Kuran’ın hadislere göre tevilinin olması yanlış olmaz mı?

Tarih: 04.03.2021 - 09:19 | Güncelleme:

Soru Detayı

1. Hadis karşıtlarının “Hadislerin Kuran’a göre tevili gerekiyorken Kuran hadislere göre tevil oluyor.” şeklindeki eleştirisine nasıl yanıt verilir?
2. Hadislerin derece olarak Kuran’ın altında olmadığının delili var mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

Öncelikle ifade edelim ki, Kuran’ın hadislere göre tevil edileceğine dair bir kural yoktur. Ayetleri tevil eden müfessirlerin böyle bir kuralı sürekli izlediklerini gösteren bir bilgiye de rastlayamadık. 

Bununla beraber, hadis ayetlerin ilk tefsiridir. Bu sebeple ayetlerin anlaşılmasında onun da önemli rolü vardır.

Nitekim, Darimi Yahya b. Ebi Kesir’in şöyle dediğini bildirmiştir:

“Sünnet Kuran’a kadıdır, fakat Kuran sünnete kadı değildir.” (Darimi, Mukaddime, 49)

Buradaki “kadı” demek, Kuran’a hakim demek değildir. Aksine, “Sünnet, Kur’an’ı tefsir eder, manalarını açıklar” demektir.

Yahya b. Ebi Kesir’in bu sözünü açıklayan alimlerin hemen hepsi bu sözden bu mananın kast edildiğini bildirmişlerdir. Hatta rivayete göre, Ahmed b. Hanbel bu konuda “Ben böyle bir sözü söylemeye cesaret etmem. Benim söyleyeceğim: ‘Sünnet, Kuran’ı tefsir edip izah eder.’ şeklindedir” demiştir. (bk. Kurtubi, Tefsir, 1/39)

Allah Teala (cc), Hz. Peygamber (asm) Efendimize iki asli görev vermiştir: Tebliğ ve Tebyin. Yani ayetleri bildirmek ve o ayetleri açıklamak.

İşte, alimlerimizin dikkat çektiği konu budur:

Ayetleri ilk açıklayan, ilk tefsir eden ve uygulamalı olarak gösteren hadislerdir, Hz. Peygamber Efendimizin hayatıdır.

Bilgi için tıklayınız:

Hz. Peygamberin en önemli iki görevi nedir?

Cevap 2:

Hadislerin derece olarak Kuran’ın altında olduğu, şeriatın ikinci kaynağı olduğu bütün alimlerin ortak görüşüdür.

Hadisin, “Allah’ın kelamı, mucizevî olmak, namazlarda tilavet etmek, abdestsiz okumamak” gibi hususlarda Kuran’ın altında bir derecededir. 

Ancak, sahih hadislerin hükümlerine uymanın zorunluluğu bakımından Kuran ile aynı seviyededir. Bunun delilleri pek çoktur. Bazıları şöyledir:

“De ki: Allah’a ve resulüne itaat edin! Şayet bundan yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah kâfirleri sevmez.” (Al-i İmran, 3/32)

“Kim Resule itaat ederse, muhakkak ki Allah’a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, sen onların bekçisi değilsin.” (Nisa, 4/80)

“O/Muhammed kendi kesesinden konuşmaz. Onun söyledikleri kendisine vahyedilen vahiydir.” (Necm,53/3-4). 

Alimler bu ayetten şunu anlamışlardır:

“Allah’a itaat bizzat Allah için yapılır. Peygambere itaat ise, onu zatı için değil, Allah’ın elçisi olduğu hasebiyledir.” (bk. Maverdi, Tefsiru’l-Menar, 5/276-277)

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin, sizden olan ülü’l-emre de. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız- onu, Allah’a ve peygambere götürün. Bu, elde edilecek sonuç bakımından hem hayırlıdır hem de en güzelidir.” (Nisa, 4/59)

mealindeki ayette yer alan “Allah’a itaat edin” ifadesi Kuran’a bakar. “Peygambere itaat edin” ifadesi ise sünnete/hadise bakar.

Demek ki hem Kuran’a hem sünnete/hadise itaat etmek imanın gereğidir.

Şu hadis-i şerif de konumuza parlak bir ışık tutmaktadır:

"Şunu iyi biliniz ki bana Kuran-ı Kerim ile birlikte onun bir benzeri de verilmiştir. Dikkatli olun koltuğuna kurulan tok bir adamın size: 'Sadece şu Kuran lazımdır, onda bulduğunuz helali helal, haramı da haram kabul ediniz yeter.' diyeceği günler yakındır..." (Ebu Davud, Sünnet, 6, İmare 33; Tirmizi, İlim 10)

İlave bilgi için tıklayınız:

Peygambere uymak ve onun yolundan gitmek Allah'ın emri mi ...

Allah'ın elçisine uymamızı emreden ayetleri açıklar mısınız ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun