Kur'an'da neden Hz. Muhammed'in aile hayatı ile ilgili bilgiler bolca bulunmaktadır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Sizin bu sorunuzdan hareketle diyebiliriz ki, bu konuların Kur’an’da yer alması, imanı sağlam olanlarla imanı zayıf olanların test edilip birbirinden ayırt edilmesi içindir.

“İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece ‘İman ettik’ demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar? Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.”(Ankebut, 29/2-3) mealindeki ayetlerde bu gerçeğin altı -kalın çizgilerle- çizilmiştir. Bu sebeple, şeytanın tuzaklarına düşmemek için dikkatli olmak zorundayız. Aklımızın almadığı her şeye hurafe deyip geçiştiremeyiz. Her şeyi bilmemiz de mümkün değildir.

Dinin iki temel unsuru vardır. Birincisi; imandır. İman inanmayı, Allah’a ve Resülüne güvenmeyi, onları yakından tanımak için gereken bilgileri araştırmayı gerektirir. İkinci unsur ise, İslam’dır. İslam ise, Allah’a ve Resulüne teslim olmayı gerektirir.

Kur’an’a iman eden elbette Allah’a ve Resulüne de iman etmek zorundadır. Bunlara iman ise, onların hileye, yalana, ahlak dışı şeylere tenezzül etmeyeceklerine inanmak demektir.

“Kalplerinde bir hastalık mı var; yoksa şüphe içinde midirler, yahut Allah ve Resûlünün kendilerine zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır, asıl zalimler kendileridir!”(Nur, 24/50) mealindeki ayette, Allah ve Resulünün her türlü yanlıştan uzak olduklarına işaret edilmiştir.

Bununla beraber, bir iki yerin dışında öyle abartıldığı gibi, Hz. Peygamber (a.s.m)’in evliliğinden söz edilmemiştir. Bazı ayetler, Efendimizin kutsal ailesini bir canlı iffet timsali olarak gösterilmiştir. Diğerlerinden daha farklı konumlarına işaret edilmiştir. Ahzab suresinde, Hz. Peygamber (a.s.m)’in çok evliliği -onun keyfine bağlı olarak değil- Allah’ın hikmetli izni ve zımnî emriyle gerçekleştiğine işaret edilmiştir. Aynı ayetin arkasından gelen ayette onun bir daha evlenemeyeceğine kesin hüküm verilmiş, böylece -dolaylı olarak- onun bütün evliliklerinin ilahî emirler doğrultusunda cereyan ettiğine vurgu yapılmıştır.

En çok konuşulan Hz. Zeyneb’le evlenmesi ise, -bize göre- başlı başına bir mucizedir. Arapların soyluluğa çok önem verdiği, kölelere hiç değer vermediği bilinmektedir. Hz. Peygamber (a.s.m) halasının kızı Zeyneb’i, o istemediği halde, sırf Hz. Peygamber (a.s.m)’i kıramadığı için, evet dediği azatlı kölesi Zeyd’le evlendirmesi, sonra Zeyd’in boşamasından sonra kendisinin onunla evlenmesi, özellikle “evlatlık aldıkları kimsenin kendi çocuğu olarak telakki edildiği” bir bölgede bunu yapması, başlı başına bir mucizedir. Kur’an’ın da işaret ettiği gibi, kendisi böyle bir sahnede yer almayı asla istemediği için, Zeyd’in boşanma isteğini hep geri çevirmiş, sabır tavsiye etmiştir. Üstelik, Kur’an’da onun bu endişesine de işaret edilmiştir.

Bütün bunları alt altta, üst üstte koyun ve insanların en akıllısı, en onurlusu, en hikmetlisi, en şereflisi, en saygını, dostları kadar düşmanları da en çok olan Hz. Muhammed (a.s.m) gibi afif ve nezih bir insanın kendi isteğiyle böyle dostlarını üzen, düşmanlarını sevindiren bir sahnede rol alması düşünülebilir mi? Ama realite, bu sahnede yer aldığını göstermektedir. Demek ki, bu işler onun isteği dışında, yukarıdan gelen emirlerin bir sonucu olarak cereyan etmiştir. Bu ise, onun hak peygamber olduğunun belgesidir. Tabii ki düşünebilenler için..

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR