Kul hakkı alacaklı kişi cennetlik ise, alacağını bekler mi?

Soru Detayı

- Maddi veya manevi kul hakkında alacaklı insan, alacağını almadan cennete giremez mi?

- Bunun hakkında ayet veya hadis var mı?

- Bir müminin kafir birinden alacağı olursa durum nedir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kıyamet günü, adamına göre zaman uzar veya kısalır.

Ayetlerde kıyamet günü için “elli bin” (Mearic, 70/4) ve “bin” (Secde, 32/5) sene ifadeleri kullanılmıştır.

“Altınla gümüşün haklarını vermeyen hiçbir altın ve gümüş sahibi yoktur ki, kıyamet gününde bunlar ateşten levhalar haline getirilip de cehennem ateşinde kızdırılarak onlarla sahibinin yanları alnı ve sırtı dağ­lanmasın... Bu levhalar soğudukça miktarı 50.000 sene olan bir günde, kul­lar arasında verilecek hüküm bitinceye kadar sahibine azâb için tekrar (kız­dırılarak) iade olunacaklardır. Nihayet kendisine ya cennete yahut cehenneme doğru giden yol gösterilecektir.” (Müslim, Zekat, 24)

Ebu Hureyre’den nakl edilen diğer bir rivayete göre Hz. Peygamber (asm);

“Sahi onlar, o en mühim günde, yani bütün insanların Rabbülâlemin’in divanında duracakları günde, diriltilip toplanacaklarını düşünmezler mi?” (Muttaffifîn, 83/4-6)

mealindeki ayeti açıklarken, şöyle buyurmuştur:

“İnsanların Rabbülâlemin’in divanında duracakları gün, elli bin senelik bir zaman diliminin yarım gününü oluşturur. Ancak mümin kimseler için, güneşin zeval vaktinden battığı zaman arası bir miktar kadar asan olur.” (bk. İbn Hacer, 11/394)

Bütün hak hukuklar, mahşer meydanında, mahkeme-i kübrada halledilecek. Alacaklı da hakkını almadan bir yere gitmez. (Herhalde, cennetlik olan kimse, bu işin uzun süreceğini düşündüğü zaman yapacağı en akıllıca iş hakkından vaz geçmektir. Alacaklı böyle bir yolu tercih etme hakkına sahiptir.) 

Şunu unutmayalım ki, -yukarıda geçen hadiste belirtildiği üzere- mahşerdeki hesaplar adamına göre uzar-kısalır. Yıllarca orada bekleyenler yanında şimşek gibi çakıp gidenler de vardır. 

Bir ayeti açıklarken  İbn Abbas şöyle demiştir:

“Kıyamet günü Allah’ın sonsuz rahmetiyle, müşrik ve kâfir olmayan günahkâr müminleri affettiğini görünce, kendi aralarında konuşup 'Gelin müşrik olduğumuzu inkâr edelim.' diyecekler ve 'Vallahi biz müşrik olmadık.' (Enam, 6/23) demeye başlayacaklar. Bunun üzerine Allah onların organlarını (ellerini, ayaklarını, derilerini) konuşturdu. Organları kendilerinin müşrik olduklarını söyleyip aleyhlerinde şahitlik edince de, Allah 'Onlar Allah’a karşı hiçbir sözlerini saklayamazlar.' buyuracaktır." (Taberi, İbn Kesir, ilgili ayetlerin tefsiri)

Bundan da anlaşılıyor ki her şey mahşerde cereyan edecektir. Kara günü, kıyamet günüdür.

Hesabın görülmesi noktasında bir sıkıntı yoktur. Çünkü, Allah “Seriu’l-hisab”tır, yani hesabı çok çabuk görendir. Kişinin hesabının uzun veya kısa sürmesi, Allah’ın hesap görücü olmasına göre değil, insanların orada ceza türünden fazla sıkıştırılıp sıkıştırılmayacağına bağlıdır. 

Buna göre, alacaklı olan kişinin hesap süresi bittiği halde, karşıdaki hasmının durumu devam edecekse, hakkını ilk alma sırası ona verilir. Yani alacaklılar, kendi hesaplarının durumuna göre haklarını alma sırasına girerler. Çünkü, Kur’an’da defalarca ifade edildiği üzere, hiç kimseye zerre kadar haksızlık edilmez. Halbuki, eğer alacaklı kişi, kendi hesabını verdiği halde orada fazladan durdurulursa, ona bir haksızlık olur. Demek ki dediğimiz sıra durumu, adaletin bir gereğidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR