmesine) müdahale yetkisidir. İşte insan normalde körleşecek olan bir mağara balığı gözüne, bir yüzey balığı lensini naklederek gözün görme özellikte yaratılmasına vesile olmaktadır. Yani insan Yratıcı’nın kanunlarına müdahale etmektedir. Eğer insanın müdahalesi Yaratıcının hikmetine uygun ise, yaratma fiili insanın istediği gibi gerçekleşmektedir. Burada insana verilen yetkinin ve mesuliyetin ne denli büyük olduğu anlaşılmaktadır.

Materyalist evrimciler mağara balıklarında evrimsel değişimlerin lensleri hedef aldığını iddia ederler. Evrim boyunca, mağara balığı lensinin göz gelişimini destekleme kabiliyetini kaybetmiş olduğunu savunurlar. Lenslerdeki değişimlerin de tesadüfî mutasyonlarla olduğunu ileri sürerler.102

Evrimsel değişimler neden sadece lensleri hedef alsın ki? Hem tesadüflere dayalı evrimsel değişimler neticesinde nasıl oluyor da, hep olumlu özellikler meydana geliyor? Gözlerin körelmesi mağara balıkları için olumlu bir özelliktir. Yani balığın faydasınadır. Rastgele mutasyonlarla lensler değişime uğramış ise, balığın gözünü köreltecek seviyedeki mutasyonlar neden canlının üreme sisteminde aynı seviyede değişime sebep olmamıştır?

102 Jefery ve ark., Integr. Comp. Bıol., 2003, 43, 531–541.

Görüldüğü gibi, tesadüfî mutasyonlarla mağara balıklarında meydana gelen göz kayıplarının izahı mümkün değildir. Çünkü mağaralarda yaşayan balıklarındaki tüm olumlu veya olumsuz değişimler mağara şartları için faydalıdır. Dahası, lenslerdeki değişim programlıdır, programın hangi şartlarda çalışacağı planlıdır, hangi dokuların nasıl ve ne kadar etkileneceği de bellidir. O halde canlıdaki değişimler tesadüflerle değil, kasıtlı ve bilerek yapılmaktadır.

SONUÇ

Yaratıcı mağaralarda yaşayacak canlıları uygun donanımda yaratmıştır. Mağara şartlarında gözlerin köreltilmesi, renk pigmentlerinin azaltılması veya yok edilmesi ve mekasensör his organlarının yaratılması son derece hikmetlidir.

Mağaralarda ve derin denizlerde yaşayan balıklarda şartlara uygun bazı değişimler mey-dana gelir. Bu değişimlerin başında göz kaybı ve körlük, ışık saçan organlar, körlüğü telafi edici kimyevî biyosensörler sayılabilir. Mağara ve de-rin denizlerde yaşayan garip canlılar her zaman insanoğlunun merakını celp etmiştir. Hakkında en çok araştırma yapılan ve merak edilen mağara hayvanlarından birisi de Meksika Tetrası (A. mexicanus) olarak bilinen bir tatlı su balığı türüdür. Bu balığın ışıklı bölgelerde yaşayan bireyleri gayet iyi gören gözlere sahipken, ışıksız ortamlar olan mağaralarda yaşayan bireyleri ise gözsüz ve kördürler.

Mağara balıklarında gözlerin körelmesi meselesini materyalist evrimciler felsefelerine alet etmişler ve evrim teorilerine delil olarak göstermişlerdir. Hâlbuki ışıklı ortamlardaki balıkların gözlerinin yaratılması gibi, ışıksız yerlerdeki balıkların gözlerinin köreltilmesi de Yaratıcı’nın varlığını gösterir. Şöyle ki;

1.Mağaralarda gözlerin körelmesi Darwin’in iddiae ttiği gibi balık için zararlı değil, faydalıdır. Bu ise mağara balıklarında göz körelmesinin kasıtlı yapıldığını

2.Mağarabalıklarında gözlerin körelmesi canlının genetik yapısında bulunan hikmetli programlar sayesinde meydana gelir. Hikmetli yapılan böylesine hassas programlar ise tesadüfî mutasyonlarla meydana gelmiş olamaz.

3.Gözleri körelten ölümp rogramında görev alan biyomoleküller akıllı hareket ederek, gayeli işler yaparlar. Bu ise Yaratıcı’nın ilmi ve iradesi ile hareket ettiklerini gösterir.

4.Tüm mağaralarda yaşayan balıklarda gözler aynı mekanizma ile kapanıp, körelir103.Bu ise materyalist evrim mantığına zıttır. Çünkü farklı mağaralarda birbirlerinden bağımsız evrimleşen(!) balıkların genetik yapısında aynı programlar olmalıdır.

  1. Ölüm programı sadece gözleri kapatıp, körleştirecek dokulardaki hücreleri öldürüyor. Komşu dokulardaki hücreleri ise etkilemiyor. Bu ise mağara balıklarında meydana gelen körlük olayının tesadüfî mutasyonlarla değil, bilinçli ve gayeli yapıl-dığını gösterir.
  2. Mağara balıklarında gözler körleştirilirken, şartlara uygun his organları ya-ratılır. Böylece körlük telafi edilir. Canlılardaki şartlara uygun harika donanımlar, işlerin bilerek ve şuurlu yapıldığını gösterir
  3. Materyalist evrim mantığına göre, değişim mevcut şartlara göre olur. Evrim-sel mekanizmalar canlının ileride başına gelecek şartları düşünerek işlemez. Hâlbu-ki ışıklı bölgelerde yaşayan tüm balıklarda gözleri körleştirecek mekanizma vardır. Bundan dolayı mağaralara giren ve derin denizlerde yaşayan balıklarda gözler yak-laşık aynı mekanizmalar işletilerek köreltilir. Bu ise balığın ileride başına gelecek şartları bilen Yaratıcı’nın işi olabilir.
  4. Önceleri ayrı tür olarak tanımlanan farklı mağara balıklarının günümüzde aynı tür (A. mexicanus) olduğu anlaşılmıştır. Gözleri kapatıp körleştirecek derecede etkili olan mutasyonlar milyonlarca yıldır canlının üreme sisteminde üremeye mani olacak derecede bir değişikliğe sebep olmamıştır. Bu ise canlıdaki değişimlerin tesa-düfî mutasyonlarla değil, kasıtlı yapıldığını gösterir.

5.Ölüm programı sadece gözleri kapatıp, körleştirecek dokulardaki hücreleri öldürüyor. Komşu dokulardaki hücreler ise etkilemiyor. Bu ise mağara balıklarında meydana gelen körlük olayının tesadüfî mutasyonlarla değil, şuurlu ve gayeli yapıldığını gösterir.

6.Mağara balıklarında gözler körleştirilirken, şartlara uygun his organları yaratılır. Böylece körlük telafi edilir. Canlılardaki şartlara uygun harika donanımlar, işlerin bilerek ve şuurlu yapıldığını gösterir

7.Materyalist evrim mantığına göre, değişim mevcut şartlara göre olur. Evrimsel mekanizmalar canlının ileride başına gelecek şartları düşünerek işlemez. Hâlbuki ışıklı bölgelerde yaşayan tüm balıklarda gözleri körleştirecek mekanizma vardır. Bundan dolayı mağaralara giren ve derin denizlerde yaşayan balıklarda gözler yaklaşık aynı mekanizmalar işletilerek köreltilir. Bu ise balığın ileride başına gelecek şartları bilen Yaratıcı’nın işi olabilir.

8.Önceleri ayrı tür olarak tanımlanan farklı mağara balıklarının günümüzde aynıtür(A. mexicanus) olduğu anlaşılmıştır. Gözleri kapatıp körleştirecek derecede etkili olan mutasyonlar milyonlarca yıldır canlının üreme sisteminde üremeye mani olacak derecede bir değişikliğe sebep olmamıştır. Bu ise canlıdaki değişimlerin tesadüfî mutasyonlarla değil, kasıtlı yapıldığını gösterir.

Tüm canlılık olayları genetik yapıdaki programlar işletilerek yapılır. Canlının gen havuzunda bulunan yazılımlar ne derece değişime müsaade ediyorsa, canlı o nispette değişebilir. Doğal olarak canlının genetik yapısında tayin edilmiş hudutların dışına çıkılamaz ve canlı ölür. İşte materyalist evrimcilerin hatası; canlılardaki tüm değişimlerin tesadüfî mutasyonlarla meydana geldiğini söylemeleridir. Hâlbuki canlılardaki tüm olumlu (Mesela gözün yaratılması) ve olumsuz (Mesela gözün köreltilmesi) olaylar hikmetlidir, belli ve özel amaçlar esas alınarak yapılır. O halde canlılık kör tesadüfler ve şuursuz sebeplerle idare edilmiyor. Tüm olaylar ve sebepler Yaratıcı’nın ilmi ve iradesi ile oluyor ki; böyle hikmetli ve gayeli işler yapılıyor.

Materyalist ateist evrimci görüş mantıklı ve tutarlı esaslar üzerine bina edilmemiştir. Bu İlah tanımaz felsefe savunucuları; Muhteşem yapıları görüp, ustayı görmezler. Programı görüp, programcıyı görmezler. Sanatı görüp, sanatkârı görmezler.

Kitabı görüp, yazarı görmezler. Bakarlar, lakin görmezler. Görmek de istemezler. Za ten mantıksız olan materyalist ateist evrimci görüş, ilmin ilerlemesi ile tamamen iflas etmiştir.

Bunun yerine görünüşte daha mantıklı olan, ancak gerçekte çok daha mantıksız materyalist deist evrimci görüş yaygınlaşmıştır. Materyalist deist evrimci görüş ise, Yaratıcının varlığını kabul eder, fakat işlere karışmadığını savunur. İslami manada Yaratıcıya inanan (Müslüman), materyalist ateist evrimci ve materyalist deist evrimci kişiler arası temel farklılıklar tablo 2’de verilmiştir.

Tablo 2. Üç görüş arası temel farklılıklar

Müslüman

Materyalist

ateist evrimci

Materyalist

deist evrimci

Yaratıklar varsa, Yaratıcı

vardır.

Yaratıklar vardır, Yaratıcı

yoktur.

Yaratıcı vardır, yaratıklara

karışmaz.

Kitap varsa, kâtip

Vardır.

Kitap vardır, kâtip yoktur.

Kâtip vardır, yazıma

karışmaz.

Sanat varsa, sanatkâr

vardır.

Sanat vardır, sanatkâr

yoktur.

Sanatkâr vardır, sanata

karışmaz.

Yapı varsa, usta vardır

Yapı vardır, usta yoktur.

Usta vardır, işe karışmaz.

Program varsa, programcı

vardır.

Program vardır, programcı

yoktur

Programcı vardır, işleyişe

karışmaz.

Hikmetli işler varsa,

hakîm vardır.

Hikmetli işler vardır,

hakîm yoktur.

Hakîm vardır, işlere

karışmaz.

Kasıt varsa, kasteden

vardır.

Kasıt vardır, kasteden

yoktur.

Kasteden vardır, kasıtlı

işlere müdahale etmez.

Yaratıcının varlığı ve işlere müdahale ettiği, canlılar ve canlıların içinde yaşadıkları sistemin (Dünya ekosistemi) denge ve düzeninden anlaşılmaktadır. Dünyamızdaki tüm şartlar hayat için özel tasarlanmıştır. Bu da dünya ve içindeki canlıları tasarlayanın aynı tasarımcı olduğunu göstermektedir.

Yaratıcı özel mağara ekosistemlerinde yaşayacak canlıları da uygun donanımda yaratmıştır. Mağara şartlarında gözlerin köreltilmesi, renk pigmentlerinin azaltılması veya yok edilmesi ve mekasensör his organlarının yaratılması son derece hikmetli işlerdir. Böylesine hikmetli işler ise, Yaratıcının hem varlığını hem de İlim ve Kudretini göstermektedir. İşte Yaratıcının varlığı ve her an işlere müdahale ettiği, kuru bir iddia değil, yapılan işlere bakarak aklın ve vicdanın tasdik ettiği bir gerçektir.

103 Romero A., ve Paulson K.M., Environ. Biol. Fishes, 2001, 62,13–41.

Prof. Dr. Kazım UYSAL

Dumlupınar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü, Kütahya/TÜRKİYE, [email protected]

Kaynak: Bilimler Işığında Yaratılış Derneği

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun