Kurtuba camisinin şimdiki hali hakkında bilgi verir misiniz? İspanya'da o tarihten kalma Müslüman var mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İspanya'nın Cordoba (Kurtuba) şehrinde, şehrin ortasından geçen Guadalquivir (Vad'il Kebir) ırmağının kenarında bulunan Kurtuba Camii dünyanın en büyük ve en eski camilerinden biridir.

Abdurrahman I tarafından yaptırılan ve 785 yılında inşaasına başlanan caminin yapımı bir yılda tamamlanmıştır. İlk yapıldığındaki büyüklüğü 75 metre eninde ve 100 metre boyundaydı. Daha sonraki hükümdarlar camiyi çeşitli eklemelerle büyüttüler. 833 yılında, Abdurrahman II, doğu ve batı taraflarına birer sahın ekleyerek sahınların sayısını 11'e çıkardı. 961 yılında II. Hakem, camiye 11 sahın ve 11 kemer daha ekleyerek uzunluğu 47,5 metreye çıkardı. Bu ilaveler ilk şekli bozmadan, aynı üslupta yapılmıştır.

Bu eklemelerden sonra mabet 175 metre uzunlukta, 134 metre genişlikte muazzam bir yapıya dönüştü. Caminin çevresinde 12,20 metre yükseklikte kalın bir duvar vardır.

Dünyadaki en fazla sütuna sahip olan mabet, Kurtuba Camii'dir. Sütunlardan oluşan 19 paralel yol, bu doğrultuya dik 36 adet yolu dik açıyla keser. 850 adet olan sütunların çoğu granitten, bazıları da çeşitli taşlardan yapılmıştır. Sütunlar, tuğlalardan ve beyaz taşlardan meydana gelen kemerleri destekler.

Kurtuba Camii'nin en güzel kısmı mihrabı ve minberidir. Mihrap at nalı şeklindedir. Mihrap kemerinin dayandığı sütunlar eşsiz güzelliktedir.

Kurtuba Camii Kemerleri

Caminin dış süsleri çok zarar görmüş olmasına rağmen, iç süsleri hala göz kamaştırıcıdır. Mabedin bir diğer özelliği de kemerlerin iki katlı olmasıdır ve bu özellik yalnız bu camide bulunmaktadır.

Bir zamanlar 100.000 kişilik cemaatin aynı anda namaz kılabileceği özellikte olduğu söyleniyor.

Kurtuba Camii, III.Fernando’nun 1523'te kenti ele geçirmesiyle katedral haline dönüştürülmüş. Bununla birlikte İspanyol Kralı, camiyi tamamen yıkmayıp, ortasına bir katedral inşa etmiş.

İspanya'nın şu andaki durumu açısından kısa bilgi almak için aşağıdaki yazıyı okumanız faydalı olabilir:

İspanya'da İslam'ın Dirilişi

Müslümanlar ile Musevileri İspanya’dan kovduktan, sonra yüzyıllarca kendisini Katolik ülke olarak tanıtan bu memlekette 10 Kasım 1992’de İspanya İslâm Komisyonu resmen tanındı. Bu, gerçek bir kültür ihtilâli demekti. İlk defa koyu Katolik, hatta bağnaz Katolik olan bir ülke İslâm’ı tanıyor ve kendi topraklarında yaşayan Müslümanlara haklar tanıyordu.

Bu hakkı tanımaya mecbur kaldılar. Çünkü seneler öncesinden İspanyol aydınlar Endülüs hatıralarını canlandırmaya, Müslümanlara yapılan haksız zulümleri dile getirmeye başladılar. Nitekim o aydınların etkisiyle 1990 yılında San Carlos dela Rapita belediyesi bir âbide diktirdi ve oraya

“15 Haziran ile 16 Eylül 1610 tarihleri arasında buradan 41.000 İspanya Müslümanı yurt dışına kovulmuştur.”

ibaresi yazıldı.

Gerek dışarıdan gelen, gerekse bizzat ülke insanları arasından ihtida eden kişilerin artmasıyla, İspanya’da Müslümanlar 1980’li yıllardan itibaren çoğalmaya başladılar. Önce, İslâm dünyasının hatırasını hâlâ acılı bir şekilde içinde sakladığı Granada’da bir cami inşa edildi. Çok geçmeden onu Sevilla (İşbiliye), Kurtuba, Malaga, Almaria ve diğer şehirler takip etti. İspanya şehir ve kasabaları mescidler veya camilerle tanışır oldular.

Müslüman nüfusun hayli artmasıyla birlikte İslâmî usullere göre hayvan kesimleri başladı. "Helâl et" satış zincirleri oluştu.

Daha sonra, o topraklarda yetişmiş ve Batıyı aydınlatmış olan İbn Rüşd adına bir İslâm Üniversitesi açıldı. Derken Madrid’de İslâm Kültür Merkezi faaliyete geçti. Costa del Sol’da, Marbella’da ve Fuengirola’da muhteşem camiler boy gösterdi.

İspanyol resmî makamlarına göre bugün İspanya’da kendisinin Müslüman olduğunu resmen beyan etmiş 600.000 Müslüman bulunuyor. Kendilerini çeşitli sebeplerden dolayı gizleyenler bu rakamın elbette dışındadır. Ülkedeki iki büyük Müslüman Federasyonu dört yüz kadar derneği çatıları altında topluyor.

İspanya’da Müslümanlara haklarının verilmesine ilişkin kanunun gerekçesinde, “İslâm dini, İspanyol kimliğinin oluşumunda birkaç asırlık bir geleneğe ve manidar bir öneme sahiptir.” deniliyor. Bundan hareketle, Müslümanların hakları ve sorumlulukları bir bir sıralanıyor.

Müslümanların ibadethaneleri ihlâl edilemez ve dokunulamaz yerler olarak tasdik ediliyor. Mezarlıklarda Müslümanlar için belli bölümler tahsis ediliyor. Müslümanların Kur’ân ve Sünnet doğrultusundaki inanış ve yaşayışları garanti altına alınıyor. Müslüman cemaatler tarafından tayin edilen imamlar sosyal güvenlik kapsamına alınıyor. Müslümanlar askere alındıklarında, şayet isterlerse, kendi ibadetlerini aksatmayacak görevlerde istihdam ediliyorlar.

İki şahit önünde Müslümanların nikâh kıymaları kabul ediliyor ve kayda geçiriliyor. Hastanelerde, kışlalarda ve hapishanelerde Müslümanların dinî ihtiyaçlarına göre tedbirler alınıyor.

Diğer dinler gibi Müslümanların da dinî eğitim görmeleri, devlet okullarında din dersleri almaları garanti altına alınıyor. Din derslerini Müslüman cemaatin belirleyeceği öğretmenler veriyor. Maaşlarını ise devlet ödüyor.

İbadet yerleri ile Müslümanların dinî ihtiyaçlar için kullandıkları mekânlar vergiden muaf tutuluyor.

Gerek devlet işinde, gerekse özel teşebbüste çalışan Müslümanlara cuma namazı için izin hakkı tanınıyor.

Ramazan ve Kurban bayramları için Müslümanlara resmen izin veriliyor. Bugünlere rastlayan imtihanlar veya başka görevler diğer günlere kaydırılıyor.

Okullarda, kışlalarda ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında İslâmî usullere göre kesilmiş et bulundurulması ve Müslümanların yemek ihtiyaçlarına riayet edilmesi yine kanun maddesi olarak belirleniyor.

Burada sayamayacağımız daha nice haklara kavuşan günümüz İspanya Müslümanları, İspanyol aydınlar tarafından yitirilen Endülüs medeniyetinin ihyası için bir umut ve atılmış ilk adım olarak değerlendiriliyor.

Diğer Batı ülkelerine de örnek olacak bu güzel teşebbüslerin İspanya gibi koyu Katolik ve son derece bağnaz bir ülkede başlatılmış olması, Endülüs ruhunun o topraklarda hâlâ etkisini kaybetmeden yaşamakta olduğunu gözler önüne seriyor.

Dört yüz yıl sonra güzelim Endülüs diyarı, yine ezan sesleriyle uyanıyor. Endülüs semalarından ezan sadaları yükseliyor. Endülüs medeniyetine beşiklik etmiş olan İspanya’da asırlar sonra İslâm, bir kere daha kendisini duyuruyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun