Varaka öldükten sonra vahiy neden durdu?

Tarih: 27.09.2022 - 14:52 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bir Hristiyan bana, Hz. Hatice'nin kuzeni öldükten sonra vahiy neden durdu, diye soru sordu. Ben durmadı dedim ve 23 yıl vahyin devam ettiğini söyledim.
- Neden durduğunu ve kaç gün vahyin kesintiye gittiğini de bilmiyorum.
- Lütfen bu konuyu açıklığa kavuşturmanızı rica ediyorum. Bir şekilde bu benim inancımı etkiliyor.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hz. Aişe tarafından uzun bir şekilde anlatılan bu olayın konuyla ilgili bölümünde, Hz. Hatice Hz. Peygamber (asm) Efendimizi teselli ettikten sonra birlikte Varaka’nın yanına giderler ve Hz. Peygamber’in (asm) anlattıklarını dinleyen Varaka, “Sana bu görünen, melektir. O, Hz. Mûsâ’ya da inmiştir. Ah genç olsaydım da sana yardım etseydim; kavmin seni sürüp çıkardıkları vakit hayatta olsaydım!” dedi. Hz. Peygamber: “Onlar beni çıkaracaklar mı?” diye sordu. Varaka, “Senin getirdiğin gibi bir dini getiren herkese düşmanlık edilmiştir! O gününü görürsem, sana yardımda bulunurum!” dedi. Ancak çok geçmeden Varaka vefat etti ve vahiy de bir süreliğine kesildi. (Buḫari, Bed’ü’l-Vahy, 3)

Özetle aktardığımız Hz. Aişe hadisinde, “çok geçmeden Varaka vefat etti ve vahiy de bir süreliğine kesildi.” ifadesi bulunmaktadır.

Burada Varaka’nın ölümüyle vahyin bir müddet kesilmesi, “vav” harfiyle birbirine bağlanmıştır. Arapçada vav, atıf (bağlaç) olabildiği gibi; istinafiye (başlama) anlamında da kullanılabilir.(1)

Bu rivayette vav, istinafiye anlamındadır. Buna göre vahyin, Varaka’nın yaşamı ya da ölümüyle bir ilgisi yoktur.(2)

Kimi oryantalistler, İslam vahyi konusunda kuşku uyandırmak için onu, Varaka ile ilişkilendiriyorlar. Varaka’nın, Hz. Hatice’nin yakın akrabası olması, peygamberin, -rivayetlerde açıklandığı üzere- ilk vahiy geldikten sonra onunla görüşmesi ve Varaka’nın önceki semavi kitapları bilmesi gerekçe gösteriliyor. Hatta vahyin bir süre kesintiye uğraması da -hâşâ- Peygamberin (asm) ondan gerekli bilgiyi alması süresi olarak yorumlanabiliyor.

Nitekim oryantalist W. M. Watt (1427/2006), bu bağlamda şunları iddia etmektedir:

“Hz. Muhammed’in peygamber olduğu haberine dair anlatılan hikâyelerden açıkça anlaşılıyor ki, Hz. Peygamber, ilk vahiy tecrübesini, Varaka (Hz. Muhammed’in hanımı Hz. Hatice’nin yakın akrabası) gibi Yahudi-Hıristiyan vahiy mefhumu hakkında birtakım şeyler bilen kişilerin yardımı ile yorumlamıştı.”(3)

Halbuki aktardığımız rivayette Hz. Peygamber Efendimiz (asm), Varaka’dan herhangi bir bilgi almadığı gibi; aksine Varaka, “Ah keşki, senin davet günlerinde genç olsaydım; kavmin, seni çıkaracakları zaman keşke yaşasaydım. Şayet senin davet günlerine yetişirsem, sana son derece yardım ederim.” demektedir.(4)

Görülüyor ki iddialarını dayandırdıkları rivayet, söz konusu iddiayı kendiliğinden yalanlıyor.

Ve yine Varaka böyle bir bilgiye sahip idiyse, niçin o, kendisine öğrettiği kişiden (Hz. Muhammed’den) önce böyle bir nübuvvet iddiasında bulunmamıştır.

Varaka, peygamberliğin eğitim yoluyla kazanılamayacağını bilmeyecek derecede bir cahilse, zaten ona itibar edilemez.

Aynı zamanda söz konusu rivayette, çok geçmeden Varaka’nın ölümünden ve fetret hadisesinden bahsedilmektedir. Varaka kısa sürede öldüğüne göre, yirmi iki küsür senede devam eden, vahiy, nasıl olmuş da hiçbir kesintiye uğramadan sürmüştür?

Müşrikler, Hz. Peygamber Efendimize (asm) çeşitli iftiralar atarlarken, niçin, onu bir Yahudi ya da Hristiyandan ders almış diye itham etmediler? Hâlbuki onlar, düşman gördükleri Abdullah oğlu Muhammed’i, şimdiki oryantalistlerden daha iyi tanıyorlardı.

Mademki Varaka, peygambere vahiy tecrübesinde(!) yardımcı olmuşsa, niçin Yahudiler, Medine’de söz konusu iddiayı ortaya atıp nübuvveti, itham altında bırakarak, böyle bir fırsatı değerlendirmediler?

Oysaki onların aralarında Tevrat’ı bilen onlarca âlim bulunmaktaydı. Üstelik onların İslam Peygamberinden hoşnut olmadıkları Kuran ile sabittir:

“Yahudiler de Hıristiyanlar da sen onların yoluna uymadıkça, asla senden hoşnut olmazlar.” (Bakara, 2/120)

Vahyi gönderen Allah'tır, Allah dilerse vahiy gönderir, dielemezse göndermez. Bu durum bile tek başına, Hz. Peygamberin (asm) Allah'ın Elçisi olduğunun ispatırı. 

Vahyin ne kadar kesintiye uğradığı konusuna gelince:

Sahih bir ivayete göre, Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurur:

Ben, Hira’da bir ay bulundum, itikafımı bitirdiğim zaman aşağıya indim. Vadinin içinde bulunduğum zaman bana seslenildi. Hemen, önüme arkama, sağıma soluma baktım. Fakat kimseyi göremedim. Sonra bana seslenildi. Bu defa başımı yukarı kaldırdım, bir de baktım ki o, (Cebrail) havada kürsi (taht) üzerinde bulunuyor. Bundan dolayı beni şiddetli bir sarsıntı aldı. Hatice’ye geldim ve beni örtün, dedim. Beni örtüp bürüdüler. Sonra üzerime su döktüler. Bunun üzerine Yüce Allah, “Ey örtüye bürünen, kalk, artık inzar et, Rabbini artık büyükle ve elbiselerini temiz tut.” (Müddessir, 74/1-5) ayetlerini indirdi.”(5)

İlave bilgi için tıklayınız:

Peygamber'imizin, ilk vahiyden sonra, Varaka bin Nevfel'den telkin ...

İnkıta-ı vahiy denilen vahyin bir ara kesilmesi Peygamberimiz ...

Kaynaklar:

1) İbn Hişam, Muğni’l-Lebib, Beyrut, 2006, 2/414.
2) Zebidî, Sahihî Buharî Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi, (Ahmed Naim, Kamil Miras) Ankara, 1987, 1/13.
3) Bk. Watt, W. M. Modern Dünyada İslam Vahyi, (çev. Mehmet S. Aydın), s. 63; Bodley, R. V. C., Tanrı Elçisi Hz. Muhammed  (Çev. Semih Yazıcıoğlu), s. 61. 65.
4) Buhari, a.y.; Müslim, İman, 252;
5) Müslim, İman, 257; bk. Zertürk, Hidayet. Fetretü'l-Vahy (İslami Vahyin Bir Süreliğine Kesintiye Uğraması), Yüksek Lisans, İstanbul Üniversitesi, 2015.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun