Archaepteryx Sürüngenlerle Kuşlar Arasında Ara Form mudur?

Archaepteryx Sürüngenlerle Kuşlar Arasında Ara Form mudur?

Sorular:

1- Kuşların kemik yapısını gösteren, kemiklerinin içi boş dinozor var mı?

2-Tüylü dinozor var mı? Varsa bu tüy çeşidi ne Kuş tüyü mü yoksa kıl mı? Tüylü olması neyi değiştirir?

3-Archaepteryx’in kemiklerinin içi dolu mu? Kuyruğu omurgalı yapıda mı, omurgalı olması kuş olmasına engel mi?

4-Sahte Archaepteryx  fosili var mı? 1988 de Arif Sarsılmaz sahte demiş ama, son kitabında sahteliği konusuna hiç değinmemiş. Başka sitelerde 1999 yılında Çin’de bulunan fosilin ise, sahte olduğu, çoğu parçanın yapıştırma olduğu dinokuş fosili oluşturmaya çalıştıkları yazmakta.
 

Cevap:

Yukarıdaki soruların hepsi de Archeopteryx’in sürüngenlerle kuşlar arasında ara form olup olmama özelliğiyle ilgilidir. 1861 yılında müze müdürü Widword tarafından bulunan bir fosil, Archeopteryx olarak adlandırılmış ve sürüngenlerle kuşlar arasında ara form olarak ileri sürülmüştür. Daha sonra detaylı yapılan çalışmalarda bu fosilin taş üzerindeki tüy izlerinin elle yapıldığı, yani sahte olduğu, fosilin kendisinin bir kertenkeleye ait olduğu iddia edilmiştir.

Bu Archeopteryx fosilinin günümüzden yaklaşık 140 milyon yıl önce yaşadığı belirtilmektedir. Ancak, Sankar Chatterje tarafından Batı Teksas çölünde protoavis (ilk kuş) olarak adlandırılan ve günümüzden 225 milyon yıl önce yaşamış olan bir fosil bulunmuştur (Time, 25 Ağustos, 1986, s.36.).

Archeopteryx fosilinden 85 milyon yıl önce yeryüzünde yaşadığı anlaşılan bu fosil, kuş yapısındadır ve kuşların atası olarak kabul edilmektedir. Bu durumda Archaepteryx’in ara form olma özelliği de ortadan kalkmaktadır.

Ben kuşlar üzerinde ihtisas sahibi değilim. Biz bu bilgileri, ilgili kaynaklardan temin ederek sizlerin istifadesine sunuyoruz. Şimdi size, kuşlar üzerinde ihtisas sahibi olan Alan Fudiccia’nın bu konudaki görüşlerini vereceğim. Fudiccia şöyle diyor:

Yirmi beş sene boyunca kuşların kafataslarını inceledim. Dinozorlarla aralarında hiçbir benzerlik görmüyorum. Kuşların dört ayaklılardan evrimleştiği görüşü, paleontoloji alanında yirminci yüz yılın en büyük utancı olacaktır” (Shipman,P. Birds do it. İt Did Dinosaurs? New Scientist, 1 Şubat, 1997, s.28).
Bir konu hakkında ehli ihtisas konuşunca, diğerlerine susmak düşer.

Benim merak ettiğim bir konu var. Bu sorulara muhatap olan ve bunları dile getirip bu tip meselelerle uğraşan arkadaşlar kuşlar üzerinde çalışan ihtisas sahibi kimseler midir, yoksa merakını gidermek ve bu konudaki evrim çalışmalarından bilgi ve feyiz almak isteyenler midir? Birinci grupta olanlara bir sözüm yoktur. Onlar mesleklerinin gereği olarak ileri sürülen delilleri inceler, değerlendirir ve görüş beyan ederler.

Bunlar şayet ikinci gruptan kimseler ise, onlar tavsiyem şu olacaktır. Buradan sizi aydınlatacak ve sahili selamete çıkaracak ve size engin ve zengin bir bilgi ve feyiz sunacak bilgi ve bulgular beklentisi içerisinde iseniz, büyük bir şekilde yanıldığınızı kesinlikle söyleyebilirim. Bu evrim felsefesi sahası sizi taştan taşa vurur. Sizde ne göz ve akıl ve ne de sağlam fikir bırakır. Çünkü, bu konularda yeterli ihtisası ve tahkiki imanı olmayan insanlar hep manen ve aklen perişan ve divane olmuşlardır. Sizi de böyle bir sonucun beklediğinden hiç şüphe etmeyin.

Burada ne demek istediğimi şöyle bir misalle belki daha iyi ortaya koyabileceğim. Kabul edin ki, bir araştırıcı yarısı kuş ve yarısı da sürüngen özelliğinde bir fosil buldu. Ateizmi savunan evrimciler kuşların tesadüfen sürüngenlerden evrimleştiği iddialarına bu fosili delil olarak ileriye süreceklerdir. O zaman ne yapacaksınız? Evrimcilerin iddia ettiği, şekilde canlıların tesadüfen birbirinden meydan geldiğini kabul edip, bir yaratıcıyı devreden çıkaracak mısınız? Öyle yaptığınız takdirde bu vadide divane olmanız kaçınılmazdır.

Şayet “Allah şimdi her bir canlıyı nasıl tek hücreden yaratıyorsa, geçmişte de öyle bir canlı yaratmıştır. Böyle anormal yapılar, sistemli bir silsilenin ucu ve başlangıcı olamaz” mı diyeceksiniz. İşte bunu diyebilecekseniz mesele yok. O zaman paçayı kurtarırsınız.

Bu konuda tereddütlerinizi ve beklentilerinizi ortadan kaldırmak için, şimdi aynı şeyi söyleyin ve deyin ki, “Her şeyin dizgini Allah’ın elindedir. Bir atom dahi O’nun ilim, irade ve kudretinin haricinde değildir. Bu günkü canlıları ve cansızları yarattığı gibi, geçmiştekileri de O yaratmıştır, gelecekteki varlıkları da yine O yaratacaktır. Bize düşen O’nun bu sanat eserlerini incelemek, bize ihsan ettiği bütün bu kâinattaki varlıklar için O’na hamd ve şükretmektir.”

Eğer, Allah var mıdır, yok mudur? Bu konudaki delili, geçmişteki bir takım fosillerin varlığı veya yokluğuyla test etmeye çalışırsanız, işi daha başında kaybettiniz demektir. Çünkü bu sahaya böyle bir beklentiyle girenlerin hiç biri sağlam çıkamamışlardır. Sizler istisna olamazsınız. O bakımdan, derinliğinden emin olmadığınız bataklığın içerisine gözü kapalı dalmayın. Sonra pişman olmak fayda vermez.

Selam ve Dua ile..

Prof.Dr.Adem TATLI

Okunma sayısı : 24
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun