Kur'an yeterliyse, neden namazın nasıl kılınacağı yok?

Soru Detayı

- Eğer namazı hadislerden öğrenmek durumundaysak, o zaman neden Kuran yeterlidir ifadesi var?
-ggg
-hhh

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Kur'an yeterlidir. Çünkü Kur'an Hz. Peygamber (asm)'in sünnetine uymayı da emretmektedir.

Demek ki, sünneti bize ulaştıran hadisler de Kur'an’ın himayesindedir; onu tefsir eder.

- Kur'an’da “Kur’an’ın yeterli olduğunu” gösteren bir ayeti bilemiyoruz.

Bu konuda görünürde bu soruya uygun bir ayet varsa o da Ankebut suresinin 51. Ayetidir:

“Hem kendilerine okunan bu kitabı indirmemiz onlara kâfi gelmiyor mu?” (Enkebut, 29/51)

mealindeki ayette yapılan vurgu, Kur'an’ın hadislere / sünnete ihtiyaç duymadığı anlamına gelmez.

Bilakis, onun evrensel ve kıyamete kadar devam eden mucizelik yönüne işarettir. Zaten bu ayetin iniş sebebi, inkârcıların ulu orta mucizeler istemeleridir.

Meallerini vereceğimiz ayetlere dikkatle bakanlar bu gerçeği görürler.

Peygamber size her ne getirirse onu alın, sizi neden menederse ondan da sakının. (Haşr, 59/7)

Kim Resûlullah’a itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur. (Nisâ, 4/80)

“De ki, Allah’a ve Resulüne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse, elbette Allah küfre girenleri sevmez.” (Âl-i İmran, 3/ 32)

“De ki, eğer Allah’ı seviyorsanız bana ittiba edin; tâ ki Allah da sizi sevsin. … (Âl-i İmran, 3/ 31)

“Ey iman edenler! Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin. (Kur’ân’ı ve Resûlullah’ın öğütlerini) işitip durduğunuz hâlde ondan (Peygamberden) yüz çevirmeyin!” (Enfâl, 8/20)

Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle ve salihlerle birliktedir. İşte bunlar ne güzel arkadaştır!” (Nisâ, 4/69)

“Allah ve Resûlü, herhangi bir meselede hüküm bildirdikten sonra, artık inanmış bir erkek ve kadının, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” (Ahzab, 33/36)

“Hayır, hayır! Senin Rabbin hakkı için, onlar aralarında ihtilâf ettikleri meselelerde seni hakem kabul edip, sonra da verdiğin hükümden ötürü içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın sana tam bir teslimiyetle bağlanmadıkça iman etmiş olmazlar. (Nisâ, 4/65)

"Ey iman edenler, Allah'a itaat edin. Peygambere itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de (itaat edin). Eğer Allah'a ve âhiret gününe iman ediyorsanız, aranızda herhangi bir konuda ihtilafa düşerseniz, onu Allah'a ve elçisine götürün. Böyle davranmanız, daha iyidir ve sonuç itibariyle daha güzeldir." (Nisa, 4/59).

İslam alimlerine göre, Nisa 4/59. ayette söz konusu edilen "aranızda herhangi bir konuda ihtilafa düşerseniz, onu Allah'a ve elçisine götürün" mealindeki emirden maksat, işi Allah'ın kitabı Kur'an ile hayatta olduğu müddetçe Hz. Peygamber (asm)'in kendisi, vefatından sonra ise, onun sünnetine göre çözmek demektir. (bk. Abdulğani Abdulhalık, Hücciyetu’s-Sünne, 298)

İmam Şafiî de bu ayetin (Nisa, 4/59) yorumunda şunları söylemiştir:

"Ayette geçen 'İtaat' kelimesinin Allah için olduğu gibi, Hz. Peygamber (asm) için de ayrıca tekrarlanması, O'nun Kur'an'ın dışında yaptığı emir ve yasaklarına karşı da itaat etmenin gereğine işaret etmek içindir."

"'Sizden olan emir sahiplerine de' ifadesinde görüldüğü üzere, emir sahipleri için ayrıca bir 'itaat' kelimesinin kullanılmaması, aksine cümle içerisinde (atıf yoluyla) Allah ve Resûlüne karşı yapılması istenen itaate tâbi kılınarak ifade edilmesi, onlara yapılacak itaatin mutlak olmayıp, Allah'ın kitabı ve elçisinin sünnetine uyma şartına bağlı olduğunu göstermek içindir. (bk. İmam Şafii, er-Risale, 79-80)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun