Kabir azabı ve nimetinin olduğuyla ilgili ayet ve hadis var mıdır? Kabir azabı ve nimetine inanmamak, itikadı etkiler mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Ehlisünnet ve cemaatin akidesine göre,  kabirde insanlar Nekir ve Münker adında iki melek tarafından  sorguya çekileceklerdir. "Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe yahut cehennem çukurlarından bir çukurdur."(bk. el-Akidetu’t-Tahaviye,1/169; Ahmed b. Hanbel, el-Akide, s.64-76; el-lalekâî,  İtikadu ehli’s-sünne, 1/156, 158, 166-şamile).

İslam alimlerine göre, aşağıdaki ayetler ve hadisler kabir azabına işaret etmektedir:


 Konuyla ilgili ayetler:

a. “Onlar (Firavun ve taraftarları) sabah, akşam ateşin karşısına getirilirler. Kıyâmetin kopacağı gün de “Firavun ailesini en şiddetli azaba sokun!” denilir.”(Mümin, 40/46).

Bu ayet, firavun ve ona taraftar olanların iki yerde azaba tabi tutulacağını göstermektedir.

Birincisi, kıyamet gelmeden önceki azap. Hiç kuşkusuz bu kabir azabıdır, çünkü dünya ile ahiret arasında berzah/kabirden başka bir yer yoktur.

İkincisi: Kıyamet koptuktan sonraki en şiddetli azaptır ki, cehennemin azabından başkası değildir.

b. “Allah’a karşı yalan uyduranlardan veya kendisine bir şey vahiy edilmediği halde; “Bana vahiy olundu” diyen kimse ile “Allah’ın indirdiği gibi ben de indireceğim.” diyenden daha zâlim kim olabilir? Ölümün şiddetli sıkıntıları içinde bulunurken ve melekler ellerini uzatarak; “Haydi ruhlarınızı çıkartıp teslim edin, bugün Allah’a karşı haksız yere söylediklerinizden, O’nun âyetlerine karşı büyüklük taslamanızdan ötürü, alçaltıcı azâbıyla cezalandırılacaksınız.” derken o zâlimlerin hâlini bir görsen!”(Enam, 6/93).

Buharî’ye göre ayette geçen ve bizim “alçaltıcı azâp” diye tercüme ettiğimiz “azabe’l-hun”, kavramı aynı zamanda “hafif azap” demektir; bu ise şiddetli olan cehennem azabından önce kabirde olacak bir azap olduğunu göstermektedir.(bk. Buharî, Cenaiz, 87).

 c. “Biz o münafıkları iki kez cezaya çarptıracağız. (İlk cezadan) sonra müthiş bir azaba uğratılacaklardır.”(Tevbe, 9/101). Demek ki, ilk azap kabirde olur.

İmam Buharî bu üç ayeti kabir sorgusu ve azabı için delil olarak zikretmiştir.(bk. Buharî, Cenaiz, 87).

d. Abdullah b. Abbas’a göre, “Muhakkak ki o zalimlere  bundan başka azap da vardır.”(Tur, 52/47) mealindeki ayette de kabir azabına işaret edilmektedir.[bk. Beyhakî, İsbatu azabi’l-kabr (Kabir azabının ispatı), 1/63]

Kabir hayatını gösteren bazı hadisler:

Aşağıdaki hadis-i şeriflerden anlaşılacağı üzere,  Rabbimiz ve Peygamberimiz (asv) ile ilgili ilk sorgulama kabirde başlayacaktır.  Ve bu sorgulamanın sonucuna göre; “Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe yahut cehennem çukurlarından bir çukur olacaktır.”(bk. Tirmizî, Kıyamet, 26).

a.  “Ölü kabre konduktan sonra, Münker ve Nekir adında iki melek gelip Peygamber Efendimizi (asv)kastederek ‘Bu adam hakkında ne düşünüyorsunuz?’ diye sorarlar. Mümin kimse daha önce/ dünyada iken dediği gibi der: ‘O Allah’ın kulu ve resulüdür. Ben şahadet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur ve yine şahadet ederim ki, Muhammed Allah’ın kulu ve resulüdür.’ Melekler; ‘Senin böyle diyeceğini biliyorduk’ derler ve kabrini genişletip aydınlatırlar. Münafık -ve kâfir- kimse ise, bu soruya ‘Bilmiyorum’ diye cevap verir. Melekler  ona da ‘Senin böyle diyeceğini biliyorduk’ derler. Yere denilir, o da adamın kaburgalarını iç içe geçirecek şekilde onu sıkar ve kıyamete kadar orada azap çeker.”(Buharî, Cenaiz, 87; Tirmizî, Cenaiz, 70; -hadis meali özet olarak Tirmizi’den alınmıştır).

b. Ölünün defninden sonra ölüye telkin vermenin müstahap olduğuna dair rivayetler vardır. Telkinlerin başında Allah’ın rububiyeti gelir: Ölüye hitaben: “De ki: Rabbim Allah’tır, Dinim İslam’dır, Peygamberim Muhammed (a.s.m)’dir”(Neylu’l-evtar, IV/89).

c. Bera b. Azib anlatıyor: Hz. Peygamber (asv) buyurdu ki; “  ‘Allah iman edenleri hem dünyada hem ahirette  o sabit  söz üzerinde sağlam bir şekilde tutar”(İbrahim, 14/27)’ ayeti kabir sorgusu ile ilgili olarak nazil olmuştur.  Ona denilir ki; ‘Rabbin kim?’ o da ‘Rabbim Allah’tır, dinim Muhammed’in(a.s.m) dinidir.’ İşte ‘Allah iman edenleri hem dünyada hem ahirette  o sabit  söz üzerinde sağlam bir şekilde tutar’ ayeti bu sağlam söze işaret etmektedir.”(Müslim, Cennet, 73; Nesâî, Cenaiz, 114; Tirmizî, Tefsir, 14).

d. Tirmizî, İbn Mace ve Hakim’in rivayet ettikleri bir hadis-i şerifte ise şöyle bildirilmiştir:

“Kabir, ahiret menzillerinden ilk menzildir. Eğer kişi ondan kurtulursa, artık ondan sonrası daha da kolay olur. Eğer ondan kurtulmazsa, ondan sonrası daha da sıkıntılı olur."(bk. Kenzu’l-ummal, h. No: 42504).


e. Mülk Suresi: onu okuyana şefaat eder, onu kabir azabından kurtarır(bk. Mecmau’z-zevaid, 7/128; Suyutî, İtkan,II/194-198)

İlave bilgiler için tıklayınız:

Günahkârların kabirdeki hali nasıldır?

Kabir azabının çeşitleri ...

Ölen kimse dünya hayatıyla irtibat kurabilir mi?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorumlar

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.