Lazarus sendromu nedir, tavrımız ne olmalı?

Lazarus sendromu nedir, tavrımız ne olmalı?
Tarih: 30.05.2022 - 20:03 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bu sendromu yaşayan bazı insanlar ahirete gittiğini falan anlatıyorlar, bir amca sorguya vs çekildiğini düşünüyormuş.
- Bunlara karşı tavrımız ne olmalı?
- Açıklaması nedir?
- Ne tavsiye edersiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Lazarus Sendromu, tıbba ait bir terimdir.

Bilindiği gibi kalbi durma noktasına gelen bir hastaya kalp masajı uygulanır, sonuç alınmayacağı anlaşıldığında ise bırakılır. Bu süreçten sonra artık yaşamasından ümit kesilen bazı kimseler, belirli bir zaman sonra “göğüs içinde basınç azalmasına bağlı bir rahatlama” hissederek nefes almaya başlar.

Yine tıbbi bir teoriye göre, bu rahatlama sırasında kalbin elektriksel aktivitesi kendiliğinden tetiklenir ve kalp atmaya başlar. Böyle kişilere, daha önce “öldü” teşhisi konulduğu için, kalp yeniden çalışınca da “yeniden dirildi” gibi bir isim verilmiştir.

Bilimin hayretler içinde kalarak açıklamaya çalıştığı bu tıbbi durum, “ölen kişi dirildi” şeklinde gündeme gelince, İncil’de geçen bir olayla ilişkilendirilerek konuya, yeni bir isim verilmiş: Lazarus Sendromu. Çünkü İncil’e göre Hz. İsa, çevresindeki insanların kendisine iman etmesine sağlamak için dört gün önce ölen Lazarus isimli kişiyi diriltmesi için Allaha dua eder, duası kabul olur ve kişi yeniden dirilir.

İncil’de anlatılan bu diriliş öyküsü, Lazarus Sendromu’nu yaşayanlarda, “ahirete gidip geldikleri” şeklinde bir inancın doğmasına neden olmuş olabilir.

Bu sendromu yaşayanların anlattıkları ile ilgili konuda elimizde hiçbir bilimsel veri yoktur. Sizin de sözünü ettiğiniz şeyler, Allah’ın yarattığı böyle bir mucize ile ilgili insanların kafasında oluşturdukları efsaneden ibarettir. Çünkü elde veri olmamasının dışında, İslam dinine göre, kişi ancak kabre konulduktan sonra hesaba çekilir. Daha kabre girmeden, ölmüş olsa bile, sorguya çekilmesi dinen de doğru bir bilgi değildir.

Görüldüğü gibi Lazarus Sendromu yaşayan kişiler için, sorguya çekilmek söz konusu olamaz. Yine de bunu yaşayan birisi, herhangi bir ahiret sorgusundan söz ediyorsa, bunun gerçekle değil de beynin işleyiş biçimiyle alakalı bir konu olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü insan beyni hasar gördükten sonra, sahte hatıralar ortaya çıkar. Beyin, bazen şahit olduğu hatıraları veya sık sık dinlediği şeyleri çarpıtır, kendisi yaşamış gibi inanır. Bazen de yaşanmamış olaylara yönelik hatıralar üretir. Tüm bunlar kişinin yaşamadığı şeylere inanmasına neden olur.

Nitekim çevremizde çoğu kez, bazı kişilerin doğum anını, bebekliklerini, bir yaşında iken kendisinin veya aileden birisinin yaşadığı unutulmaz bir olayı hatırladığını anlattığına şahit olmuşuzdur. Oysaki bu gerçekte imkânsızdır.

Dünya hikmet dünyasıdır, her şey sebepler tahtında cereyan ediyor. İnsanoğlu bu durumu yanlış algılayıp, her şeyin yaratıcısının -haşa- sebepler olduğu yanılgısına kapılıyor. Oysaki Yüce Yaratıcı zaman zaman, sebepleri tesirsiz bırakıp bu ve benzer olayları yaratıyor.

Aslında çevremizde buna benzer mucizevi şeyler çokça cereyan etmesine rağmen, gaflet perdesinden dolayı sıradan olaylar gibi algılıyoruz. Örneğin ölmüş kuru bir tohumun sert kayayı parçalayıp yeniden canlanması ve koca bir ağaca dönüşmesi bundan daha büyük bir mucizedir.

Lazaruz Sendromu’na da böyle bakmak gerekir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun