Allah her yerde nasıl hazır ve nazır oluyor?

Sesli dinle

“Allah her yerde hazır ve nazırdır, ama aynı zamanda hiçbir yerde değildir.” diyorlar.

Bu nasıl iştir anlamadım! Sen bir şeyler anlamışsındır belki.

Bir de şu… Allah hem sonsuz uzakmış hem de insana şah damarından daha yakınmış.

Bu nasıl bir uzaklık, ne biçim yakınlıktır? Üstelik, bu söz bir mesafeyi, bir yeri hatıra getiriyor.

Evet, Allah isimlerinin tecellileri olan fiilleriyle her yerde hazır ve nazırdır. Yani her yerde bulunuyor, her şeyi görüyor, biliyor.

Fakat zatı, kendisi mekândan münezzeh, hiçbir yerde değil. Bir mekânı, yeri, konumu, sınırı yok. Zaten bir yerde olsaydı her yerde olamazdı.

Hem her yerde olup hem de hiçbir yerde olmama meselesini şu misalle daha iyi anlayabilirsin:

Güneş, dünyanın her yerindedir, ama aynı zamanda hiçbir yerinde değildir.

Şimdi onun ısıtıcı, aydınlatıcı, renklendirici niteliklerini düşün.

Hem her bir varlığı hem de tüm dünyayı ısıtır, aydınlatır. Rengini verir her cisme.

Nasıl yapar bunu? Uzaktan, onların yanına gelmeden. Fiilleri, etkileriyle belli eder kendini.

İşte bu örnekle bak konuya. Allah da isimleriyle tecelli eder, belirir, görünür, yapar, yaratır.

Tesiriyle her yerdedir. Her şeyi bilir, her durum için sınırsız iradesiyle tercihler yapar.

Dilediğini yaratır, böylece sonsuz kudretini gösterir. Eserlerine suretler, şekiller, biçimler verir. Canlıları besler, büyütür, yaşatır.

Her yerde onun izini görürüz, ama yüzünü göremeyiz. Her iz, her belirti, her nişan ondandır. Onu gösterir, onu bildirir.

Kendini eserleri ve fiilleriyle tanıtıyor, her yerde. Görünmemesi olmamasına kanıt sayılabilir mi hiç! Göz görmüyor, evet. Fakat akıl görüyor.

Eline bir kitap al, içine, dışına iyice bak. Yazarını görebilir misin? Hayır! Yok mu peki? Böyle mantık olur mu! Akıl nerede kalır o zaman, ne işe yarar!

İlmiyle, sanatıyla, iradesiyle oradadır yazar, kitaplarındadır. Yazılarının ulaştığı her yerdedir, ama bu yerlerin hiçbirinde değildir aynı zamanda.

“İnsana şah damarından daha yakın” (Kaf, 50/16) sözü maddi bir mesafeyi dile getirmek için söylenmiyor. 

Evet, Allah sana yakın, sen ondan uzaksın. Bu hakikate yine güneş misal olabilir.

Renkleri, ışıkları, ısısıyla güneş sana pek yakın. Gözünün içine kadar giriyor.

Her yerde onun pırıltılarını, renklerini, hararetini görüyorsun, ısısını hissediyorsun. 

Fakat sen güneşten pek uzaksın. Yaklaşmak için çok büyük mesafeleri aşman gerekir.

Yükselmek için hava gibi latif olmalı, ay kadar büyümelisin. Ancak o zaman güneşle perdesiz görüşebilirsin.

Öyle de seni yaratan zat sana isimleri, nitelikleri, fiilleriyle pek yakın.

Kalbini, beynini, sinirlerini, damarlarını yaratıyor, çalıştırıyor. Hâlbuki sen ondan sonsuz derecede uzaksın.

Hem kendinde hem de her yerde onun isimlerinin belirtilerini görüyorsun.

Yaratıyor, biçimlendiriyor, nimetler veriyor. Her varlık üstünde onun tesiri var. Her eser onun bir ayeti, alameti, nişanı. 

Kategori:
4 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun