Karun'un helakinin Hz. Musa (as)'ın istemesiyle olduğu doğru mudur?

Tarih: 28.09.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu bilgi Taberî tefsirinde (Kasas, 28/81. ayetin tefsiri) görmek mümkündür. İbn Abbas’a dayandırılan bu rivayete göre, Hz. Musa (as) İsrail oğullarına zekâtı bir vecibe olarak yükleyince, Karun bunu hazmedemedi ve onları bir araya toplayarak, “Ey İsrail oğulları! Musa şimdiye kadar size ne emrettiyse ona itaat ettiniz. Şimdi de mallarınıza el koymak istiyor..” dedi. Onlar “Sen bizin büyüğümüzsün, bize neyi emredersen onu yaparız.” dediler. Bunun üzerine Karun, “Bana falanca fahişe kadını çağırın, kendisine -istediği- miktarda bir mal verin ve Musa’yla birlikte olduğunu söylemesini sağlayın.” dedi ve bu emri derhal yerine getirildi.

Bu planın uygulanması için Karun Hz. Musa’ya gitti ve “gel de şurada -öğütlerini dinlemek üzere- toplanmış bulunan İsrail oğullarına biraz nasihatte bulun” diye ricada bulundu. Bunun üzerine Hz. Musa kalkıp oraya gitti ve “Ey İsrail oğulları! Bilesiniz ki, kim hırsızlık yaparsa onun elini keseriz. Kim birine zina iftirasında bulunursa onu kırbaçlarız. Kim de zina ederse -eğer evli değilse ona yüz kırbaç vururuz, evliyse ölünceye kadar kırbaçlarız/recmderiz” dedi. Bu fırsatı kaçırmak istemeyen Karun, “O kişi sen de olsan..?” diye sorunca, Musa: “Evet ben de olsam!” diye cevap verdi.

Bunun üzerine Karun “İsrail oğulları senin falanca kadınla birlikte olduğunu söylüyorlar.” dedi. Hz. Musa “Çağırın o kadını, eğer öyle bir şey derse o zaman dediği doğrudur.” dedi. Kadını çağırdılar geldi. Hz. Musa “Bunların iddia ettikleri gibi gerçekten ben seninle birlikte oldum mu?” diye sordu.. Kadın “Hayır, yalan söylüyorlar. Sana bu iftirayı atmam için bana para verdiler.” deyince, Hz. Musa hemen oracıkta secdeye kapandı...

Cenab-ı Hak ona vahiy ederek  “Bu gün yeri senin emrine verdim, istediğini ona emredebilirsiniz.” diye buyurdu. Bunun üzerine Hz. Musa (as) yere “Bunları yutuver!” emrini verdi. Her komutta yer onları biraz daha yutuyordu. Önce dizlerine kadar, ardından bellerine kadar, sonra boyunlarına kadar yutmaya başladı. Bu arada onlar Hz. Musa’ya yalvarıp yakarıyorlardı.

Ancak celalli olmakla meşhur olan Musa peygamber, onları tamamen yutması için yere emrini sürdürdü. Ve nihayet yerin dibini boyladılar. Bunun üzerine Allah Musa’ya vahiyle şunu bildirdi: “Benim kullarım sana bu kadar yalvardıkları halde sen onlara acımadın. Eğer onlar bana yalvarsalardı onlara yakın ve çağrılarına cevap verdiğimi göreceklerdi.” (Taberî, ilgili ayetin tefsiri).

- Hz. Musa’ya atılan bu çamur sadece onun şahsını değil, elçisi olduğu vahyi de lekedâr edecekti. Bu sebeple Hz. Musa, böyle büyük bir hıyanet ve cinayeti affedemezdi.

- Allah’ın affetmesine gelince; belki daha işin başında yalvarmışlar ki, daha ümitlerini kesmemişlerdi. Metinde “mucib/icabet eden olduğumu görürlerdi” şeklinde ifade edilmiş ki bu, affetme  anlamına gelmeye bilir. Çünkü, icabet etmek mutlaka dediklerini yapmak anlamına gelmez. Buna göre, Hz. Musa’nın onların seslerini duymazlıktan gelmesine karşılık, Allah onlarına bu çağrılarını duymazlıktan gelmeyip “ne istiyorsunuz?”diye cevap verecekti. Ama bu kadarcık bir icabet, onları affetme anlamına gelmeyebilir.

- Aynı rivayete yer veren Razî, bunu şöyle izah etmiştir:

Allah’ın “Eğer onlar bana yalvarsalardı” anlamına gelen sözlerinden anlaşılması gereken şeye, “onların daha önce yaptıkları iftiralarından vazgeçip tevbe ederek yalvarsalardı” şeklinde olmalıdır. Çünkü, Hz. Musa’nın onlara verdiği bu ceza Allah’ın izni dışında olamaz (Razî, ilgili ayetin tefsiri). Şunu da belirtelim ki, Razî  “eğer bu rivayet sahih ise”  kaydını koyarak bunun zayıf olduğuna işaret etmiştir. (a.g.y).

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun