Peygamberimize gelen vahyi yanındakiler de işitiyorlar mıydı?

Soru Detayı

- Rasûlüllah (asm)'in uyanık halde iken vahiy meleğinin onun gönlüne vahyi ilka etmesidir. Vahyin bu şekli şu hadis-i şerifte bildirilmektedir:

- Peygamberimize uyanık şekilde de vahiy geliyordu .. "Ruhu'l-Kudüs kalbime, 'Hiçbir nefis rızkını tüketmeden ölmeyecektir.' diye üfledi. O halde Allah'tan korkun ve rızkınızı meşru yoldan arayınız."

Bu vahiy seklinde peygamberimize ayetler ilham yoluyla kalbine mi geliyordu yani söyleyecekleri aklından mı geçiyordu yada bu vahiy şekli ayetlerde değil yalnız hadislerde mi oluyordu?

- Bir de vahiy geldiği zaman ashabından yanında olanlar da oluyordu bazen, bu durumda Cebrail ile konuşmasını o an yanında bulunanlar ayeti Cebrail okurken peygamber efendimize yanındaki kişi Cebrail’in sesini duymuyor muydu?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

 “Allah'ın vahiy ile veya perde arkasından, yahut bir elçi gönderip ona kendi izniyle dilediği şeyi vahyetmesinden başka bir suretle konuşması hiçbir insana müyesser olmaz. O yücedir, hikmet sahibidir." (Şûrâ, 42/51)

âyetinde vahiy şekillerinden üçü vurgulandığı gibi, vasıtalı ve vasıtasız vahiy şekillerine de işaret edilmiştir

- Hz. Peygamber (asm)'e gelen vahyin geliş biçimi, değişik şekiller arzetmektedir:

Rüyay-ı sâdıka: Hz. Âişe'nin belirttiğine göre, Hz. Peygamber (asm)'e ilk vahiy, rüya şeklinde tezahür etmiştir. Hz. Peygamber (asm)'in gördüğü rüyalar, sabahın aydınlığı gibi ortaya çıkardı. (Buhârî, Bed'ü'l-Vahy, 3)

Cebrail'in görünmeden getirdiği vahiy: Bazen olur ki, Hz. Peygamber (asm) uyanıkken melek, görünmeksizin onun kalbine vahiy ilka ederdi.

"Rûhu'l-Kudüs kalbime şu sözü fısıldadı: Hiçbir nefis rızkını tastamam almadıkça ölmez. Öyleyse Allah'tan sakının da rızkınızı güzel ve meşru yollardan arayınız." (Aclûnî, Keşfu'l-Hafa, I/231)

hadis-i şerifi, vahyin bu çeşidine işaret etmektedir.

Cebrail'in insan suretinde temessül ederek vahyetmesi. (Buhârî, Bed'ü'l-Vahy, 2)

İmân, islâm ve ihsandan bahseden meşhur Cibril hadisi, bu çeşit vahyin bir örneğini göstermektedir. (Buhârî, İman, 57)

Siyer kitapları, Cibril'in çoğunlukla sahabîlerden Dihye suretinde geldiğini bildirmektedirler. (bk. Keskioğlu, Osman, Kur'a'n-ı Kerim Bilgileri, 30)

Meleğin çan sesine benzer bir sesle hitap etmesi: Hz. Âişe'nin bildirdiğine göre, Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurmuştur:

"Bazen bana çan sesine benzer bir sesle hitap edilir. Bu bana en ağır gelen vahiy şeklidir. Sonra melek benden ayrılıp giderken, ben de gelen vahyi tastamam hıfzetmiş olurum." [Buhârî, Bed'ü'l-Vahy, 2; Vahyin çeşitleri için ayrıca bk. İbn Kayyım el- Cevzî, Zâ'du'l-Meâd, (trc. Şükrü Özen), I/24-25; Niyazi Beki, Kur’an’ın yüksek ve parlak bir tefsiri Risale-i Nur, 51-54]

 “Sana vahyedileni unutmamak için, hemen anında tekrarlayıp bellemek için dilini kımıldatma. Çünkü vahyi senin kalbinde toplamak ve onu okutmak Bize ait bir iştir. O halde Biz Kur’ân’ı okuduğumuzda, sen de onun okunuşunu izle!” (Kıyamet, 75/16-17)

mealindeki ayetin nüzul sebebi şudur: Abdullah b. Abbas’ın bildirdiğine göre, Hz. Peygamber, Melek’in kalbine indirdiği vahyi, unutma korkusuyla acele ile tekrarlıyor ve tabii ki bu esnada (her tarafı vahye karşı sakin bir vaziyet alırken) dilini de kımıldatıyordu. İşte yukarıdaki ayette onun bu telaşı vurgulanıyor ve rahat olması, vahyi unutmasının söz konusu olmayacağı, vahyin sahibi olan Allah’ın onu hafızasında sabitleştireceğine işaret edilmiştir. (bk. Razî, ilgili ayetin tefsiri)

- Kur’an’ın vahyi, ilham değildir. Fakat o da Hz. Cebrail vasıtasıyla Hz. Peygamberin hem mana ham lafız olarak kalbine ilka edilmiştir.

“Elbette bu Kur’ân, Rabbülâlemin’in indirdiği bir kitaptır. Onu Rûhu’l-emin (Cebrail), uyaran nebîlerden  olman için, senin kalbine açık ve vazıh bir Arapça ile indirmiştir.” (Şuara, 26/192-195)

mealindeki ayetlerde bu gerçeğin altı çizilmiştir.

- "Vahiy" kelimesi, (VHY) fiilinin mastarı olup lügatte, gizli konuşmak, emretmek, îma ve işaret etmek, acele etmek, seslenmek, fısıldamak, mektup yazmak ve ilham gibi anlamlara gelmektedir. (bk. el-Cevherî, es-Sihah; İbn Manzûr, Lisânü'l-Arab, "VHY" maddesi)

- Demek ki, Vahiy indiği zaman  orada hazır bulunsa da, peygamberin dışında bir kimsenin onu işitmemesi, Vahiy kavramının ihtiva ettiği “gizlilik” anlamının da gereğidir.

Bu sebeple, sahabenin vahiyleri işitmemeleri normaldir ve vahiy esprisinin de gereğidir.

Kaldı ki, Hz. Peygamber de vahiy indiği zaman meleğin sesini işitmiyordu. Sadece -yukarıda geçtiği üzere- “Bazen çan sesine benzer bir sesle hitap edilirdi. Ve bu vahyin en ağır olanıydı”.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR