Müslümanların, anlaşmazlık hususunda nasıl bir yol izlemesi tavsiye edilmektedir?

Tarih: 23.02.2015 - 10:43 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bildiğimiz üzere Nisa süresinin 59. ayeti diyor ki;
''Ey iman edenler!... Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz (Allah'a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız) onu Allah'a ve resulüne götürün; bu hem hayırlı, hem netice bakımından daha güzeldir.''
Yukarıda belirtilen ayette, Müslümanların anlaşmazlık hususunda nasıl bir yol izlemesi tavsiye edilmektedir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili ayette, Müslümanların bütün konularını Kitap ve sünnete göre çözmeleri emredilmektedir. Çünkü, işi “Allah’a ve Resulüne götürmek”ten maksat, Allah’ın kitabına ve Resulullah (asm)’ın sünnet-i seniyyesine, yani Kur’an’a ve sahih hadis kaynaklarına götürmek, onların emir ve yasakları çerçevesinde çözmektir.

- Ancak şunu hemen belirtelim ki, bu ayetin ifadesi, herkesin/her insanın ilgili bir konuyu Kur’an ve hadislere bakarak çözebileceği anlamına gelmez. Zira insanların hepsi Arapça bilmediği gibi, Arapların hepsinin de alim olmadığı bir gerçektir. Alimlerin hepsinin de kitap ve sünnetten hüküm çıkarması söz konusu değildir.

Ehl-i sünnet ve diğerlerinin de ilim adamları diye bir fenomene inandıkları bir realitedir.

Bu sebeple, “Ben her şeyi Kitap ve sünnetten çıkarırım.” demek, büyük bir haksızlık olur ve milyonlarca İslam aliminin akılını hafife almaktır.

Elbette her mümin ve Müslüman Kur'an ve hadisleri okumalı ve istifade etmelidir. Emir ve yasaklarına uyma konusunda hassas olmalıdır. Ancak ayet ve hadisleri tahlil ve değerlendirmede, mutlaka uzmanlarına sormalıdır. Uzmanlar da müçtehitlerdir. Bir hak mezhebe uygun olarak yaşamaktır.

Hangi bilim dalında olursa olsun, ilmi bir metni tahlil ve tefsir etmek, o alanda ihtisası gerektirir. İhtisas ise, uzun bir öğrenim neticesinde elde edilir. Rabbülalemin tarafından insanlığa akaid, ibadet, ahlaki prensipler, ameli hükümler ve daha bir çok talimatlar bildirmek üzere gönderilen Kur'an-ı Kerim'den hükümler çıkarmak da elbette büyük bir ilmi birikim ister.

Nitekim soruda geçen ayetin başında ulü’l-emr ünvanıyla müçtehitlere de sorulması emredilmektedir:

“Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere itaat edin ve sizden olan ulü’l-emre itaat edin. Eğer Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, onu Allah ve Resulüne götürün. Bu daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir.” (Nisa, 4/59)

Aynı surenin 83. ayetinde ise, bu durum daha net bir şekilde şöyle ifade buyurulur:

“Kendilerine güven veya korku hususunda bir haber geldiğinde, onu hemen yayıverirler. Hâlbuki onu Peygambere ve kendilerinden olan ulü’l-emre götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya gücü yetenler, elbette onu bilirlerdi. Allah'ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, pek azınız hariç, şeytana uyardınız.” (Nisa, 4/83)

Ayetin mealinde “sonuç çıkarmaya gücü yetenler” olarak mana verdiğimiz “istinbat” kelimesi, ayette geçen ve kendisine müracaat edilmesi emredilen “ulü’l-emrin” müçtehit âlimler olduğuna delalet etmektedir.

İlave bilgi için tıklayınız:

"Bir kimse ilmi olmadan 'bence, bana göre' diyerek kendi aklına göre ... 
Mezhepler Dosyası ve müçtehitlere uymanın gereğiyle ilgili ayetler...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun