Allah nerede?

Sesli dinle

Bir kayanın üzerinde oturuyor, akan suya bakıyorduk...

Yanımdaki arkadaş suskundu, özel dünyasına dalıp gitmişti...

Bir ara göz ucuyla ona bakarken “Ne düşünüyor acaba?” sorusu geçti aklımdan...

Bir süre, suda parlayıp sönen kabarcıkları seyrettikten sonra başını kaldırdı, bana döndü. Baktım, yüzünde aşina olduğum anlam yüklü bir ifade belirmiş. Soracak...

Merakının bütün derinliğini sesine yükleyerek, “Söyler misin bana” dedi, “kâinatın sınırı var mı?”

“Elbette.” dedim...

“Peki, sınırın ötesinde ne var?”

“Sınırsız boşluk... Ötede ne madde var, ne zaman, ne de mekân...”

“Allah bu sınırın berisinde bir yerde mi?”

“Hayır... Ustayı eserin içinde aramamalı... Yaratan, yaratılanın içinde olamaz...”

“Öyleyse sınırın ötesinde bir yerde olmalı...”

“Asla! Ne kâinatın içinde ne de sınırın ötesinde bir yerdedir...”

“Peki, nerede öyleyse?”

Bu büyük soru karşısında hayli zaman sustum ve düşündüm... Sükûtumu saygıyla karşıladı ve merakının şiddetini yitirmeden bekledi...

“Sen” dedim, “soruyu sorarken yanlış bir noktadan yola çıkıyorsun...”

“Nasıl?”

“Nerede, sorusu bir mekânı, bir yeri hatıra getirir. Yer tutmak ise, maddi varlıklar için söz konusu. Allah hakkında sorulan ‘Nerede?’ sorusu, ‘Allah da diğer varlıklar gibidir, onların bir mekânı var, şu hâlde onun da bir mekânı olmalı.’ diye düşünmenin ürünü... Eğer nitelikleri sonsuz olan zatı bir maddi varlık gibi düşünürsen, daha baştan yanlış yapar, çıkmaza girersin...”

Tedirgin bir tavırla, “Umarım beni yanlış anlamazsın.” dedi. “Ben inanan bir insanım. Merakım da bu yüzden... İnsan, inandığı zatı tanımak istiyor. Hayal etmeye çalışıyorum, olmuyor...”

“Hayalin sınırlı. Sınırlı olan sınırsızı içine alamaz... Allah ne maddedir, ne cisimdir, ne de yer tutar... Maddeden münezzeh bir varlık için yer düşüncesi anlamsızdır...”

Sustu... Gökyüzüne baktı, bulutları seyretti bir süre. “Biz” dedi, “galiba aklımıza fazla güveniyoruz...”

Kategori:
23 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun